@nikonturk / İnstagram

Mobil olarak paylaştığınız fotoğraflarınız instagramda bulunan @Nikonturk profilimizi etiketliyerek veya #Nikonturk etiketini kullanarak yüklediğiniz fotoğrafları paylaşıyoruz

Sebahattin Demir

Forum Editörü
  • İçerik sayısı

    565
  • Katılım

  • Son ziyaret

  • Gün Kazandı

    114
Seviye 4
246/500

Topluluk Puanı

246 Nikontürk Demirbaş

Sebahattin Demir Hakkında

  • Derece
    NT Ailesi
  • Doğum Günü Aralık 12

Profil Bilgileri

  • İkamet
    İzmir
  • Cinsiyet
    Erkek

Fotoğraf Bilgileri

  • Fotoğraf Makine Modeli
    Nikon D810
  • Fotoğraf Makine Modeli
    Olympus OM-D E-1 Mark II

Sosyal Ağlar

  • İnstagram
    demir.sebahattin
  • Web Sayfası
    https://500px.com/sebahattindemir

Güncel Profil Ziyaretleri

2.930 profil görüntüleme
  1. Merhaba, Sanırım siz de birçoğumuz gibi, makineyi alıp kullanma kılavuzuna dahi bakmadan hemen kullanmaya başlayanlardansınız Bahsettiğiniz problemi makinenizin Ayarlar > Fotoğraf Makinesi Ayarları bölümünden "Dosya numarası sırası" ayarıyla basitçe çözebilirsiniz. Kolay gelsin.
  2. Ne yapacağınıza, ne amaçla ve hangi lens(ler)le kullanacağınıza, sizin bilgi ve tecrübenize vs vs gibi bir çok nedene bağlı. Başlangıç seviyesindeyseniz işinizi fazlasıyla görecektir. İyi makinedir. Güle güle kullanın.
  3. Şöyle bir kamera; Böyle bir cevap için bana kızmayın lütfen, Eğer kızarsanız sorunuzu bir daha düşünün. Bu soruya nasıl bir cevap bekliyorsunuz? Saygılar.
  4. @Lal söylemez bey, Konu hakkında buradaki detaylı yazıyı takip edebilirsiniz. Saygılar.
  5. Ben manzara fotoğraflarımı genellikle "AF-S Nikkor 16-35mm f/4G ED VR" lensimle çekiyorum. Ve yine genellikle 24mm odak uzaklığında ve f/11 - f/18 diyafram aralıklarında çekim yapıyorum. Çünkü bu lensim en keskin sonuçları bu durumda veriyor bana. Gerekirse biraz daha yürüyorum kadrajımı 24mm'de oluşturmaya gayret ediyorum. Bu gibi fotoğraflarda önünüzde belirli mesafeden başlayıp, sonsuzun olabildiğince net olmasını istersiniz. Burada Hiperfokal kavramı devreye giriyor. Tamam, cep telefonumda bunu hesaplayan bir uygulamayla bunu öğreniyorum, uygulama kullandığımı odak uzaklığı ve diyafram için bir hiperfokal mesafe sonucu veriyor. Diyelim ki; - Lensim 24mm odak uzaklığında - Diyafram f/13 - Kullandığım gövde D810 bu durumda kullandığım uygulama sonsuzun da net olması için bana hiperfokal mesafemin 1.6m olduğunu söylüyor. Yani 1.6m'yi netleyip fotoğrafımı çekersem; kameramdan 0.8m (Hiperfokal mesafe / 2) ve ötesi sonsuza kadar net çıkar diyor, netlediğim mesafenin yarısı kadar bana olan kısım da net olur. Hiperfokal mesafeden daha uzak hangi noktayı netlersem netleyeyim, sonsuz hep net olacaktır. Bu durumda kameraya en yakın netlenen mesafe uzayacaktır, o kadar (HF / 2 kadardı). Hiperfokal mesafeden daha yakın bir uzaklığı netlemeniz ise sonsuzu netleyemeyeceğiniz anlamına gelir. Mesela, yukarıdaki örnekteki koşullarda hesaplanan HF mesafe 1.6m hesaplanmıştı, biz buna rağmen 1m'yi netlersek hesaba göre; Net olacak en yakın mesafe 0.617m (artık HF / 2 değil, HF mesafenin altındayız) En uzak net mesafe ise 2.628m olacak. Yani kameranızın 2.628m uzağında kalan kısım net olmayacaktır. Tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi, manzara fotoğrafı çekerken netleyeceğimiz mesafe çok önemli. Şimdi asıl soruya dönersek; HP mesafeyi hesapladık da, o mesafeyi nasıl netleyeceğiz? Bu zor bir durum gerçekten. Yanımızda hep metre mi taşıyacağız? Hadi metre taşıdık diyelim, o mesafeye kimi, neyi koyacağız da ölçüp çekeceğiz? Hele yalnızsak durum daha da vahim Ben bunu şu şekilde çözdüm: Demiştim ya, genellikle 16-35mm lensimi kullanıyorum ve genellikle 24mm odak uzaklığı ve f/11 - f/18 diyafram aralıklarında çekim yapıyorum diye. Evde makinemi üçayak üzerine monte ettim, Odak uzaklığımı 24mm ye getirdim, Duvara, tam göz hizama bir nesne astım, Önce f/11 diyafram ile başlayıp HF hesaplama sonucunda çıkan mesafeye gelene kadar duvara yaklaştım ve nesneyi netledim, Lensimin üzerindeki netleme halkasının o noktasını CD kalemi kullanarak diyafram değeri ile birlikte işaretledim. Aynı işlemleri f/13, f/16 ve f/18 için de yaptım. Lensim üzerinde 4 farklı işaretlenmiş nokta oluştu. Artık sahaya çıkıp manzara çekeceksem, hangi diyafram değerini kullanıyorsam netleme halkasını o noktaya getiriyorum, tabi ki "Manuel netleme" yapıyorum Dolayısıyla bu zahmetten kurtuldum. Lensimin üzerinde 4 tane nokta mevcut. "Ben lensimin üzerinde böyle kalıcı şeyler yapmam" derseniz, buyrun metre orada, mikrofon sizin Saygılar.
