@nikonturk / İnstagram

Mobil olarak paylaştığınız fotoğraflarınız instagramda bulunan @Nikonturk profilimizi etiketliyerek veya #Nikonturk etiketini kullanarak yüklediğiniz fotoğrafları paylaşıyoruz

  • Kütüphane

    Nikontürk yönetimi ve kullanıcıları tarafından hazırlanmış fotoğraf adına makale ve bilgi deposu.. Sizlerde tüm üyelerimize katkısı olacağını düşündüğünüz yazılarını yazabilirsiniz bizlerde onaylayarak yayınlayalım...

    gezginmimar
    Fotoğraf çekmek zevkli iş. Gittiğimiz gördüğümüz yerleri anılarımıza kaydetmek ve dostlarımızla paylaşmak daha da zevkli. Ama öyle zaman oluyor ki, gittiğimiz yerin neresi olduğunu çıkaramıyoruz. Çok ünlü olan yerler hariç, bazan fotoğrafını çektiğimiz yerin neresi olduğunu unutabiliyoruz. Hele ki ilk defa keşfettiğimiz bir yerse… Şelaleler, deniz kenarları, dağlar birbirine benzeyebiliyor. Tahminen yerini kestirsek bile, kesin olarak neresi olduğunu bilemeyebiliyoruz. Aynı yere tekrar gitmek istesek ya da dostlarımıza nasıl gidileceğini tarif etmeye kalksak zorlanabiliyoruz. Cep telefonlarında çok güzel programlar var. GPS koordinatlarını kaydediyor. Bunları bir kenara not edebiliriz elbette, sorunu çözmek için. Yer ismi ve koordinat… Ama nasıl bir yer olduğu belirsiz kalır. Fotoğrafın çekildiği yerin koordinatları, fotoğrafın exif bilgileri içine yazıldığı zaman, hem koordinatları hem de orada nasıl bir güzellik olduğunu bir defada görmüş oluyoruz.
    Bunu yapabilmenin birkaç yolu var. Dahili GPS modüllü makina almak. Harici GPS modülü almak. GPS izlerini kaydedip, bir program yardımıyla exif bilgileri içine yazmak.
    Son senelerde GPS modüllü fotoğraf makinaları çıkmaya başladı. Coğrafi etiketlemeyi etkinleştirdiğinizde, fotoğrafı çekerken koordinatları da exif bilgileri içine yazıyor. Ama çoğu yeni makinada hala GPS yok. Kompakt makinaları saymazsak; Nikon’ın sadece croplu D5300’ünde dahili GPS var, Canon’ın da FF makinaları ile croplu 7D Mark2’sinde var.
     
    DSLR makinalarda, harici GPS modülleri kullanılabiliyor ama hem uyum sorunu olabilir, hem çok pahalı (Nikon 1000 TL, Canon 2000 TL civarında, yurtdışı fiyatları tabii daha ucuz). Yan sanayi harici GPS modülleri de var tabii, nispeten daha ucuz. Ama ister orijinal ister yan sanayi, harici GPS modülünü flaş kızağına takıp, kabloyla gövdeye bağlamak, salkım saçak bir görüntü, çok kullanışlı gelmiyor bana.
     
    Eski makinalarımızla ya da GPS modülü olmayan makinalarımızla çektiğimiz fotoğraflara coğrafi etiket eklemek aslında çok da zor değil. Özellikle akıllı telefonların çok geliştiği şu zamanda. Konuya bir çoğumuz aşınadır ama konuya uzak olanlar da vardır diye düşünerek anlatayım dedim. İhtiyacımız olan, fotoğraf çektiğimiz yerlerdeki GPS izlerinin kaydı ve bunları exif bilgileriyle eşleştirecek bir program. GPS izlerini kayıt için cihazlar var. Ama onlar da az pahalı değil. 100-150 dolar arasında fiyatları. Öte yandan, cep telefonlarındaki ücretsiz programlar da aynı işi fazlasıyla görüyor. Android telefon kullananlar, Geo Tracker (geo-tracker.org) programını (http://www.geosetter.de/en) kullanabilirler. Oldukça kullanışlı bir program. Ya da benzeri başka bir program kullanabilirler. GPS izlerini exif bilgileri içine yazmak için de, yine ücretsiz bir program olan Geosetter’ı
    kullanabilirler. Benzeri başka programlar da var elbette.
    İsterseniz, etiketleme işini adım adım izleyelim! Önce Geo Tracker programını cep telefonumuza yüklüyoruz. Geosetter programını da bilgisayarımıza yüklüyoruz.
    Fotoğraf çekmeye başlayacağımız zaman, cep telefonumuzda GPS’i açıp, Geo Tracker programını çalıştırıyoruz.
     

     
    Çıkan ekranda, sağ alttaki kırmızı butona tıkladığımızda GPS izlerinin kayda alınması başlıyor. Burada dikkat edeceğimiz şey, fotoğraf makinamızın saatinin doğru olması. Aksi halde eşleşme doğru olmayabilir. Fotoğraf çekimi süresince, fotoğraf çekimi olmayacak bir süreç olursa, kırmızı butona tekrar basıp molaya geçiyoruz. Fotoğraf çekimi bittikten sonra, programı açıp, gri butona basıp, kaydı bitiriyoruz. Sonra sağ üst köşedeki üst üste üç noktaya tıklayıp, açılan menüden “export to folder” seçiyoruz. Bir sonraki ekranda dosya formatı soruluyor. Büyük ihtimal Geosetter hepsini görür ama ben genelde hep GPX formatını kullanıyorum. Sonraki aşamada da, kayıt yerini soruyor. Ben harici hafıza kartında Geotag diye bir klasör açtım, oraya atıyorum. Şimdi sıra, bu dosyayı bilgisayarımıza atmakta. Telefonu kabloyla bilgisayara bağlayarak da atabilirsiniz, bluetooth ile de… Bilgisayarda bir klasör açıp, GPX dosyası ile çektiğiniz fotoğrafları aynı klasöre atın! Şimdi Geosetter programını açın! Fotoğraflarınızın olduğu klasörü seçin!
     

     
    Fotoğraflarınızın hepsini seçili yapın ve Edit sekmesi altında “Synchronize with GPS Data Files..” seçin! Çıkan ekranda, en üstteki “Synchronize with Tracks in Current Directory” seçeneğini seçip OK butonuna tıklayın! Kaç fotoğraf için GPS kaydı bulunduğunu belirten bir bildirim çıkacak ve senkronize edilen izlerin haritada gösterilmesini istiyor musunuz diye soracak. Yes butonuna tıkladığınızda, fotoğraflarınızın altında koordinatlar belirecek ve sağdaki haritada fotoğrafların çekildiği noktaların yerleri görünecek.
     

     
    Hangi fotoğrafa tıklarsanız, haritada o fotoğrafla ilgili işaret sarı renkte görünecektir. Koordinatların exif bilgileri içine yazılmasını istediğiniz fotoğrafları seçip, Edit sekmesi altında, hepsini seçtiyseniz “Save changes” ya da sadece bazı fotoğrafları seçtiyseniz “Save changes of selected images” seçtiğinizde, fotoğraflarınız etiketlenmiş olacaktır. Artık fotoğraflarınızı açtığınızda exif bilgileri içinde çekildiği yerin koordinatları da olacak, fotoğraf izleme programınız uygunsa bir tıklamayla haritada yerini göreceksiniz.
    Konuyu dağıtmamak için GeoSetter ile ilgili diğer özelliklerden söz etmiyorum. Ücretsiz bir program olmasına rağmen, çoğu ücretli programdan daha iyi çalışıyor. Fotoğraflara coğrafi etiket eklemek için, sağ taraftaki haritanın altındaki kısımda koordinatları elle de girebilirsiniz. Ya da çok iyi bildiğiniz bir yerse, doğrudan haritada işaretleyebilirsiniz.
    Geo Tracker’ın kullanımında zorluk olduğunu sanmıyorum. GeoSetter da zor değil ama dilerseniz kısa bir video hazırlayabilirim.
     
     
     
     
     
    Sebahattin Demir
    Manzara fotoğrafçılığında sıkça yapılan yanlışlar
     
    Nerede okudum tam hatırlamıyorum çok meşhur bir manzara fotoğrafçısı özetle şöyle bir şey diyordu; “Fotoğrafını çekeceğim yeri defalarca gezerim, ortamdaki kokuyu içime çeker, sesleri dinlerim. Ortamın sıcaklığını, yerine göre soğukluğunu içimde hissetmeye çalışırım. Tüm bunları özümsediğimi hissettiğimde setimi kurar, fotoğrafımı öyle çekerim”.
     
    Hani bir manzara fotoğrafı izlerken kendinizi sanki o ortamın içindeymiş gibi hissedersiniz ya, işte o fotoğraf böyle bir duyguyla çekilmiş fotoğraf olsa gerek.
     

    Cunda, Ayvalık - Aşıklar Tepesi
    Nikon D810, 70-200mm f/2.8, f/5.6, 1/500sn, ISO 640
     
     
    Ben de gittiğim yerlerde buna özen göstermeye çalışıyorum, fakat benim çektiğim fotoğrafları izleyen birinde bu duyguyu hissedene henüz rastlamadım .
     
    “Ben bir amatörüm, zaten asıl mesleğim de bu değil, ne buna vaktim var ne de öyle yerlere gidecek fırsatlarım” diyerek işin içinden çıkabilirim pekala. Hayır öyle yapmayacağım. Evet ben bir amatörüm bu doğru. Madem ki bu işi amatörce bile olsa bir hobi haline getirdim, şimdiye kadar yüzlerce kitap, dergi, binlerce makale okudum, sayısız video seyrettim; o zaman bunun hakkını vermeliyim. En azından bunu kendime göstermeliyim. O nedenle son zamanlarda bu işte usta duayenler ile temastayım. Bu kararımda doğru bir yolda olduğumu, beni ve yaptığım asıl işi öğrendiklerinde, onlara “sizin yanınızda çırak olmak istiyorum” dediğimde şaşkınlıkla bana bakmalarından anlıyorum. Şimdiden birkaç program yaptık, bakalım göreceğiz. Sonucu buradan sizinle paylaşırım.
     
     
    Mostar Köprüsü | Nikon D800, 24-70mm f/2.8, f/5.6, 1/500sn, ISO 100, LEE ND soft Grad 0.6 filtre
     
    Hata yapmaktan korkma …
     
    Her işte olduğu gibi iyi bir manzara fotoğrafının da sonuna kadar dikkatli bir şekilde hazırlanması gerekiyor. Ancak önümüze genellikle birçok sorun çıkıyor. Bu makalenin amacı; en çok karşılaşılan yanlışlar (tuzak mı demeliyim) ve bunlardan kaçınmanın yöntemleri hakkında birlikte fikir üretmek, bildiklerimizi ve deneyimlerimizi paylaşmaktır.
     
    Listeye geçelim mi?
     
    Yanlış 1
     Ufuk çizgisinin eğik olması
     
    Çoğu manzara fotoğrafı bir ufuk içerir. Arazi ve gökyüzünü bölen çizgi yoksa bu fotoğraflar genellikle perspektif açıdan derinlik hissi uyandırmadığından çok dikkat çekici olamıyabiliyorlar. Ufuk çizgisi illa ki yatay olmak zorunda değil. Öyle bir kadraj oluşturursunuz ki, dik bir kayalığı, ya da ulu bir ağacı çekeceksinizdir. Ağacın dikey eksende eğri olması yapılan bir yanlıştır.
     
    Ufuk çizgisinin doğru olduğundan emin olmamızın birkaç yolu var:
     
    Artık çoğu DSLR gövdelerde (bazı kompak gövdelerde bile) vizör kılavuz çizgileri seçeneği mevcut. Vizörü yatay ve dikey çizgiler ile karelere bölen bu özelliği aktif etmek çok yardımcı olacaktır (bu ayar Nikon D810’daki “d7: Vizör kılavuz çizgi ekranı” ayarıdır”).
     
    Sanal ufuk çizgisi: Daha yeni, daha üst seviye kameralar çoğunlukla dahili bir sanal ufuk çizgisine sahiptir. Aktif edildiğinde kameranın içinde bulunan denge algılayıcısı kameranın yatay pozisyonunu gösterir. Bir su terazisi mantığıyla çalışır (Nikon D810’da “Ayarlar menüsü” altında “Sanal ufuk” ayarıdır. Fotoğraf makinesi sola veya sağa eğilmemişse, yuvarlanma referans çizgisi yeşile döner, öne veya arkaya eğilmemişse ekranın ortasındaki nokta yeşile döner).
    Eğer bir üçayak (tripod) kullanıyorsak, kaliteli üçayakların hem gövdesinde ve hem de başlıklarında su terazisi mevcuttur. Buradan da ayarlama yapabiliriz.
     
    Bunlardan hiçbirine sahip değilsek, ya da bunlara rağmen fotoğrafımızı eğik çektiysek, bunu fotoğrafımızı düzenleyebileceğimiz Photoshop, Lightroom vb gibi uygulamalar ile de düzeltebiliriz. Bu durumda, düzeltme açımıza bağlı olarak fotoğrafımızı kenarlardan kırpmak zorunda kalacağız.
     
    Yanlış 2
     Ufuk çizgisini merkezde konumlandırma
     
    Başlangıçta her fotoğrafçı ufuk çizgisine kadrajının tam ortasında yer verme eğilimindedir. Bazı özel durumlarda bu yapılabilir. Ama çoğunlukla kompozisyonlar, 1/3 kuralına göre düzenlendiğinden, yani ufuk üstte birinci veya altta üçüncü bölgede konumlandırıldığında fotoğrafımız daha ilginç ve dikkat çekici olur. Eğer kompozisyonumuzda mükemmel bir simetri yakalamışsak kasıtlı olarak bu kuralı kırabiliriz.
     
    Yanlış 3
     Göz seviyesinde çekim yapma
     
    Çoğumuz, elimize makinemizi aldığımızda ayakta ve göz seviyemizde fotoğraflar çekeriz. Kompozisyonumuza daha ilginç bir boyut kazandırmak için, şartlar uygunsa bir tepeye tırmanmayı deneyebilir veya yere yakınlaşmayı deneyebiliriz, diz çökün, uzanın.
    Manzara çekimine giderken üzerinize rahat ve yırtılıp sökülmesine üzülmeyeceğiniz kıyafetler giyerek gidin demiş miydim
     
    Yanlış 4
     Kötü netleme veya yanlış yeri netleme
     
    Tamam, kadrajımızda gökyüzü ve dağlar güzel görünüyor, ancak bir fotoğraf yalnızca arka plandan oluşmaz (bazı durumlarda oluşabilir). Fotoğrafımızın izleyicisinin ilgisini çekmesi için bir netleme noktasına ihtiyacı vardır. Bu her şey olabilir; ilginç bir ağaç, tekne, iskele, kulübe... Bir  manzara fotoğrafı temel bir konusu olmadan tamamlanmamış sayılır.
     
    Keskin, net bir sabit objektifimiz varsa, parlak bir günde, küçük bir diyafram ve düşük bir ISO ile hızlı enstantane hızı kullansak bile, kamera doğru noktaya odaklanamadıkça iyi sonuçlar alamayabiliriz. Bu durum, sığ bir alan derinliği için geniş bir diyafram kullanıldığında daha da önem kazanır. Odakta hafif bir yanlış hesaplama, nesneyi odak düzleminden tamamen dışarı atabilir.
     
    Fotoğrafçılar çoğu zaman kameralarını “Otomatik alan AF modunda” bırakırlar. Bu mod, kadrajımızda nereye odaklanılacağı konusunda karar için en iyi noktaları makinemizin seçimine bırakır. Modern kameralar bu konuda genellikle iyi sonuçlar çıkartırlar, özellikle de konu çerçevede belirginse. Bununla birlikte, daha karmaşık kompozisyonlarda kameramızın kafası karışabilir ve yanlış yerler üzerinde yoğunlaşabilir. Ben uzunca bir süredir (o kadar uzun olmuş ki zamanını unuttum, cidden) “Tek nokta AF alan” modunu kullanıyorum. Spor ve aksiyon için elbette “Dinamik AF alan mod”larını kullanıyorum.
     
    Yanlış 5
     Karmaşık arka plan
     
    Ana konumuzun arkasında neler olduğuna dikkat etmemiz gerekiyor. Arka plan unsurları kompozisyona bir şey katmayacaksa onları mümkünse kadrajımızdan çıkartmalıyız. Her bir öge arasında ayrım yapmaya özen göstermeli ve görsel olarak birbirine karışmasına izin vermemeliyiz (yani, iki veya daha fazla ağaç birleşerek yeşilimsi bir karmaşa içerisine girerse). Hele ki bu nesneler arkadan aydınlatılmış veya siluetlenmiş olurlarsa bu daha da sorun olur.
     
    Yanlış 6
     Boyutların olmaması
     
    Bir fotoğraf gerçekte iki boyutlu bir görüntü olsa da, güçlü bir manzara kompozisyonu etkileyici bir derinlik hissi verir. Çekimimizi ayarlarken çerçeveyi ön planda, orta yerde ve arka planda doldurmaya ve bu şekilde katmanlamaya çalışmalıyız.
     