  6. Manzara fotoğrafçılığında sıkça yapılan yanlışlar Nerede okudum tam hatırlamıyorum çok meşhur bir manzara fotoğrafçısı özetle şöyle bir şey diyordu; “Fotoğrafını çekeceğim yeri defalarca gezerim, ortamdaki kokuyu içime çeker, sesleri dinlerim. Ortamın sıcaklığını, yerine göre soğukluğunu içimde hissetmeye çalışırım. Tüm bunları özümsediğimi hissettiğimde setimi kurar, fotoğrafımı öyle çekerim”. Hani bir manzara fotoğrafı izlerken kendinizi sanki o ortamın içindeymiş gibi hissedersiniz ya, işte o fotoğraf böyle bir duyguyla çekilmiş fotoğraf olsa gerek. Cunda, Ayvalık - Aşıklar Tepesi Nikon D810, 70-200mm f/2.8, f/5.6, 1/500sn, ISO 640 Ben de gittiğim yerlerde buna özen göstermeye çalışıyorum, fakat benim çektiğim fotoğrafları izleyen birinde bu duyguyu hissedene henüz rastlamadım . “Ben bir amatörüm, zaten asıl mesleğim de bu değil, ne buna vaktim var ne de öyle yerlere gidecek fırsatlarım” diyerek işin içinden çıkabilirim pekala. Hayır öyle yapmayacağım. Evet ben bir amatörüm bu doğru. Madem ki bu işi amatörce bile olsa bir hobi haline getirdim, şimdiye kadar yüzlerce kitap, dergi, binlerce makale okudum, sayısız video seyrettim; o zaman bunun hakkını vermeliyim. En azından bunu kendime göstermeliyim. O nedenle son zamanlarda bu işte usta duayenler ile temastayım. Bu kararımda doğru bir yolda olduğumu, beni ve yaptığım asıl işi öğrendiklerinde, onlara “sizin yanınızda çırak olmak istiyorum” dediğimde şaşkınlıkla bana bakmalarından anlıyorum. Şimdiden birkaç program yaptık, bakalım göreceğiz. Sonucu buradan sizinle paylaşırım. Mostar Köprüsü | Nikon D800, 24-70mm f/2.8, f/5.6, 1/500sn, ISO 100, LEE ND soft Grad 0.6 filtre Hata yapmaktan korkma … Her işte olduğu gibi iyi bir manzara fotoğrafının da sonuna kadar dikkatli bir şekilde hazırlanması gerekiyor. Ancak önümüze genellikle birçok sorun çıkıyor. Bu makalenin amacı; en çok karşılaşılan yanlışlar (tuzak mı demeliyim) ve bunlardan kaçınmanın yöntemleri hakkında birlikte fikir üretmek, bildiklerimizi ve deneyimlerimizi paylaşmaktır. Listeye geçelim mi? Yanlış 1 Ufuk çizgisinin eğik olması Çoğu manzara fotoğrafı bir ufuk içerir. Arazi ve gökyüzünü bölen çizgi yoksa bu fotoğraflar genellikle perspektif açıdan derinlik hissi uyandırmadığından çok dikkat çekici olamıyabiliyorlar. Ufuk çizgisi illa ki yatay olmak zorunda değil. Öyle bir kadraj oluşturursunuz ki, dik bir kayalığı, ya da ulu bir ağacı çekeceksinizdir. Ağacın dikey eksende eğri olması yapılan bir yanlıştır. Ufuk çizgisinin doğru olduğundan emin olmamızın birkaç yolu var: Artık çoğu DSLR gövdelerde (bazı kompak gövdelerde bile) vizör kılavuz çizgileri seçeneği mevcut. Vizörü yatay ve dikey çizgiler ile karelere bölen bu özelliği aktif etmek çok yardımcı olacaktır (bu ayar Nikon D810’daki “d7: Vizör kılavuz çizgi ekranı” ayarıdır”). Sanal ufuk çizgisi: Daha yeni, daha üst seviye kameralar çoğunlukla dahili bir sanal ufuk çizgisine sahiptir. Aktif edildiğinde kameranın içinde bulunan denge algılayıcısı kameranın yatay pozisyonunu gösterir. Bir su terazisi mantığıyla çalışır (Nikon D810’da “Ayarlar menüsü” altında “Sanal ufuk” ayarıdır. Fotoğraf makinesi sola veya sağa eğilmemişse, yuvarlanma referans çizgisi yeşile döner, öne veya arkaya eğilmemişse ekranın ortasındaki nokta yeşile döner). Eğer bir üçayak (tripod) kullanıyorsak, kaliteli üçayakların hem gövdesinde ve hem de başlıklarında su terazisi mevcuttur. Buradan da ayarlama yapabiliriz. Bunlardan hiçbirine sahip değilsek, ya da bunlara rağmen fotoğrafımızı eğik çektiysek, bunu fotoğrafımızı düzenleyebileceğimiz Photoshop, Lightroom vb gibi uygulamalar ile de düzeltebiliriz. Bu durumda, düzeltme açımıza bağlı olarak fotoğrafımızı kenarlardan kırpmak zorunda kalacağız. Yanlış 2 Ufuk çizgisini merkezde konumlandırma Başlangıçta her fotoğrafçı ufuk çizgisine kadrajının tam ortasında yer verme eğilimindedir. Bazı özel durumlarda bu yapılabilir. Ama çoğunlukla kompozisyonlar, 1/3 kuralına göre düzenlendiğinden, yani ufuk üstte birinci veya altta üçüncü bölgede konumlandırıldığında fotoğrafımız daha ilginç ve dikkat çekici olur. Eğer kompozisyonumuzda mükemmel bir simetri yakalamışsak kasıtlı olarak bu kuralı kırabiliriz. Yanlış 3 Göz seviyesinde çekim yapma Çoğumuz, elimize makinemizi aldığımızda ayakta ve göz seviyemizde fotoğraflar çekeriz. Kompozisyonumuza daha ilginç bir boyut kazandırmak için, şartlar uygunsa bir tepeye tırmanmayı deneyebilir veya yere yakınlaşmayı deneyebiliriz, diz çökün, uzanın. Manzara çekimine giderken üzerinize rahat ve yırtılıp sökülmesine üzülmeyeceğiniz kıyafetler giyerek gidin demiş miydim Yanlış 4 Kötü netleme veya yanlış yeri netleme Tamam, kadrajımızda gökyüzü ve dağlar güzel görünüyor, ancak bir fotoğraf yalnızca arka plandan oluşmaz (bazı durumlarda oluşabilir). Fotoğrafımızın izleyicisinin ilgisini çekmesi için bir netleme noktasına ihtiyacı vardır. Bu her şey olabilir; ilginç bir ağaç, tekne, iskele, kulübe... Bir manzara fotoğrafı temel bir konusu olmadan tamamlanmamış sayılır. Keskin, net bir sabit objektifimiz varsa, parlak bir günde, küçük bir diyafram ve düşük bir ISO ile hızlı enstantane hızı kullansak bile, kamera doğru noktaya odaklanamadıkça iyi sonuçlar alamayabiliriz. Bu durum, sığ bir alan derinliği için geniş bir diyafram kullanıldığında daha da önem kazanır. Odakta hafif bir yanlış hesaplama, nesneyi odak düzleminden tamamen dışarı atabilir. Fotoğrafçılar çoğu zaman kameralarını “Otomatik alan AF modunda” bırakırlar. Bu mod, kadrajımızda nereye odaklanılacağı konusunda karar için en iyi noktaları makinemizin seçimine bırakır. Modern kameralar bu konuda genellikle iyi sonuçlar çıkartırlar, özellikle de konu çerçevede belirginse. Bununla birlikte, daha karmaşık kompozisyonlarda kameramızın kafası karışabilir ve yanlış yerler üzerinde yoğunlaşabilir. Ben