    Yanlış 7
     Boş bir gökyüzü
     
    Sanırım sadece fotoğrafçı şapkamızı giydiğimizde masmavi bir gökyüzünden şikayet edebiliriz! Bunun nedeni, bulutların her zaman sahnemizi geliştirmesi, bir hava katması ve kötü hava şartlarının en çarpıcı fotoğraflarını üretebilme imkanı sunmasıdır. Peki hiç bulutsuz masmavi bir gökyüzünde fotoğraf çekemeyecek miyiz? Elbette çekebiliriz, bu durumda, gökyüzüne kadrajımızda daha az yer vereceğiz ya da o kısmını kırpacağız.
     
     
    Yanlış 8
     Kötü Işık
     
    Kötü olan bir doğal ışık türü elbette ki yoktur. Ancak kötü ışıkları olan fotoğraflar vardır! Her ışık türünden en iyi şekilde nasıl yararlanacağımızı anlamak, her tür ışığın altında iyi fotoğraflar elde etmemize yardımcı olacaktır.
     
    Nasıl yaklaşacağınıza karar vermeden önce sahnenizdeki ışık koşullarını dikkatlice düşünmeliyiz.
     
    Güneş çıktıysa, yanal olarak oluşturulan gölgelerden ve dokularından yararlanmak için güneşi kameramızın sağına veya soluna yerleştirmeliyiz.
     
    Güneş tam önümüzde ise, sahneniz arkadan aydınlanıyor olacaktır ve bu durum bize dramatik siluetler oluşturabilmemiz için şahane fırsatlar sunar.
     
    Güneş arkamızda olursa, sahnenin fotoğraflanması daha zordur. Çünkü doğrudan ışık sahnenin süzülmesine, detayların kaybolmasına neden olur. Bu durumda gölgede kalan  bölgeleri veya fotoğrafımızdaki konularını değiştirmeyi düşünebiliriz.
     
    Güneş yoksa ve gökyüzü parlaksa (ışıklıysa) yakın çekim yapmak için ideal yumuşak ışık koşullarını kullanabiliriz.
     
    Yanlış 9
     Nefes alacak alan (kaçış alanı) yok
     
    Çerçevemizin kenarlarına dikkat etmeli ve herhangi bir nesnemizin kesilmediğinden emin olmalıyız. İzleyicisine soluk ardırmak için kenarlarda biraz boşluk bırakmak iyi olacaktır.
     
    Yanlış 10
     Patlamış ışıklar
     
    Manzara fotoğraf sahnelerinde gökyüzünün ön plana göre belirgin bir şekilde daha parlak olması çok yaygındır. Kadrajımızı oluştururken, kameramız tüm sahneyi esas alarak pozlamayı hesaplar ve genellikle gökyüzü tamamen beyazlaşır. Bu, "patlayan gökyüzü" olarak bilinir.
     
    Bu patlayan bölgelerdeki beyaz pikseller veri içermediği için bu problem ne yazık ki sonradan yazılımsal olarak düzeltilemiyor.
     
    Fotoğrafımızı çektikten hemen sonra LCD ekranda patlamış bu alanları görmek için “Resim görüntüleme”ayarlarımızı değiştirmeliyiz. Bu özelliği nasıl etkinleştireceğinizi bulmak için fotoğraf makinesi kullanım kılavuzunuzu kontrol edin.
     
    Bence manzara fotoğrafı çekmekten hoşlanıyorsanız mutlaka ND filtreleriniz olmalıdır. Çünkü karşınıza yukarıdaki gibi bir durum her zaman çıkacaktır. O nedenle tüm filtre setimi mutlaka yanımda bulunduruyorum.
     
    Örneğin, yukarıdaki gibi parlak bir gökyüzü, suya yansıyan güneş ışığı, karanlıkta kalmış bir ön plandan oluşan bir sahneyi, ne yaparsanız yapın doğru pozlama ile tek karede çekemeyeceksiniz. Bu durumda HDR tekniğini deneyebilirsiniz.
     
    Ya da filtre kullanacaksınız.
     
    “Ben filtre kullanmıyorum, bunu fotoğraflarımı işlerken yazılımsal filtrelerle hallediyorum” diyebilirsiniz. Veri içermeyen beyaz ya da çok karanlık pikselleri ne yapacaksınız, oralardaki detayı nasıl geri getireceksiniz?
     
    Elimdeki tüm filtre setimi kullanarak ve HDR tekniğini de uygulayarak yapacağım bir çekimin tüm detaylarını, çekmiş olduğum fotoğraflarla birlikte adım adım anlatacağım bir yazı hazırlığı içerisindeyim. Bittiğinizde sizlerle buradan paylaşacağım.
     
    Yanlış 11
     Düşük enstantane hızı
     
    Eğer eliniz benim gibi çok titrek değilse bulanık fotoğrafın bir numaralı suçlusu bence budur. Bir saniyeliğine kusursuz bir şekilde kıpırdamadan durabileceğinizi düşünebilirsiniz, ancak sizi temin ederim ki bunu dünyada yapabilecek çok az insan vardır.
     
    Elde çekim yaparken kamera sarsıntısının neden olduğu bulanıklığı önlemek için şu kuralları hatırlayalım;
     
    Enstantane hızımız en az objektifimizin odak uzaklığı kadar olmalıdır. Yani, 60 mm objektif kullanıyorsak, pozlamamızın en az 1/60 saniye olması gerekir, 200 mm'lik bir objektif ile en az 1/200 saniye olmalıdır. Önceden de belirttiğim gibi, elimin titrek olması nedeniyle ben bu değerlerin 2 katını uyguluyorum. Yani 60mm objektif ile en az 1/120sn enstantane ile çekim yapıyorum. Kamera sarsıntısı, telefoto uzunluğunuz büyüdükçe artacaktır, bu nedenle daha geniş açılı objektiflerde sarsıntı etkilerini daha az hissedersiniz.
     
    Kendi sınırlarınızı bilmek önemlidir.
    Elde titretmeden çekim yapabileceğiniz kişisel en düşük enstantane hızınızı belirleyin.
    Fotoğraf makinenizi “S” enstantane öncelikli moda alın ve önce 1/1500 sn ayarlayın, çekime başlayın. Sonrasında belirli aralıklarda 1/30 saniyeye kadar azaltarak çekime devam edin. Bilgisayarınızda kontrol edin. Görüntülerdeki  bulanıklığı fark etmeye başladığınız yer sizin sınırınızdır. Benim sınırım 1/125 saniye.
     
    Bazı lensler ve kameralar, özellikle daha uzun odak uzaklığıyla birlikte titreşim önleme (VR) teknolojisine sahiptir. Titreşim önleme özelliği, minimum obtüratör hızınızı yaklaşık üç durak yavaşlatmanızı sağlar, yani titreşim önleyici sisteme sahip 60mm VR objektif enstantane  hızını kamera sarsıntısı olmadan saniyenin 1/8 saniye seviyesine kadar düşürebilir.
     
    Yanlış 12
     Üçayak (Tripod) kullanmamak
     
    Fotoğraf makinesi sarsıntısıyla karşılaşıyorsak ve daha hızlı enstantane hızı kullanamazsak (düşük ışık koşullarından dolayı) veya hızlı bir enstantane hızını kullanmak istemiyorsak (çerçeve içinde bir şey bulanıklaştırmaya çalışıyorsak) o zaman kameramızı bir üçayak veya tekayak (monopod) ile sabitlememiz gerekecektir.
     
    Yanlış 13
     Yanlış kamera tutma tekniği
     
    Bu konuda önerilen teknik şöyledir: Ayaklarınızı yanlara doğru biraz açın, bir ayağınızı bir adım ileri atın ve vücudunuzu sağdan sola ve önden arkaya sabitlemek iyice dik duruma getirin. Objektifi alttan tutarak kamerayı sol elinizle destekleyin, kameranızı sağ elinize alın ve deklanşör düğmesine hafifçe basın. Dirseklerinizi göğsünüze sıkıca yaslayın.  Kamerayı yüzünüze yaslamak sabit kalmanıza yardımcı olacağından, canlı görüntü (liveview) ekranı yerine vizörü kullanın. Nefes alın, fotoğrafınızı nefesinizi verirken çekin.
     
    Yanlış 14
    Diyafram çok açık
     
    Diyafram değeri önden arkaya alan derinliğini belirlediği için fotoğrafımızın netliği üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
     
    Bir mercek odaklanırsa, odak düzlemi olarak bilinen belirli bir mesafeye kilitlenir. Odak uzaklığımız, örneğin 15 metredeyse, kameradan 15 adım uzaktaki her şey maksimum net olur ve önündeki veya arkasındaki şeyler bulanıklaşmaya başlar. Bu efekt miktarı diyaframın yapısına da bağlıdır.
     
    F/2.8 gibi geniş bir diyafram kullanırsak, alan derinliği çok sığ olacaktır. Bu efekt, daha uzun odak uzaklığındaki objektifler için uygun olabilir. Bu nedenle, bir telefoto objektif kullanıyorsak ve diyaframımız f/2.8 ise ufak bir cetvel şeridini net bir şekilde netleyebiliriz. f/11 veya f/18 gibi kısık bir diyafram kullanırsak, alan derinliği daha büyüyecektir, bu nedenle görüntüdeki net ve keskin alanlar daha fazla olacaktır.
     
    Doğru diyaframı seçmek, oluşturmak istediğimiz görüntü türüne bağlıdır. Genel olarak, çerçevedeki her şeyi olabildiğince keskinleştirmeye çalışıyorsak, kısık bir diyafram kullanmayı denemeliyiz (f/11 veya f/18 gibi veya daha büyük bir f sayısı).
     
    Bununla birlikte, kısık bir diyafram kullanarak, ışık kaybını telafi etmek için daha yavaş bir enstantane hızı kullanmamız gerekecektir. Bu durum “Yanlış 11” kısmında anlattıklarımıza  neden olabilir. Bu nedenle bu gibi durumlarda bir üçayak kullanmamız gerekebilir.
     
    Yanlış 15
    Doğru Netleme modunu kullanmamak
     
    Gözlerimize ne kadar güvensek de özellikle belirli bir yaştan sonra problemler yaşayabiliriz. Eğer gözlük kullanıyorsanız muhtemelen otomatik netleme kullanıyor olmalısınız. Günümüzde kameralar artık bu konuda oldukça sofistike ve gelişmiş AF sistemleriyle çok doğru şekilde netleme yapabiliyorlar. Fakat yetersiz ışık koşullarında netlemekte zorlanabilirler. Böyle durumlarda netlenecek alanı yardımcı bir ışık kaynağı ile ışıklandırıp ardından netlemeyi yapmak uygun olacaktır.
     
    Otomatik netlemenin büyük bir savunucusu olmama rağmen, manuel odaklamanın çok kullanışlı olduğu belli zamanlar olduğunu belirtmem gerekiyor. Fotoğraf makinemizi üçayağa bağlayıp, çok sığ bir alan derinliği elde etmek için geniş bir diyafram kullanıyorsak ve çerçevemizdeki en önemli şeyin keskin olduğundan emin olmak istiyorsak manuel odaklamaya geçmeli ve LCD zoom işlevini kullanmalıyız.
     
    Yanlış 16
    Yanlış AF Alan modu kullanmak
     
    Kameralar genellikle üç ana netleme modu (AF  modu) bulunur:
    1.     AF-S veya Tek-çekim AF; Durağan nesnelerin çekiminde kullanılması amaçlanmıştır.
    2.     AF-C veya Sürekli otomatik odaklama; Hareketi izlemek için özel olarak tasarlanmıştır. Bu nedenle hareketli nesnelerde kullanılmalıdır. Nesne sabit biz hareketli olabiliriz, bu durumda da bu modu tercih etmeliyiz.
    3.     AF-A veya Otomatik mod; Makinemiz sahneyi okur ve ilk iki moddan hangisini kullanması gerektiğini kendisi belirler.
     
    Bir nesneni fotoğrafını çekerken, sizin veya nesnenizin hareketli olup olmadığınıza uygun netleme modunu seçin.
     
    Yanlış 17
    Kirli bir objektif veya objektifinize takılı kalitesiz bir filtre kullanmak
     
    Objektifimizde büyük bir leke varsa, imajımızın netliğini etkileyecektir. Aynı şekilde, objektifimizin önünde ucuz bir plastik filtre takıyorsak bu da görüntü kalitesini düşürecektir. Eğer devamlı olarak bir UV filtresi kullanıyorsanız, UV filtrenizin kalitesinin fotoğraflarınızı  olumsuz etkileyip etkilemediğini görmek için filtre olmadan birkaç çekim yapmayı deneyebilirsiniz.
     
    Yanlış 18
    Kalitesiz objektif kullanma
     
    Bulanık görüntüler söz konusu olduğunda, bu konu bence listenin hep en sonundadır. Yeni başlayanlar için bulanık fotoğrafların baş sorumlu olarak kullandıkları objektifleri göstermesi  en yaygın olanıdır. Ancak bu çok nadiren gerçek nedeni oluşturur. Elbette objektif kalitesi bir fark yaratır..
     
    Objektif kalitesi, optik sapmaları odaklamak, yakınlaştırmak ve düzeltmek için genellikle hassas bir şekilde hizalanan birkaç camdan oluşan kamera lensinin içindeki malzeme ve yapılara birebir bağlıdır.
     
    Bazı mercekler diğerlerinden daha keskindir veya diğerlerinden daha iyidir. Bazı mercekler merkezde keskin olabilir, ancak köşeler ve kenarlar bulanıklaşır. Bazıları belirli diyafram açıklıklarında berrak fakat bazı açıklıklarda biraz bulanıktır. Bazı lensler kontrast noktaları etrafında renk saçılmalarına neden olur. Her mercek, yaptığınız iş türüne yararlı olabilecek veya benzersiz bir karaktere sahiptir. Ayrıca, her objektifin en iyi performansı elde ettiği belli bir "ideal diyafram" değeri vardır. Bu genellikle diyafram değerinin ortasında olan, f/8 veya f/11 civarındadır.
     
    En net görüntü kalitesi için, sabit odak uzaklığında olan objektifler genellikle değişken odak uzaklıklılara (zoom objektif) göre başarılıdır. Çok amaçlı bir zoom objektif yerine iki veya üç sabit odaklı objektifi taşımak her zaman mümkün olmayabilir, ancak zoom objektiflere göre kıyasla daha basit yapıları sayesinde, en ucuz sabit odaklı objektif bile çok keskin sonuçlar üretebilir.
     
    Yanlış 19
    Fotoğrafları çekim sonrası işlememek
     
    Çoğu yeni fotoğrafçı, çektiği fotoğrafları gerçekten işleyip işlemeyeceğine karar veremiyor.
    Tıpkı başlangıç yıllarımdaki BEN gibi. Ben de o yıllarda fotoğraflarını işlemden geçirmeden yayınlamayan birçok arkadaşıma ve profesyonele itiraz ederdim. Hatta bir seferinde oldukça önemli bir fotoğrafçının kişisel sergisinde neden bu kadar çok photoshop müdahelesi yaptığını, bence fotoğrafın çekim aşamasında bitirilmesi gerektiğini, çok bilmiş bir edayla söylediğimi hatırlıyorum. Şu cevapla kendime geldiğimi hiç unutamıyorum: “Acaba siz Photoshop kullanmayı bilmiyor olabilir misiniz?”
     
    Evet, bir bilgisayar mühendisine bu sorulmazdı, ama ben gerçekten de merak edip Photoshop kullanmayı öğrenmemiştim. O zamanlarda internet ortamı bu denli faal değildi, Youtube gibi ortamlarda materyal pek yoktu. Hemen Beyoğlu’nda bir kitapçıya gittiğimi ve tuğla gibi Photoshop kitapları aldığımı unutmuyorum.
     
    Bu işin acemileri fotoğraflara müdahelenin bir hile olduğunu savunurlar.
     
    Bence değil. Ne yani eski film günlerinde fotoğraf makineden çıktığı gibi mi tabledilip bize veriliyordu sanıyoruz. Elbette onlar da filme müdahele ediyorlardı. Günümüzün eski film günlerinden farkı, fotoğraf işleme işini şu anda laboratuar teknisyeninin değil, bizim yapabiliyor olmamızdır. Fotoğraflar her devirde işlenmiştir. Onları işlememek, tamamlanmamış bir negatife bakmak gibidir.
     
    Fotoğrafları işlerken dikkat edilmesi gereken birkaç temel şey:
    Beyaz dengesi Kontrast Renk doygunluğu Renk satürasyonu Gölgeler Netlik Berraklık, ışık  
    Yanlış 20
    Çektiğimiz fotoğrafları eleştirmemek
     
    Fotoğrafçılığa başladığımızda kendi eserimizi eleştirmemiz ve nasıl iyileştirileceğini anlamamız zor oluyor. Her bir eserimize eleştirel bir gözle bakarak nasıl iyileştirilebileceğini düşünmek bizi şimdikinden daha iyi bir fotoğrafçı yapar.
     