uzunca bir süredir (o kadar uzun olmuş ki zamanını unuttum, cidden) “Tek nokta AF alan” modunu kullanıyorum. Spor ve aksiyon için elbette “Dinamik AF alan mod”larını kullanıyorum. Yanlış 5 Karmaşık arka plan Ana konumuzun arkasında neler olduğuna dikkat etmemiz gerekiyor. Arka plan unsurları kompozisyona bir şey katmayacaksa onları mümkünse kadrajımızdan çıkartmalıyız. Her bir öge arasında ayrım yapmaya özen göstermeli ve görsel olarak birbirine karışmasına izin vermemeliyiz (yani, iki veya daha fazla ağaç birleşerek yeşilimsi bir karmaşa içerisine girerse). Hele ki bu nesneler arkadan aydınlatılmış veya siluetlenmiş olurlarsa bu daha da sorun olur. Yanlış 6 Boyutların olmaması Bir fotoğraf gerçekte iki boyutlu bir görüntü olsa da, güçlü bir manzara kompozisyonu etkileyici bir derinlik hissi verir. Çekimimizi ayarlarken çerçeveyi ön planda, orta yerde ve arka planda doldurmaya ve bu şekilde katmanlamaya çalışmalıyız. Yanlış 7 Boş bir gökyüzü Sanırım sadece fotoğrafçı şapkamızı giydiğimizde masmavi bir gökyüzünden şikayet edebiliriz! Bunun nedeni, bulutların her zaman sahnemizi geliştirmesi, bir hava katması ve kötü hava şartlarının en çarpıcı fotoğraflarını üretebilme imkanı sunmasıdır. Peki hiç bulutsuz masmavi bir gökyüzünde fotoğraf çekemeyecek miyiz? Elbette çekebiliriz, bu durumda, gökyüzüne kadrajımızda daha az yer vereceğiz ya da o kısmını kırpacağız. Yanlış 8 Kötü Işık Kötü olan bir doğal ışık türü elbette ki yoktur. Ancak kötü ışıkları olan fotoğraflar vardır! Her ışık türünden en iyi şekilde nasıl yararlanacağımızı anlamak, her tür ışığın altında iyi fotoğraflar elde etmemize yardımcı olacaktır. Nasıl yaklaşacağınıza karar vermeden önce sahnenizdeki ışık koşullarını dikkatlice düşünmeliyiz. Güneş çıktıysa, yanal olarak oluşturulan gölgelerden ve dokularından yararlanmak için güneşi kameramızın sağına veya soluna yerleştirmeliyiz. Güneş tam önümüzde ise, sahneniz arkadan aydınlanıyor olacaktır ve bu durum bize dramatik siluetler oluşturabilmemiz için şahane fırsatlar sunar. Güneş arkamızda olursa, sahnenin fotoğraflanması daha zordur. Çünkü doğrudan ışık sahnenin süzülmesine, detayların kaybolmasına neden olur. Bu durumda gölgede kalan bölgeleri veya fotoğrafımızdaki konularını değiştirmeyi düşünebiliriz. Güneş yoksa ve gökyüzü parlaksa (ışıklıysa) yakın çekim yapmak için ideal yumuşak ışık koşullarını kullanabiliriz. Yanlış 9 Nefes alacak alan (kaçış alanı) yok Çerçevemizin kenarlarına dikkat etmeli ve herhangi bir nesnemizin kesilmediğinden emin olmalıyız. İzleyicisine soluk ardırmak için kenarlarda biraz boşluk bırakmak iyi olacaktır. Yanlış 10 Patlamış ışıklar Manzara fotoğraf sahnelerinde gökyüzünün ön plana göre belirgin bir şekilde daha parlak olması çok yaygındır. Kadrajımızı oluştururken, kameramız tüm sahneyi esas alarak pozlamayı hesaplar ve genellikle gökyüzü tamamen beyazlaşır. Bu, "patlayan gökyüzü" olarak bilinir. Bu patlayan bölgelerdeki beyaz pikseller veri içermediği için bu problem ne yazık ki sonradan yazılımsal olarak düzeltilemiyor. Fotoğrafımızı çektikten hemen sonra LCD ekranda patlamış bu alanları görmek için “Resim görüntüleme”ayarlarımızı değiştirmeliyiz. Bu özelliği nasıl etkinleştireceğinizi bulmak için fotoğraf makinesi kullanım kılavuzunuzu kontrol edin. Bence manzara fotoğrafı çekmekten hoşlanıyorsanız mutlaka ND filtreleriniz olmalıdır. Çünkü karşınıza yukarıdaki gibi bir durum her zaman çıkacaktır. O nedenle tüm filtre setimi mutlaka yanımda bulunduruyorum. Örneğin, yukarıdaki gibi parlak bir gökyüzü, suya yansıyan güneş ışığı, karanlıkta kalmış bir ön plandan oluşan bir sahneyi, ne yaparsanız yapın doğru pozlama ile tek karede çekemeyeceksiniz. Bu durumda HDR tekniğini deneyebilirsiniz. Ya da filtre kullanacaksınız. “Ben filtre kullanmıyorum, bunu fotoğraflarımı işlerken yazılımsal filtrelerle hallediyorum” diyebilirsiniz. Veri içermeyen beyaz ya da çok karanlık pikselleri ne yapacaksınız, oralardaki detayı nasıl geri getireceksiniz? Elimdeki tüm filtre setimi kullanarak ve HDR tekniğini de uygulayarak yapacağım bir çekimin tüm detaylarını, çekmiş olduğum fotoğraflarla birlikte adım adım anlatacağım bir yazı hazırlığı içerisindeyim. Bittiğinizde sizlerle buradan paylaşacağım. Yanlış 11 Düşük enstantane hızı Eğer eliniz benim gibi çok titrek değilse bulanık fotoğrafın bir numaralı suçlusu bence budur. Bir saniyeliğine kusursuz bir şekilde kıpırdamadan durabileceğinizi düşünebilirsiniz, ancak sizi temin ederim ki bunu dünyada yapabilecek çok az insan vardır. Elde çekim yaparken kamera sarsıntısının neden olduğu bulanıklığı önlemek için şu kuralları hatırlayalım; Enstantane hızımız en az objektifimizin odak uzaklığı kadar olmalıdır. Yani, 60 mm objektif kullanıyorsak, pozlamamızın en az 1/60 saniye olması gerekir, 200 mm'lik bir objektif ile en az 1/200 saniye olmalıdır. Önceden de belirttiğim gibi, elimin titrek olması nedeniyle ben bu değerlerin 2 katını uyguluyorum. Yani 60mm objektif ile en az 1/120sn enstantane ile çekim yapıyorum. Kamera sarsıntısı, telefoto uzunluğunuz büyüdükçe artacaktır, bu nedenle daha geniş açılı objektiflerde sarsıntı etkilerini daha az hissedersiniz. Kendi