    Özellikle şu önemli faktörleri göz önünde bulundurulması önerilir:
    Netleme Perspektif Ana konu Arka plan Işık Pozlama Renkler Kontrast İşleme  
    Daha iyi bir fotoğrafçı olabilmeniz için fotoğraflarınızı değerlendirmede yardım istiyorsanız, fotoğraf kulüplerine katılmayı düşünebilirsiniz. Ben İzmir’de İFOD, ArtLENS gibi fotoğraf kulüplerine üyeyim ve gelişme açısından çok faydasını görüyorum. Bu gibi ortamlarda aylık dersler ve ödevler alıyorsunuz ve fotoğraflarınız hakkında profesyonel fotoğrafçılar da dahil olmak üzere topluluktan kaliteli geribildirimler alıyorsunuz. Destekleyici bir öğrenme ortamında daha bilinçli bir fotoğrafçı olmanıza yardımcı oluyorlar. Eleştirilmeye pek tahammülü olmayan bir yapıya sahipseniz bunu yapmamanızı öneriyorum. Çünkü, özellikle ustalar fotoğraflarınızı bazen öyle eleştiriyorlar ki, ağlarsınız
     
    Bu konuya katkı sağlayabilecek daha birçok görüş ve öneriler olduğunu biliyorum.
    Lütfen sizler de bu görüş ve önerilerinizi bizlerle paylaşın.
     
    Işığınız bol olsun.
     
     
     
     
    Sebahattin Demir
    Bir sonraki objektifim ne olmalı?
     
    Doğayı ve seyahat etmeyi seven benim gibi birçok fotoğraf gönüllüsünün en yaygın sorulardan biri "Bundan sonra hangi objektife sahip olmalıyım?" tarzında sorulardır.
     
    Bu tip sorular, bu forumda, YouTube videolarında ve bilinen hemen her fotoğraf forumunda sıklıkla karşımıza çıkar. Genellikle yeni bir objektif alma sorusu ortaya atıldığında internet üzerinde birçok uzman(!) bunlara yanıt vermeye çalışır. Bununla birlikte çoğu kez bu görüşler, ya mesnetsiz bilgiler içerirler, ya da belirli bir marka ve modele atıfta bulunurlar, onu öne çıkartmaya çalışırlar. Gerçekten doyurucu olduğuna inandığınız bilgileri verenler de o bilgileri kendi gerçekliklerine göre aktarırlar. Ama ne O Siz’dir, ne de Siz O’sunuz. Yani, dikkatli olmakta fayda var.
     

     
    Ben konunun uzmanı değilim. Ve sizlere şu objektif en mükemmelidir, onu alın diyemem.
    Aslına bakarsanız, "Sahip olunması gerekenler listemde” hangi objektife karar vereceğim konusunda artık bir problem yaşamıyorum. Bu işe ilk başladığınızda doğal olarak çok kötü fotoğraflar çekiyorsunuz. Sizinkiler kötü değil miydi? Tamam, benimkiler çok kötüydü. Bu durumda bizler (siz iyi fotoğrafları olanlar hariç ), bu kötü fotoğrafların suçunu, ya kullandığımız kameraya, ya da elimizdeki o berbat (!) kit objektife atma eğilimindeyizdir. Sonra, okumaya, araştırmaya, çektikçe deneyim kazanmaya başladıkça bu sitenin mottosu olmuş o sihirli cümleyi kurmaya başlarsınız;
     
    Fotoğrafı önce göz, sonra lens, sonra makine çeker!
     
    Evet, şu geldiğim durumda, sahip olduğum azıcık bilgi birikimimle bu motto bence tamamen gerçek. Hatta bence Göz-Lens-Makine arasında 100 üzerinden puanlama yap deseniz sırasıyla; 50-30-20 derim. İyi bir fotoğrafçı gözünüz varsa zaten iyi bir fotoğrafı garanti etmiş olursunuz. Çünkü, aslına bakarsanız, elinizdeki makine ve objektif hangi marka ve model olursa olsun, en kötüsüyle bile “waaaw” dedirtecek fotoğraflar çekebilirsiniz. Bunun örnekleri o kadar fazla ki, burada değinmeye gerek bile yoktur sanırım.
     
    Benim için yeni bir cam(!) almanın nedeni biraz pragmatik bir şey. Yeni bir optik için para yatıracaksam, gerçekten ona ihtiyacım var mı diye bakıyorum. Bu yeni objektif ile şimdi yapamadığım neyi yapabileceğim, ona odaklanıyorum. E tabi mühendis geçmişim teknik verilere bakmaktan ve bu konulardaki ciddi sitelerin makalelerini okumaktan beni alıkoymuyor.
     
    Sahip olduğum en uzak odaklı objektifim “AF-S Nikkor 70-200mm f/2.8G ED VR II”. Doğada, özellikle vahşi yaşam, kuş fotoğrafçıları için bu odak uzaklığı çok yetersiz kalabilir. Ama ben ne kadar ve kaç kez böyle bir durumla karşılaşıyorum ki?  Bu ihtiyacım için daha uzun odaklı bir objektif almak yerine bir 2xTelekonvertör almayı tercih ettim. Tamam, "200mm f/2.8 Objektif + 2xTelekonvertör" bir 400mm f/2.8 objektif etmiyor olabilir (mi?). Eğer kullandığınız gövdenin AF sisteminin nasıl çalıştığını, hangi durumlarda nasıl tepki verdiğini biliyorsanız, EVET yeterli olabilir.
     
    Unutmayın, ben bir amatörüm. Profesyonel vahşi yaşam ya da aksiyon/spor fotoğrafçısı değilim.
     
    Gelin olayı biraz sulandıralım;
    Diyelim ki, fotoğraf makinenizle birlikte verilen kit objektifle çekmiş olduğunuz fotoğraflardan daha keskin ve daha canlı  görüntüler istemektesiniz. Ya da düşük ışıkta veya güzel yumuşak arka planlarla dolu fotoğrafları çekebilmek için belki de f/2.8, f/1.4 gibi daha hızlı bir objektife ihtiyacınız var. Belki de kanatlarını bir saniye içinde yüzlerce kez çırpan ve havada asılı durabilen küçük kuşları fotoğraflamak için daha hızlı bir Otomatik Netleme (AF-Auto Focus)’ye sahip bir gövdeye ihtiyacınız var.
     
       Böyle bir durumda en uygun soru şu; "Bu tür fotoğrafları çekmek için şu an sahip olduğum gövde ve kullandığım objektif(ler) yeterli mi, hangi özelliklerde objektife ihtiyaç duyuyorum?”  
    Bu soruyu sorduğunuzda bunun sahip olduğunuz donanımla ilgili bir sorun olmadığını, bundan ziyade problemin vizörün arkasındaki dört inçlik alana bakan gözlerin sahibinde olduğunu fark edebilirsiniz. Tamam, elbette iyi objektifler gerekir, ama elinizdeki mevcut objektiflerle iyi görüntüler yakalamak için daha iyi teknikler de geliştirebilirsiniz.
     
    İyi haber, bu problemin çözülmesi genellikle tahmin edilenden daha ucuzdur 
     
    Peki bu ihtiyacınızı tam olarak ve kolaylıkla tanımlayamıyorsanız nedeni nedir?
     
    Birkaç olasılık var:
     
    Birincisi, gerçekte şu anda yeni bir şeye ihtiyacınız yoktur ve cebinizde duran biraz ekstra paranın GAZına geliyor olabilirsiniz. Evet, aslında bu karşılaşacağınız en iyi durumdur. Bazen "sıkılmış" olamaz mısınız? Bu durum, ekstra bir objektife avuç dolusu para vermek yerine, bu parayı sahip olduğunuz ekipmanı veya eğitici materyalleri çok daha etkin kullanmanızı sağlayacak, alanında uzman fotoğraf eğitmenleri ile birlikte katılacağınız uygulamalı bir fotoğraf gezisine yatırma fırsatı yaratmış olabilir. Ne dersiniz?
     
    Başka bir olasılık; kendinizi dışarı atabilir ve sevdiğiniz şeyleri çekmek için kendinize daha fazla zaman ayırabilirsiniz. Sanıyoruz ki, en iyi objektif(ler)e sahip olduğumuzda en iyi fotoğrafları artık çekebileceğiz. Evet bu belki de doğrudur. Peki ya bu hobimize aslında gerçekte yeterince zaman ayırmıyorsak? Asıl neden bu olabilir mi?
     
    Ben kendimce şöyle bir metodoloji geliştirdim;
     
    Aşağıda anlatacaklarım bir fotoğraf gönüllüsü olarak sadece benim düşüncelerimi ve yaptıklarımı içermektedir. Herkesin iş yapış şekli farklıdır, bu yüzden benim için işe yarayan bir yöntem sizin işinize yaramayabilir.
     
    Doğayı ve seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü olarak benim için, objektifimle bir defada mümkün olan en geniş alanı kaplayabilmem önemlidir. Güzel tespit, devam edelim. Elimdeki mevcut objektif setimle 14mm'den 200mm'ye (Telekonvertör ile 400mm) ulaşıyorum ve arada herhangi bir boşluğum bulunmuyor.
     
    Bu işe ilk başlıyorsanız ve hangi objektif(ler)i alacağınız konusunda kararsızsanız, (hatta kararalıysanız bile) başlangıçta geniş açıdan yaklaşık 200 mm'ye kadar odak mesafesi olan (mesela 18-200mm) bir objektif ile başlamanızı, bu tek objektifle yeterince uzun bir zaman geçirmenizi öneriyorum, ne dersiniz? Belirli bir süre sonunda çekmiş olduğunuz ve en beğendiğiniz fotoğraflara tek tek göz atıp, bunları hangi odak uzaklıklarında çektiğinizi not edebilirsiniz. Bu yöntem, sizin severek, zevk alarak çektiğiniz odak uzaklıkları hakkında çok güzel bilgiler verecektir. Unutmayın; ölçemediğiniz bir şeyi geliştiremezsiniz.
     
    Hiç durmayın, bunu şimdi, hemen yapın. En sevdiğiniz fotoğrafları biliyorsunuzdur, açın onları ve hangi odak uzaklığında, hangi diyafram değeriyle çektiğinizi kontrol edin ve bir liste çıkartın. Bunu yaptığınızda, büyük bir hevesle almış olduğunuz 50mm f/1.4 objektifin aslında neden uzunca bir zamandır kılıfından çıkmadığını, hatta onu artık son zamanlarda yanınıza bile almadığınızı, dolabınızda neden tozlandığını anlayacaksınız
     
    Bunun sağlamasını şu şekilde de yapabilirsiniz;
    Sahip olduğunuz tüm objektifleri listeleyin. Son 1 yıldır bu objektifleri hangi sıklıkta kullandığınızı aşağı yukarı çıkartın. En sık kullandığınız ve kullanmaktan hoşlandığınız objektifleri bir kenara ayırın, sonra sahibinden.com sitesine girin diğerlerini satışa çıkarın. İddia ediyorum, (keşke biraz daha fazla ücret isteseydim fikri dışında) pişman olmayacaksınız. Buradan elde ettiğiniz gelir ile bu güzel hobinizle ilgili özel turlara katılabilir, kendinizi ustaların yanında çok iyi geliştirebilirsiniz.
     
    Hatırlayacaksınız; özellikle geniş açı objektiflerden bahsederken hep perspektif bozulmasından veya objektifin perspektif başarımından söz edilir. Evet böyle bir gerçeklik var. Unutmayalım ki perspektif için ilk koşul kameramızın konumudur. Neden kameramı doğru konumlandırmak (bunun için biraz hareket etmek ve dolayısıyla sağlıklı kalmak) varken ve Photoshop vb gibi bu işlemi fotoğraf düzenleme esnasında artık mükemmel yapabilen uygulamalar dururken, sırf bu işlemi biraz düzeltici şekilde kendi başına yaptığı için bir objektife avuç dolusu para ödeyeyim?
     
    Dolayısıyla, manzara çekimlerinde kamera pozisyonuyla oynayıp sahne için mükemmel bir perspektif bulmak ilk öğrenmemiz gereken en önemli konudur. Kamera konumlandırmayı keşfettiğimizde, artık istediğimiz bir objektifi seçmek elimizde. Vizörümüzde istediğimiz kareyi görene kadar o zoom halkasını çevirmekte artık özgürüz.
     
    Sabit odak uzaklı objektifler, hah işte problem!
     
    Sabit odak uzaklığında olan objektif kullanacaksanız büyük olasılıkla yakınlaştırma/uzaklaştırma (zoom) işini ayaklarınızla yapmanız gerekecek . Bunun daha da kötüsü, siz kadrajı belirlediğinizde objeniz yer değiştirirse ne olacak? Artık ideal konumunuzda değilsiniz. Evet ne yazık ki sabit objektifler ile çekim yaparken, senaryoyu objeler belirler.
     
    Elbette, sabit objektifler tam ve doğru odak uzaklığı sunarlar ve mükemmel çalışırlar. Buna ilave olarak daha iyi bir keskinliğe de sahip olursunuz. Manzara çekiminden hoşlanan bir fotoğraf gönüllüsü olarak perspektifi kontrol etmeyi biraz öğrenince fotoğraflarımın (bana göre) daha iyi olduğunu fark etmeye başladım.
     
    Bazen 200 mm'nin üzerinde (Telekonvertör ile) genellikle aksiyon çekiyorum ve bu durumlarda perspektif (başkaları için yine de önemli olsa da) artık benim için çok önemli değil. Aksiyon fotoğraflarında çerçeve içindeki her küçük nesne, çoğunlukla manzara fotoğraflarımda olduğu gibi kritik bir rol oynamıyor benim için. Aslında, aksiyon ve yaban hayatı ile arka planın (ve hatta bazen ön planın) yumuşak ve bulanık olması istenir (bokeh).  Bu yüzden manzara konusunda eleştirilen bu durum aksiyon ve vahşi yaşamda oldukça önemlidir. Bu durumlarda, hızlı AF, her karesi net, keskinliğini mükemmel sonuçlar önem kazanır.
     
    Peki, eşit derecede iyi görünen birkaç seçenekle karşı karşıya kalırsak kararı nasıl vereceğiz?
    İki benzer objektif ve odak uzunluğu arasında seçim yaparken, genellikle bazı faktör(ler)den ödün vermeniz gerekebilir. Örneğin, belki 200-500 mm gibi zoom ve 300 mm F4 + telekonvertör arasında kaldınız. Farklar açıktır; Sizce daha zor ışık koşullarında çok hızlı netleme yapabilmek mi önemlidir, yoksa yakınlaştırma esnekliği mi? Ve bunun için bu fiyatı ödemeye değer mi?
     
    Aynı şey kısa odak uzaklıkları için de geçerli. Örneğin14-24mm f/2.8 mi veya 16-35mm f/4 mü? Ben bu ikilemi bizzat yaşadım. Birçok kez belirttiğim gibi doğayı ve seyahat etmeyi seviyorum. Dolayısıyla, manzara, şehirlerin mimarileri, kapalı alan çekimleri benim ilgi alanımda. Kapalı alan, gece yıldız çekimi vs deyince bu ortamlar için ideal olanı (yukarıdaki iki objektif arasında) 14-24mm f/2.8 seçimi olurdu. Ama ben aynı zamanda filtre kullanmayı, uzun pozlamayı da seviyorum. Binbir araştırma sonucunda iyi bedeller ödeyerek aldığım filtrelerimi kullanmayı da istiyorum. Sonuçta; bahse konu iki objektifi de satın aldım. Belki inanmayacaksınız ama en sık kullandığım iki objektifim bunlar.
     
    Anahtar nokta; bu yalnızca gerçekten SİZİN karar verebileceğiniz bir seçim. Bu seçimi ben sizin için yapamam, internetteki hiç kimse de yapamaz. Bence başkalarının yönlendirmesindense, karar verme sorumluluğunu almalı ve biraz düşünmelisiniz.
     
    İki objektif arasında seçimle karşı karşıya kaldığımızda hep "yanlış" karar vermekten korkarız değil mi? Ancak böyle düşünmek hatalı. Unutmayın; gerçekte, gerçekten "iyi" ve "kötü" objektif arasında karar vermeye çalışmıyoruz; İki iyi seçenek arasında karar vermeye çalışıyoruz.
     
    Kararlarınızı, sizin için daha değerli olacağını düşündüğünüz avantajlara dayalı olarak (bu farklılıklar az olsa bile) kendiniz vermelisiniz.
     
    Acımasız gerçek şu ki, ne karar verirseniz verin, diğer objektife ihtiyaç duyacağınız zamanlar hep olacak .
     
    Yapabileceğiniz en iyi ve tek şey, satın alma aşamasında bildiklerinize dayanarak, vakaların “çoğunda sizin için doğru görünen bir objektifi seçmenizdir. Gerçekten hala şüphedeyseniz, eğer imkanınız varsa birkaç günlüğüne bir lens kiralamak, ya da bir süreliğine denemek için ödünç almak kendiniz için doğru tercihi bulmanıza yardımcı olabilir.
     
    Sizler de düşünce ve yorumlarınızla katkıda bulunur musunuz?
    Malum; bilgi paylaştıkça çoğalıyor.
     
    Işığınız bol, seçiminiz hayırlı olsun.
     