sınırlarınızı bilmek önemlidir. Elde titretmeden çekim yapabileceğiniz kişisel en düşük enstantane hızınızı belirleyin. Fotoğraf makinenizi “S” enstantane öncelikli moda alın ve önce 1/1500 sn ayarlayın, çekime başlayın. Sonrasında belirli aralıklarda 1/30 saniyeye kadar azaltarak çekime devam edin. Bilgisayarınızda kontrol edin. Görüntülerdeki bulanıklığı fark etmeye başladığınız yer sizin sınırınızdır. Benim sınırım 1/125 saniye. Bazı lensler ve kameralar, özellikle daha uzun odak uzaklığıyla birlikte titreşim önleme (VR) teknolojisine sahiptir. Titreşim önleme özelliği, minimum obtüratör hızınızı yaklaşık üç durak yavaşlatmanızı sağlar, yani titreşim önleyici sisteme sahip 60mm VR objektif enstantane hızını kamera sarsıntısı olmadan saniyenin 1/8 saniye seviyesine kadar düşürebilir. Yanlış 12 Üçayak (Tripod) kullanmamak Fotoğraf makinesi sarsıntısıyla karşılaşıyorsak ve daha hızlı enstantane hızı kullanamazsak (düşük ışık koşullarından dolayı) veya hızlı bir enstantane hızını kullanmak istemiyorsak (çerçeve içinde bir şey bulanıklaştırmaya çalışıyorsak) o zaman kameramızı bir üçayak veya tekayak (monopod) ile sabitlememiz gerekecektir. Yanlış 13 Yanlış kamera tutma tekniği Bu konuda önerilen teknik şöyledir: Ayaklarınızı yanlara doğru biraz açın, bir ayağınızı bir adım ileri atın ve vücudunuzu sağdan sola ve önden arkaya sabitlemek iyice dik duruma getirin. Objektifi alttan tutarak kamerayı sol elinizle destekleyin, kameranızı sağ elinize alın ve deklanşör düğmesine hafifçe basın. Dirseklerinizi göğsünüze sıkıca yaslayın. Kamerayı yüzünüze yaslamak sabit kalmanıza yardımcı olacağından, canlı görüntü (liveview) ekranı yerine vizörü kullanın. Nefes alın, fotoğrafınızı nefesinizi verirken çekin. Yanlış 14 Diyafram çok açık Diyafram değeri önden arkaya alan derinliğini belirlediği için fotoğrafımızın netliği üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Bir mercek odaklanırsa, odak düzlemi olarak bilinen belirli bir mesafeye kilitlenir. Odak uzaklığımız, örneğin 15 metredeyse, kameradan 15 adım uzaktaki her şey maksimum net olur ve önündeki veya arkasındaki şeyler bulanıklaşmaya başlar. Bu efekt miktarı diyaframın yapısına da bağlıdır. F/2.8 gibi geniş bir diyafram kullanırsak, alan derinliği çok sığ olacaktır. Bu efekt, daha uzun odak uzaklığındaki objektifler için uygun olabilir. Bu nedenle, bir telefoto objektif kullanıyorsak ve diyaframımız f/2.8 ise ufak bir cetvel şeridini net bir şekilde netleyebiliriz. f/11 veya f/18 gibi kısık bir diyafram kullanırsak, alan derinliği daha büyüyecektir, bu nedenle görüntüdeki net ve keskin alanlar daha fazla olacaktır. Doğru diyaframı seçmek, oluşturmak istediğimiz görüntü türüne bağlıdır. Genel olarak, çerçevedeki her şeyi olabildiğince keskinleştirmeye çalışıyorsak, kısık bir diyafram kullanmayı denemeliyiz (f/11 veya f/18 gibi veya daha büyük bir f sayısı). Bununla birlikte, kısık bir diyafram kullanarak, ışık kaybını telafi etmek için daha yavaş bir enstantane hızı kullanmamız gerekecektir. Bu durum “Yanlış 11” kısmında anlattıklarımıza neden olabilir. Bu nedenle bu gibi durumlarda bir üçayak kullanmamız gerekebilir. Yanlış 15 Doğru Netleme modunu kullanmamak Gözlerimize ne kadar güvensek de özellikle belirli bir yaştan sonra problemler yaşayabiliriz. Eğer gözlük kullanıyorsanız muhtemelen otomatik netleme kullanıyor olmalısınız. Günümüzde kameralar artık bu konuda oldukça sofistike ve gelişmiş AF sistemleriyle çok doğru şekilde netleme yapabiliyorlar. Fakat yetersiz ışık koşullarında netlemekte zorlanabilirler. Böyle durumlarda netlenecek alanı yardımcı bir ışık kaynağı ile ışıklandırıp ardından netlemeyi yapmak uygun olacaktır. Otomatik netlemenin büyük bir savunucusu olmama rağmen, manuel odaklamanın çok kullanışlı olduğu belli zamanlar olduğunu belirtmem gerekiyor. Fotoğraf makinemizi üçayağa bağlayıp, çok sığ bir alan derinliği elde etmek için geniş bir diyafram kullanıyorsak ve çerçevemizdeki en önemli şeyin keskin olduğundan emin olmak istiyorsak manuel odaklamaya geçmeli ve LCD zoom işlevini kullanmalıyız. Yanlış 16 Yanlış AF Alan modu kullanmak Kameralar genellikle üç ana netleme modu (AF modu) bulunur: 1. AF-S veya Tek-çekim AF; Durağan nesnelerin çekiminde kullanılması amaçlanmıştır. 2. AF-C veya Sürekli otomatik odaklama; Hareketi izlemek için özel olarak tasarlanmıştır. Bu nedenle hareketli nesnelerde kullanılmalıdır. Nesne sabit biz hareketli olabiliriz, bu durumda da bu modu tercih etmeliyiz. 3. AF-A veya Otomatik mod; Makinemiz sahneyi okur ve ilk iki moddan hangisini kullanması gerektiğini kendisi belirler. Bir nesneni fotoğrafını çekerken, sizin veya nesnenizin hareketli olup olmadığınıza uygun netleme modunu seçin. Yanlış 17 Kirli bir objektif veya objektifinize takılı kalitesiz bir filtre kullanmak Objektifimizde büyük bir leke varsa, imajımızın netliğini etkileyecektir. Aynı şekilde, objektifimizin önünde ucuz bir plastik filtre takıyorsak bu da görüntü kalitesini düşürecektir. Eğer devamlı olarak bir UV filtresi kullanıyorsanız, UV filtrenizin kalitesinin fotoğraflarınızı olumsuz etkileyip etkilemediğini görmek için filtre olmadan birkaç çekim yapmayı deneyebilirsiniz. Yanlış 18 Kalitesiz objektif kullanma Bulanık görüntüler söz konusu olduğunda, bu konu bence listenin hep en sonundadır. Yeni başlayanlar için bulanık fotoğrafların baş sorumlu olarak kullandıkları objektifleri göstermesi en yaygın olanıdır. Ancak bu çok nadiren gerçek nedeni oluşturur. Elbette objektif kalitesi bir fark yaratır.. Objektif kalitesi, optik sapmaları odaklamak, yakınlaştırmak ve düzeltmek için genellikle hassas bir şekilde hizalanan birkaç camdan oluşan kamera lensinin içindeki malzeme ve yapılara birebir bağlıdır. Bazı mercekler diğerlerinden daha keskindir veya diğerlerinden daha iyidir. Bazı mercekler merkezde keskin olabilir, ancak köşeler ve kenarlar bulanıklaşır. Bazıları belirli diyafram açıklıklarında berrak fakat bazı açıklıklarda biraz bulanıktır. Bazı lensler kontrast noktaları etrafında renk saçılmalarına neden olur. Her mercek, yaptığınız iş türüne yararlı olabilecek veya benzersiz bir karaktere sahiptir. Ayrıca, her objektifin en iyi performansı elde ettiği belli bir "ideal diyafram" değeri vardır. Bu genellikle diyafram değerinin ortasında olan, f/8 veya f/11 civarındadır. En net görüntü kalitesi için, sabit odak uzaklığında olan objektifler genellikle değişken odak uzaklıklılara (zoom objektif) göre başarılıdır. Çok amaçlı bir zoom objektif yerine iki veya üç sabit odaklı objektifi taşımak her zaman mümkün olmayabilir, ancak zoom objektiflere göre kıyasla daha basit yapıları sayesinde, en ucuz sabit odaklı objektif bile çok keskin sonuçlar üretebilir. Yanlış 19 Fotoğrafları çekim sonrası işlememek Çoğu yeni fotoğrafçı, çektiği fotoğrafları gerçekten işleyip işlemeyeceğine karar veremiyor. Tıpkı başlangıç yıllarımdaki BEN gibi. Ben de o yıllarda fotoğraflarını işlemden geçirmeden yayınlamayan birçok arkadaşıma ve profesyonele itiraz ederdim. Hatta bir seferinde oldukça önemli bir fotoğrafçının kişisel sergisinde neden bu kadar çok photoshop müdahelesi yaptığını, bence fotoğrafın çekim aşamasında bitirilmesi gerektiğini, çok bilmiş bir edayla söylediğimi hatırlıyorum. Şu cevapla kendime geldiğimi hiç unutamıyorum: “Acaba siz Photoshop kullanmayı bilmiyor olabilir misiniz?” Evet, bir bilgisayar mühendisine bu sorulmazdı, ama ben gerçekten de merak edip Photoshop kullanmayı öğrenmemiştim. O zamanlarda internet ortamı bu denli faal değildi, Youtube gibi ortamlarda materyal pek yoktu. Hemen Beyoğlu’nda bir kitapçıya gittiğimi ve tuğla gibi Photoshop kitapları aldığımı unutmuyorum. Bu işin acemileri fotoğraflara müdahelenin bir hile olduğunu savunurlar. Bence değil. Ne yani eski film günlerinde fotoğraf makineden çıktığı gibi mi tabledilip bize veriliyordu sanıyoruz. Elbette onlar da filme müdahele ediyorlardı. Günümüzün eski film günlerinden farkı, fotoğraf işleme işini şu anda laboratuar teknisyeninin değil, bizim yapabiliyor olmamızdır. Fotoğraflar her devirde işlenmiştir. Onları işlememek, tamamlanmamış bir negatife bakmak gibidir. Fotoğrafları işlerken dikkat edilmesi gereken birkaç temel şey: Beyaz dengesi Kontrast Renk doygunluğu Renk satürasyonu Gölgeler Netlik Berraklık, ışık Yanlış 20 Çektiğimiz fotoğrafları eleştirmemek Fotoğrafçılığa başladığımızda kendi eserimizi eleştirmemiz ve nasıl iyileştirileceğini anlamamız zor oluyor. Her bir eserimize eleştirel bir gözle bakarak nasıl iyileştirilebileceğini düşünmek bizi şimdikinden daha iyi bir fotoğrafçı yapar. Özellikle şu önemli faktörleri göz önünde bulundurulması önerilir: Netleme Perspektif Ana konu Arka plan Işık Pozlama Renkler Kontrast İşleme Daha iyi bir fotoğrafçı olabilmeniz için fotoğraflarınızı değerlendirmede yardım istiyorsanız, fotoğraf kulüplerine katılmayı düşünebilirsiniz. Ben İzmir’de İFOD, ArtLENS gibi fotoğraf kulüplerine üyeyim ve gelişme açısından çok faydasını görüyorum. Bu gibi ortamlarda aylık dersler ve ödevler alıyorsunuz ve fotoğraflarınız hakkında profesyonel fotoğrafçılar da dahil olmak üzere topluluktan kaliteli geribildirimler alıyorsunuz. Destekleyici bir öğrenme ortamında daha bilinçli bir fotoğrafçı olmanıza yardımcı oluyorlar. Eleştirilmeye pek tahammülü olmayan bir yapıya sahipseniz bunu yapmamanızı öneriyorum. Çünkü, özellikle ustalar fotoğraflarınızı bazen öyle eleştiriyorlar ki, ağlarsınız Bu konuya katkı sağlayabilecek daha birçok görüş ve öneriler olduğunu biliyorum. Lütfen sizler de bu görüş ve önerilerinizi bizlerle paylaşın. Işığınız bol olsun.
  7. Değerli dostlar, Bu platformdan da sıkça belirttiğim gibi; doğa, seyahat ve sokak fotoğrafçılığından hoşlanıyorum. Kendimi geliştirmek adına çokça okumaya, ustalarla birlikte olmaya gayret ediyorum. Bu süreçte yaptığım birçok yanlışı da gözlemleme fırsatı buluyorum. Farkedebildiğim bu yanlışları burada sizinle paylaştım. Bu konuya katkı sağlayabilecek daha birçok görüş ve öneriler olduğunu biliyorum. Lütfen sizler de bu görüş ve önerilerinizi bizlerle paylaşın. Saygılar.