    Sebahattin Demir
    Havai Fişek Çekmek İçin En İyi Yöntem ve Ayarlar
     
    İşte size havai fişek çekmek için en iyi yöntem:
     
    f/8, 3 Saniye, ISO 400, bir Üçayak (tripod)
     
    Bu teknik için öncelikle bir üçayak kullanmanız gerekiyor.
     
    Şu ayarları deneyin ( f/8, 3 Saniye, ISO 400) ve inanın yanlış yapmazsınız. Havai fişek ışığının parlaklığını ayarlamak için diyafram açıklığınızı değiştirin. f/11 gibi daha küçük bir diyafram havai fişekleri daha koyu hale getirecek ve f/5.6 onları daha parlak hale getirecektir. f/8 iyi bir başlangıç noktasıdır. Onları çok parlak yaparsanız, renk yoğunluğunu kaybedersiniz.
     

     
    Fişeklerin akışlarının uzunluğunu ayarlamak istiyorsanız, enstantane hızını değiştirin. 5 saniye gibi hızlar daha uzun çizgiler oluşturacak, ancak aynı zamanda patlayan ışık demetlerini daha parlak gösterecektir. Bir başka deyişle, birçok patlayan tanecik aynı anda yükseldiğinde, daha uzun bir enstantane hızı tüm bu renk cümbüşünü birbirlerinin üzerine kaydeder ve bunların örtüştüğü yerde aşağıdaki gibi parlak bir nokta elde edersiniz.
     

     
    Parlaklığını biraz yoketmek isterseniz, ISO değerini yükseltebilirsiniz. Evet, ISO’yu arttırmaktan çekinmeyin. Yüksek ISO böyle durumlar için en iyi arkadaşınızdır, ama siz yine de 1600'ün üzerine çıkmamaya gayret edin. ISO değerini yükseltirseniz, kıvılcım akışlarını belirginleştirmek için diyaframı biraz daha kısabilirsiniz.
     
    Lütfen unutmayın: gece karanlık bir gökyüzünde ve aydınlanmamış ön plan çekimi yapıyorsunuz. Elbette havanın haranlık olması gerekiyor. Histogramınız merkezi boş bir U gibi korkunç görünecektir. Bu iyi birşeydir, endişelenmeyin, gece vakti çekim yapıyorsunuz
     
    Zaman atlamalı (Timelapse) Çekim
     
    Artık birçok Nikon gövdede bu kabiliyet mevcut. Ancak Timelapse değil, Aralıklı Çekim seçeneğini seçmelisiniz (bu ayar yalnızca video modunda mevcut).
     
    Aralığı, genellikle 1 saniyelik minimuma ayarlayın. Bu, çerçeveler arasında 1 saniyelik bir boşluk ile fotoğraf çekeceği anlamına gelir. Tam şovun ortasında çekimin durmasını engellemek için çekim sayısını 9999 gibi çok yüksek bir değere ayarlayın.
     
    Kullandığınız gövde bu özelliğe sahip değilse kameranızı kontrol etmek ve zaman aralıklı çekim yapmak için harici zamanaralıkölçer satın alabilirsiniz. Pahalı veya ucuz markalı bir alet satın alabilirsiniz. Markası önemli değil, sadece kamera modelinizle uyumlu tasarlanmış olanı satın aldığınızdan emin olun.
     
    Zaman atlamalı diziyi çekmek için bir zamanaralıkölçer kullanmanın yararı, herhangi bir çekimi kaçırmamak ve fotoğraf makineniz harika fotoğraflar çekmek için çalışırken arkadaşlarınızla ve ailenizle birlikte arkanıza yaslanıp şovun tadını çıkarabilmenizdir.
     



     
    Çerçeve, Netleme, Kadraj ve Keyif
     
    Kurulum için kadrajınızı ayarlayın. Zaten çok karanlıksa ISO değerini mümkün olduğunca yükseltebilir ve kompozisyonunuzun neye benzediğini görmek için saniyenin 1/20'si gibi daha hızlı bir enstantane hızında bir fotoğraf çekebilirsiniz. Doğru çerçeveleme yaptıktan sonra, ayarları f/8, 3 saniye, ISO 400'e geri getirin.
     
    Aralıklı çekim yaparken kameranın odaklanmak için sorun yaşamaması için manuel netlemeye geçmeniz gerekecektir. Önce, havai fişeklerle aynı uzaklıkta olan bir şeyi netlemek için otomatik netlemeyi kullanın. Ortam çok karanlıksa ve netlemek zor oluyorsa, merkezdeki netleme noktasını kullanın ve bir ışık kaynağını netleyin, ardından netleme ayarınızı hiç bozmadan manuel netlemeye geri dönün.
     
    Çok fazla kare çekeceksiniz, bu nedenle işe başlamadan önce bellek kartınızın boş olduğundan, biçimlendirdiğinizden emin olun. Hızlı bir kart kullanmayı deneyin. Kartınız çok yavaşsa, kameranız karta yazım işlemi boyunca fotoğraf çekemeyecek ve siz belki de en önemli kareleri kaçıracaksınız.
     
    Şimdi işlemi başlatın ve şovun tadını çıkarın ...
     
    Sonuç
     
    Bu basit pozlama ayarları, havai fişek çekimi için sizin temel olarak iyi sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Kameranın otomatik olarak çalışmasına izin vermek için bir zamanaralıkölçer kullanın ve şovun tadını çıkarın.
     
    Bu yazıdaki bilgiler ve görseller Photofocus.com sitesinden alıntıdır. Ben burada bazı eklemeler ile sınırlı kaldım.
     
     
    Sebahattin Demir
    Önerilen Nikon D810 Ayarları
     
    Bir süredir Nikon D810 gövde kullanıyorum. Aldığımdan beri bu model hakkında çok fazla yayın okudum, video seyrettim, ustalarla görüştüm ve bizzat denemeler yaptım. Bu süreçte en fazla eksikliğini yaşadığım şey, anlaşılır ve hap gibi kullanılacak bir ayar yapma konulu dokümandı. Sonunda bunu kendim yazmaya karar verdim. Aşağıdaki yazdıklarım birçok doküman ve video izlemelerinin sonucunda kendi deneyimlerimi de içerir. Lütfen unutmayın ki bunlar benim için olan doğrulardır, herkesin aynı ayarlarla çekim yapması gerektiği anlamına gelmez. Aşağıdaki bilgiler, kamera ile mücadele edenlere kılavuz olarak sunulmuştur ve sadece fotoğraf makinesinin ve onun bazı önemli özelliklerinin nasıl kullanıldığını açıklamaktadır.
     
      Ben Nikon D810’umu ingilizce dil ile kullanıyorum. Bu dokümanda türkçelerini mümkün olduğunca yazmaya özen gösterdim. Gözden kaçırdıklarım olabilir, şimdiden affınızı rica edeceğim. Siz Türkçe olarak kullanıyorsanız ya da türkçe açıklama istiyorsanız bu durumda biraz çalışmanız gerekecektir
     
    Nikon D810 oldukça gelişmiş bir DSLR kamera ve birçok farklı menü ve ayarla birlikte geliyor.
     
    Kamera menüsüne girmeden önce, makinenin gövdesindeki tuşlar ve kadranlarla yapabileceğimiz denetimleri kullanmaya başlayalım. D810'un birçok menü seçeneği var, ancak yalnızca harici kontrollerle kontrol edebileceğiniz bazı özellikler de var.
     
     
    Otomatik odaklanma Modları, Basamaklama ve Flaş
     
    Fotoğraf makinesinin önünde sol tarafta (Şekil-2 deki 3 numaralı büyük kırmızı daire içindeki alan) “AF” ve “M” seçeneklerinden oluşan bir anahtar göreceksiniz. Bu anahtarın "AF" konumunda olduğundan emin olun, aksi takdirde takacağınız objektif otomatik netleme yapmayacaktır. Herhangi bir nedenle objektifiniz netleme yapmıyorsa, öncelikle kontrol etmeniz gereken yer burasıdır. Anahtarın ortasındaki düğmeye basılı tutarak ve arka taraftaki kadranı çevirerek farklı netleme modları arasından seçim yapabilirsiniz.
     