  8. Üniversite yılları dahil uzunca yıllar İstanbul kahrı çektikten sonra İzmir'e yerleşen şanslı İzmir'lilerdenim. Seferihisar Sığacık'ı bilenler bilir. Daracık sokaklardan oluşan çok şirin popüler bir yerdir. Aynı zamanda fotoğraf tutkunları için iyi malzemeler verir. Sıkça yaptığımız gibi iki hafta önce hafta sonu eşimle yine Sığacık'a gittik. Yanıma D810 gövdemi ve ona takılı 70-200mm lensimi aldım. Başka bir lens almadım yanıma. Şimdi durup benim o halimi bir düşünün, elimde büyük bir gövde ve onun önünde bazuka gibi bir lens. Beni görenler şöyle bir saygıyla kenara çekiliyorlardı . Pek çoğu da ya dalga geçmiştir ya da "görgüsüze bak" demiştir herhalde !.. Burayı daha önce sıkça gezmiştim ve hep geniş açılarımla, en fazla 24-70mm ile gitmiştim. Tamam, bu lensler ile (en azından beni) tatmin eden fotoğraflar çekmiştim. Ama inanın son seyahatimdeki 70-200mm ile çektiklerim kadar beni tatmin eden olmadı. Yeri geldi 70mm kullandım, yeri geldi 200mm hayat kurtardı. Alın işte, 70-200mm de gayet iyi bir seyahat lensi olabiliyormuş. Bu işler gerçekten de para ve zevk işi. Ekipmanınızı ve kendi zevkinizi iyi tanıdıysanız problem yok. Kesenize göre bir ekipman oluşturup, gayet mutlu mesut fotoğraflar çekebilirsiniz. Bu makaleyi yazmak istememin asıl amacı da buydu zaten. Aslında konun özeti şu; önce kendinizi ve kabiliyetlerinizi basit bir donanımla tanıyın, ardından kendi ihtiyaçlarınız doğrultusunda bilinçli yatırımlar yapın. Çünkü bu işin sonu yok. Saygılar.
  9. @neehot bey, "Acımasız gerçek şu ki, ne karar verirseniz verin, diğer objektife ihtiyaç duyacağınız zamanlar hep olacak " Bence bu cümle tam size göre olmuş Saygılar.
  10. @fotografcekimtekniklerii , Açıklamalar için teşekkürler. bu açıklamalardan sonra durum netleşti şimdi. Evet, bizler de dahil bu hobiye yeni başlayanlar, ilk başlarda saçma sapan alışverişler yaptık, yapıyoruz da. Ama ekranda gördüğü tek bir fotoğraftan "Ben bunu çeken makineyi almak istiyorum" diyene bizzat şahit oldum dediğiniz için söylemiştim o sözü. Kaldı ki, sonradan yaptığınız açıklamada olayın böyle olmadığı, müşteri adaylarının öncesinde belirli araştırma yaptıkları ve sizlerin de onları fotoğraf video gibi araçlarla yönlendirmeniz sonucu böyle davranıyor olmaları elbette normaldir. Ötekileştirme deyiminiz benim amacımı izah etmiyor. Ne böyle bir amacım olur, ne de düşüncem. Saygılar.
  11. Ne genelleme yapmayı severim, ne de böyle örneklerin arkasından gitmeyi. Avrupa'daki bir yetkili bu hatayı yapmaz sanırım demişsiniz. Yapar, hemde öyle yapar ki. Size bunlarla ilgili sayısız örnek gösterebilirim. Bizzat Bill Gates'in yaptığı Microsoft lansmanında ekranda rakip firmanın yazılımının sizin deyiminizle "kabakk" gibi göründüğünü gözlerimle görmüştüm. Keşke elimizde bir satış-ölçer-metre olsa da, bahsettiğiniz bu hatanın Nikon'a ne kadar satış kaybettirdiğini ölçebilseydik. Sonuç hiç sizin tahmin ettiğiniz gibi olmazdı emin olun. Evet bu tip şeyler elbette ki önemlidir. Koskoca Nikon Türkiye'nin Yetkili Eğitmenine hiç yakışmamış. Canlı şahidi olduğunuz, ekranda gördüğü bir fotoğraftan dolayı gidip o marka makineyi satın alan kişiyi merak ettim doğrusu, demek ki böylesi de varmış. Saygılar.
  12. @hüseyin özdemir bey, Süper katkılarınız için çok teşekkür ederim. Her satırının altına imzamı atarım. Saygılar.
  13. Değerli dostlar, Bu forum dahil yerli yabancı birçok forumda hep aynı klasik soru sorulur; "Bir sonraki lensim ne olmalı ya da hangi lensi almalıyım?" Fotoğraf hobisi olan herkes gibi benim de problemim olan bu konuda geçirdiğim evreyi ve düşüncelerimi burada açıklamaya çalıştım. Sizler de düşünce ve yorumlarınızla katkıda bulunur musunuz? Malum; bilgi paylaştıkça çoğalıyor. Saygılar
  14. Bir sonraki objektifim ne olmalı? Doğayı ve seyahat etmeyi seven benim gibi birçok fotoğraf gönüllüsünün en yaygın sorulardan biri "Bundan sonra hangi objektife sahip olmalıyım?" tarzında sorulardır. Bu tip sorular, bu forumda, YouTube videolarında ve bilinen hemen her fotoğraf forumunda sıklıkla karşımıza çıkar. Genellikle yeni bir objektif alma sorusu ortaya atıldığında internet üzerinde birçok uzman(!) bunlara yanıt vermeye çalışır. Bununla birlikte çoğu kez bu görüşler, ya mesnetsiz bilgiler içerirler, ya da belirli bir marka ve modele atıfta bulunurlar, onu öne çıkartmaya çalışırlar. Gerçekten doyurucu olduğuna inandığınız bilgileri verenler de o bilgileri kendi gerçekliklerine göre aktarırlar. Ama ne O Siz’dir, ne de Siz O’sunuz. Yani, dikkatli olmakta fayda var. Ben konunun uzmanı değilim. Ve sizlere şu objektif en mükemmelidir, onu alın diyemem. Aslına bakarsanız, "Sahip olunması gerekenler listemde” hangi objektife karar vereceğim konusunda artık bir problem yaşamıyorum. Bu işe ilk başladığınızda doğal olarak çok kötü fotoğraflar çekiyorsunuz. Sizinkiler kötü değil miydi? Tamam, benimkiler çok kötüydü. Bu durumda bizler (siz iyi fotoğrafları olanlar hariç ), bu kötü fotoğrafların suçunu, ya kullandığımız kameraya, ya da elimizdeki o berbat (!) kit objektife atma eğilimindeyizdir. Sonra, okumaya, araştırmaya, çektikçe deneyim kazanmaya başladıkça bu sitenin mottosu olmuş o sihirli cümleyi kurmaya başlarsınız; Fotoğrafı önce göz, sonra lens, sonra makine çeker! Evet, şu geldiğim durumda, sahip olduğum azıcık bilgi birikimimle bu motto bence tamamen gerçek. Hatta bence Göz-Lens-Makine arasında 100 üzerinden puanlama yap deseniz sırasıyla; 50-30-20 derim. İyi bir fotoğrafçı gözünüz varsa zaten iyi bir fotoğrafı garanti etmiş olursunuz. Çünkü, aslına bakarsanız, elinizdeki makine ve objektif hangi marka ve model olursa olsun, en kötüsüyle bile “waaaw” dedirtecek fotoğraflar çekebilirsiniz. Bunun örnekleri o kadar fazla ki, burada değinmeye gerek bile yoktur sanırım. Benim için yeni bir cam(!) almanın nedeni biraz pragmatik bir şey. Yeni bir optik için para yatıracaksam, gerçekten ona ihtiyacım var mı diye bakıyorum. Bu yeni objektif ile şimdi yapamadığım neyi yapabileceğim, ona odaklanıyorum. E tabi mühendis geçmişim teknik verilere bakmaktan ve bu konulardaki ciddi sitelerin makalelerini okumaktan beni alıkoymuyor. Sahip olduğum en uzak odaklı objektifim “AF-S Nikkor 70-200mm f/2.8G ED VR II”. Doğada, özellikle vahşi yaşam, kuş fotoğrafçıları için bu odak uzaklığı çok yetersiz kalabilir. Ama ben ne kadar ve kaç kez böyle bir durumla karşılaşıyorum ki? Bu ihtiyacım için daha uzun odaklı bir objektif almak yerine bir 2xTelekonvertör almayı tercih ettim. Tamam, "200mm f/2.8 Objektif + 2xTelekonvertör" bir 400mm f/2.8 objektif etmiyor olabilir (mi?). Eğer kullandığınız gövdenin AF sisteminin nasıl çalıştığını, hangi durumlarda nasıl tepki verdiğini biliyorsanız, EVET yeterli olabilir. Unutmayın, ben bir amatörüm. Profesyonel vahşi yaşam ya da aksiyon/spor fotoğrafçısı değilim. Gelin olayı biraz sulandıralım; Diyelim ki, fotoğraf makinenizle birlikte verilen kit objektifle çekmiş olduğunuz fotoğraflardan daha keskin ve daha canlı görüntüler istemektesiniz. Ya da düşük ışıkta veya güzel yumuşak arka planlarla dolu fotoğrafları çekebilmek için belki de f/2.8, f/1.4 gibi daha hızlı bir objektife ihtiyacınız var. Belki de kanatlarını bir saniye içinde yüzlerce kez çırpan ve havada asılı durabilen küçük kuşları fotoğraflamak için daha hızlı bir Otomatik Netleme (AF-Auto Focus)’ye sahip bir gövdeye ihtiyacınız var. Böyle bir durumda en uygun soru şu; "Bu tür fotoğrafları çekmek için şu an sahip olduğum gövde ve kullandığım objektif(ler) yeterli mi, hangi özelliklerde objektife ihtiyaç duyuyorum?” Bu soruyu sorduğunuzda bunun sahip olduğunuz donanımla ilgili bir sorun olmadığını, bundan ziyade problemin vizörün arkasındaki dört inçlik alana bakan gözlerin sahibinde olduğunu fark edebilirsiniz. Tamam, elbette iyi objektifler gerekir, ama elinizdeki mevcut objektiflerle iyi görüntüler yakalamak için daha iyi teknikler de geliştirebilirsiniz. İyi haber, bu problemin çözülmesi genellikle tahmin edilenden daha ucuzdur Peki bu ihtiyacınızı tam olarak ve kolaylıkla tanımlayamıyorsanız nedeni nedir? Birkaç olasılık var: Birincisi, gerçekte şu anda yeni bir şeye ihtiyacınız yoktur ve cebinizde duran biraz ekstra paranın GAZına geliyor olabilirsiniz. Evet, aslında bu karşılaşacağınız en iyi durumdur. Bazen "sıkılmış" olamaz mısınız? Bu durum, ekstra bir objektife avuç dolusu para vermek yerine, bu parayı sahip olduğunuz ekipmanı veya eğitici materyalleri çok daha etkin kullanmanızı sağlayacak, alanında uzman fotoğraf eğitmenleri ile birlikte katılacağınız uygulamalı bir fotoğraf gezisine yatırma fırsatı yaratmış olabilir. Ne dersiniz? Başka bir olasılık; kendinizi dışarı atabilir ve sevdiğiniz şeyleri çekmek için kendinize daha fazla zaman ayırabilirsiniz. Sanıyoruz ki, en iyi objektif(ler)e sahip olduğumuzda en iyi fotoğrafları artık çekebileceğiz. Evet bu belki de doğrudur. Peki ya bu hobimize aslında gerçekte yeterince zaman ayırmıyorsak? Asıl neden bu olabilir mi? Ben kendimce şöyle bir metodoloji geliştirdim; Aşağıda anlatacaklarım bir fotoğraf gönüllüsü olarak sadece benim düşüncelerimi ve yaptıklarımı içermektedir. Herkesin iş yapış şekli farklıdır, bu yüzden benim için işe yarayan bir yöntem sizin işinize yaramayabilir. Doğayı ve seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü olarak benim için, objektifimle bir defada mümkün olan en geniş alanı kaplayabilmem önemlidir. Güzel tespit, devam edelim. Elimdeki mevcut objektif setimle 14mm'den 200mm'ye (Telekonvertör ile 400mm) ulaşıyorum ve arada herhangi bir boşluğum bulunmuyor. Bu işe ilk başlıyorsanız ve hangi objektif(ler)i alacağınız konusunda kararsızsanız, (hatta kararalıysanız bile) başlangıçta geniş açıdan yaklaşık 200 mm'ye kadar odak mesafesi olan (mesela 18-200mm) bir objektif ile başlamanızı, bu tek objektifle yeterince uzun bir zaman geçirmenizi öneriyorum, ne dersiniz? Belirli bir süre sonunda çekmiş olduğunuz ve en beğendiğiniz fotoğraflara tek tek göz atıp, bunları hangi odak uzaklıklarında çektiğinizi not edebilirsiniz. Bu yöntem, sizin severek, zevk alarak çektiğiniz odak uzaklıkları hakkında çok güzel bilgiler verecektir. Unutmayın; ölçemediğiniz bir şeyi geliştiremezsiniz. Hiç durmayın, bunu şimdi, hemen yapın. En sevdiğiniz fotoğrafları biliyorsunuzdur, açın onları ve hangi odak uzaklığında, hangi diyafram değeriyle çektiğinizi kontrol edin ve bir liste çıkartın. Bunu yaptığınızda, büyük bir hevesle almış olduğunuz 50mm f/1.4 objektifin aslında neden uzunca bir zamandır kılıfından çıkmadığını, hatta onu artık son zamanlarda yanınıza bile almadığınızı, dolabınızda neden tozlandığını anlayacaksınız Bunun sağlamasını şu şekilde de yapabilirsiniz; Sahip olduğunuz tüm objektifleri listeleyin. Son 1 yıldır bu objektifleri hangi sıklıkta kullandığınızı aşağı yukarı çıkartın. En sık kullandığınız ve kullanmaktan hoşlandığınız objektifleri bir kenara ayırın, sonra sahibinden.com sitesine girin diğerlerini satışa çıkarın. İddia ediyorum, (keşke biraz daha fazla ücret isteseydim fikri dışında) pişman olmayacaksınız. Buradan elde ettiğiniz gelir ile bu güzel hobinizle ilgili özel turlara katılabilir, kendinizi ustaların yanında çok iyi geliştirebilirsiniz. Hatırlayacaksınız; özellikle geniş açı objektiflerden bahsederken hep perspektif bozulmasından veya objektifin perspektif başarımından söz edilir. Evet böyle bir gerçeklik var. Unutmayalım ki perspektif için ilk koşul kameramızın konumudur. Neden kameramı doğru konumlandırmak (bunun için biraz hareket etmek ve dolayısıyla sağlıklı kalmak) varken ve Photoshop vb gibi bu işlemi fotoğraf düzenleme esnasında artık mükemmel yapabilen uygulamalar dururken, sırf bu işlemi biraz düzeltici şekilde kendi başına yaptığı için bir objektife avuç dolusu para ödeyeyim? Dolayısıyla, manzara çekimlerinde kamera pozisyonuyla oynayıp sahne için mükemmel bir perspektif bulmak ilk öğrenmemiz gereken en önemli konudur. Kamera konumlandırmayı keşfettiğimizde, artık istediğimiz bir objektifi seçmek elimizde. Vizörümüzde istediğimiz kareyi görene kadar o zoom halkasını çevirmekte artık özgürüz. Sabit odak uzaklı objektifler, hah işte problem! Sabit odak uzaklığında olan objektif kullanacaksanız büyük olasılıkla yakınlaştırma/uzaklaştırma (zoom) işini ayaklarınızla yapmanız gerekecek . Bunun daha da kötüsü, siz kadrajı belirlediğinizde objeniz yer değiştirirse ne olacak? Artık ideal konumunuzda değilsiniz. Evet ne yazık ki sabit objektifler ile çekim yaparken, senaryoyu objeler belirler. Elbette, sabit objektifler tam ve doğru odak uzaklığı sunarlar ve mükemmel çalışırlar. Buna ilave olarak daha iyi bir keskinliğe de sahip olursunuz. Manzara çekiminden hoşlanan bir fotoğraf gönüllüsü olarak perspektifi kontrol etmeyi biraz öğrenince fotoğraflarımın (bana göre) daha iyi olduğunu fark etmeye başladım. Bazen 200 mm'nin üzerinde (Telekonvertör ile) genellikle aksiyon çekiyorum ve bu durumlarda perspektif (başkaları için yine de önemli olsa da) artık benim için çok önemli değil. Aksiyon fotoğraflarında çerçeve içindeki her küçük nesne, çoğunlukla manzara fotoğraflarımda olduğu gibi kritik bir rol oynamıyor benim için. Aslında, aksiyon ve yaban hayatı ile arka planın (ve hatta bazen ön planın) yumuşak ve bulanık olması istenir (bokeh). Bu yüzden manzara konusunda eleştirilen bu durum aksiyon ve vahşi yaşamda oldukça önemlidir. Bu durumlarda, hızlı AF, her karesi net, keskinliğini mükemmel sonuçlar önem kazanır. Peki, eşit derecede iyi görünen birkaç seçenekle karşı karşıya kalırsak kararı nasıl vereceğiz? İki benzer objektif ve odak uzunluğu arasında seçim yaparken, genellikle bazı faktör(ler)den ödün vermeniz gerekebilir. Örneğin, belki 200-500 mm gibi zoom ve 300 mm F4 + telekonvertör arasında kaldınız. Farklar açıktır; Sizce daha zor ışık koşullarında çok hızlı netleme yapabilmek mi önemlidir, yoksa yakınlaştırma esnekliği mi? Ve bunun için bu fiyatı ödemeye değer mi? Aynı şey kısa odak uzaklıkları için de geçerli. Örneğin14-24mm f/2.8 mi veya 16-35mm f/4 mü? Ben bu ikilemi bizzat yaşadım. Birçok kez belirttiğim gibi doğayı ve seyahat etmeyi seviyorum. Dolayısıyla, manzara, şehirlerin mimarileri, kapalı alan çekimleri benim ilgi alanımda. Kapalı alan, gece yıldız çekimi vs deyince bu ortamlar için ideal olanı (yukarıdaki iki objektif arasında) 14-24mm f/2.8 seçimi olurdu. Ama ben aynı zamanda filtre kullanmayı, uzun pozlamayı da seviyorum. Binbir araştırma sonucunda iyi bedeller ödeyerek aldığım filtrelerimi kullanmayı da istiyorum. Sonuçta; bahse konu iki objektifi de satın aldım. Belki inanmayacaksınız ama en sık kullandığım iki objektifim bunlar. Anahtar nokta; bu yalnızca gerçekten SİZİN karar verebileceğiniz bir seçim. Bu seçimi ben sizin için yapamam, internetteki hiç kimse de yapamaz. Bence başkalarının yönlendirmesindense, karar verme sorumluluğunu almalı ve biraz düşünmelisiniz. İki objektif arasında seçimle karşı karşıya kaldığımızda hep "yanlış" karar vermekten korkarız değil mi? Ancak böyle düşünmek hatalı. Unutmayın; gerçekte, gerçekten "iyi" ve "kötü" objektif arasında karar vermeye çalışmıyoruz; İki iyi seçenek arasında karar vermeye çalışıyoruz. Kararlarınızı, sizin için daha değerli olacağını düşündüğünüz avantajlara dayalı olarak (bu farklılıklar az olsa bile) kendiniz vermelisiniz. Acımasız gerçek şu ki, ne karar verirseniz verin, diğer objektife ihtiyaç duyacağınız zamanlar hep olacak . Yapabileceğiniz en iyi ve tek şey, satın alma aşamasında bildiklerinize dayanarak, vakaların “çoğunda sizin için doğru görünen bir objektifi seçmenizdir. Gerçekten hala şüphedeyseniz, eğer imkanınız varsa birkaç günlüğüne bir lens kiralamak, ya da bir süreliğine denemek için ödünç almak kendiniz için doğru tercihi bulmanıza yardımcı olabilir. Sizler de düşünce ve yorumlarınızla katkıda bulunur musunuz? Malum; bilgi paylaştıkça çoğalıyor. Işığınız bol, seçiminiz hayırlı olsun.
  15. Teşekkür ediyorum. Selamlar.