    Şekil-2
     
    Bu işlemi yaparken üst LCD'ye bakın, kamera “AF-S” ve “AF-C” arasında geçiş yapacaktır. Her bir netleme modu hakkında hızlı bir özetleme yapmak gerekirse:
     
    AF-S - Bu moda "Single servo AF" denir ve yalnızca hareketsiz, sabit konular için kullanılır. Deklanşöre yarım bastığınızda, özneye otomatik netleme yapar ve netleme kilitlenir. Bu esnada özne hareket ederse netleme noktası değişmeyeceği için net olmayan bir fotoğraf elde edilecektir. Sabit konuları (manzara, mimari, vb.) fotoğraflamak için ve aşırı derecede düşük ışıklı ortamlarda çekim yaparken bu modu kullanmalısınız. Yetersiz ışık koşullarında otomatik netleme zorluğu nedeniyle makinenizdeki AF yardımcı ışığını kullanmanız gerekecektir. Bu ışığın yanması için de bu modu kullanmalısınız. AF-C - Nikon'un dilinde "Sürekli-servo AF" olarak bilinen AF-C, hareketli nesnelerin fotoğrafını çekmek için kullanılır. Deklanşör düğmesine yarım bastığınızda nesneye odaklanacaktır ve nesne hareket ettiğinde kamera netlemeyi yeniden oluşturacaktır.  
    Hangisini kullanacağınıza karar veremiyorsanız, AF-S yerine sürekli izleme için AF-C moduyla kullanmanızı öneririm.
     
    Anahtarın ortasındaki düğmeye basılı tutarak ön kadranı işaret parmağınızla döndürdüğünüzde, "S", "D 9", "D 21", "D 51", "3D", "GrP" ve “Oto” gibi birçok farklı seçenek ile karşılaşırsınız. Bu ayarlar, vizörde gördüğünüz odak noktalarını kontrol etmek içindir. Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, kamerayı odaklama için kullanacağı tek bir odaklanma noktası seçmenize izin veren "S" (Tek) olarak bırakın.
     
    Diğer harici kontrollere geçelim.
     
    AF / M anahtarının hemen üstünde iki ek düğme daha göreceksiniz.
    Bunlar;
    Flaş telafisini ince ayarlamanızı, ön / arka flaş senkronizasyonu gibi diğer flaş parametrelerini ayarlamanızı sağlayan, üzerinde flaş sembolü olan düğmedir (Şekil-2 deki 2 nolu daire içinde gösterilen düğme). Diğeri üzerinde “BKT” yazan Basamaklama ayarlarınızı yapmanızı sağlayan (Şekil-2 deki 1 nolu daire içinde gösterilen) düğmedir.  
    Flaş ayarlarına şimdilik değinmeyeceğim, çünkü o başka bir uzun makale konusu olabilir.
    Ama “BKT” düğmesine basılı tutarak üst LCD’de "0.0" değerini gördüğünüzden emin olun. Benzer şekilde, düğmeyi basılı tutarak ve üst LCD'de çerçevenin kapalı olduğundan emin olun. Sol tarafta "0F" görünmelidir; Bu, basamaklanın kapalı olduğu anlamına gelir ("BKT" harfleri de yok olmalıdır). Ön kadran çevrilerek basamaklama adımlarının değiştirilmesi sağlanır ve arka kadran çevrilerek çekilen kare sayısı ayarlanır. Nikon D810, 9 kareye kadar ve 3 durağa (EV) kadar basamaklama oluşturmaya izin verir.
     
    Bunun anlamı şudur;
    Örneğin siz çok karanlık ve çok ışıklı ortamları içerisinde barındıran bir kadraj belirlediniz. Pozlamanızı hangisine göre yapsanız diğeri patlayacak ya da çok karanlık çıkacaktır. Ortalama bir pozlama yaparsanız, bu kez gölgede kalan yerler daha gölgeli, ışıklı yerler fazla pozlanmış olabilecektir. Her durumda da istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz. Böyle bir durumla karşılaştığınızda aynı sahneyi birden fazla pozlamayla çekmeniz anlamına gelen “Basamaklama” imdadınıza yetişir.
     
    “BKT” düğmesine basılı tutarak
    Ön kadran ile her çekimde hangi durak aralıklarıyla çekeceğinizi (1, ½, 1/3) Arka kadran ile ardı ardına kaç kare çekeceğinizi (2,3…9) belirlersiniz. Deklanşöre tam bastığınızda makine otomatik olarak, belirlediğiniz durak aralıklarında artı ve eksi yönlerde, belirttiğiniz adet kadar fotoğraf çekecek ve kaydedecektir. Ardından siz bu fotoğrafları Photoshop, Lightroom ve benzeri işleme programlarıyla birleştirdiğinizde, her yanı iyi pozlanmış bir sonuç fotoğrafa sahip olursunuz.
     
    Çekim Modu ve Kamera Modu
     
    Fotoğraf makinenizin sol üst tarafında, üst kısmında düğmeler bulunan (Şekil-3 teki 4 nolu alan ve Şekil-4 te büyükçe gösterilen) gibi geniş bir kadran vardır. Bu döner kadranın başlıca işlevi çekim modunu ayarlamaktır. Üstte bulunan düğmeler Görüntü biçim ve kalitesini, Pozlama ölçüm metodunu, ISO ve Beyaz dengesini hızlı ayarlamak içindir.
     
     
    Şekil-3
     

    Şekil-4
     
    Döner kadran seçenekleri;
    "S" (Tek) çekim, "Cl, Ch" (Sürekli düşük ve Sürekli yüksek) hızda çekim, "Q" (Sessiz) mod, "Qc" (Sessiz sürekli) çekim, Zamanlayıcı “Mup” (Ayna kalkık).  
    Bende genellikle deklanşöre bastığımda yalnızca tek bir çekim yapan "S" olarak ayarlıdır. Makinemin hareketli nesneleri birden fazla seri olarak çekim yapmasını istersem, "Ch" moduna geçerim. Nadiren diğer ayarları kullanıyorum, ancak titreşimleri azaltmak için ve üçayak kullanarak yaptığım manzara, mimari gibi çekimlerde kullandığım “Zamanlayıcı” özelliği (aşağıda daha ayrıntılı olarak anlatılıyor) çok işime yarıyor.
     
    En üstteki düğmeler, ISO, Pozlama ölçüm metodu ve Beyaz Dengesi gibi önemli ayarları hızla değiştirmenizi sağlarlar. Burada görüntü kalitesini değiştirmeye yarayan “QUAL” düğmesinin konumudan pek hoşnut değilim. Çünkü birçok kez yanlışlıkla buraya basarak RAW çektiğimi zannederek aslında JPEG çekmişliğim vardır
     
    Pozlama Ölçüm modunu değiştirmek için düğmeyi basılı tutun, sonra arka ayar kadranını çevirin.
     
    “ISO” düğmesine basılı tutarak arka ayar kadranı ile hızlı ISO ayarı değiştirme imkanına sahip olursunuz. Ön ayar kadranı ise Otomatik ISO'yu açıp kapatmaya yardım eder. Bu makinede en sevdiğim özelliklerin başında gelen Otomatik ISO'yu hızlı bir şekilde açma ve kapatma kabiliyetimin yanısıra, kamera önündeki Fn (İşlev) düğmesini Otomatik ISO ayarlarıyla eşleştiririm. Böylece maksimum hassasiyet ve minimum perde hızında değişiklikler yapabilirim ( “Özel Ayar Menüsü” altındaki notlarımda açıklanmaktadır).
    Son olarak, Beyaz dengesini ayarlamak / değiştirmek için "WB" düğmesinden bahsedelim. Bu düğmeye basılı tuıtarak arka ayar kadranı ile beyaz dengesini değiştirebilirken, ön ayar kadranı ile ince ayar yapabilirsiniz.
     
    Makinenizin üstünde, sağ tarafta, LCD ekranın üst kısmında üç düğme daha göreceksiniz:
    Kamera modunu değiştirmek için "MOD" düğmesi, Video kayıt düğmesi (kırmızı nokta ile) ve Poz telafisi düğmesi.  
    Makineyi aldığımdan beri hiç video kaydı yapmadım. O nedenle en çok kullandığım iki düğme MODE ve poz telafisi düğmeleridir. Geleneksel "PASM" kadranlı diğer kameraların aksine Nikon D810'da böyle bir kadran yok ve bunun yerine MODE düğmesini kullanmanız gerekiyor. Dolayısıyla, farklı kamera modları arasında geçiş yapmanız gerekiyorsa, MOD düğmesini basılı tutmanız ve arka ayar kadranını çevirmeniz gerekiyor.
     
    Bunu yaptığınızda, "P" (Program Otomatik), "S" (Enstantane Önceliği), "A" (Diyafram Önceliği) ve "M" (Manuel) olmak üzere 4 farklı mod ile karşılaşırsınız. D810'la çekim yaparken çoğunlukla Diyafram Öncelikli ve Manuel modları kullanıyorum.
     
    Pozlama telafisi düğmesi, Diyafram Öncelikli modu ile çok iyi bir ikili oluşturuyor ve birbirlerini tamamlıyor. Arkadaki “AE-L / AF-L” düğmesi pozlamayı kilitlemem gerektiğinde gerçekten hayat kurtarıyor.
     
    Çekim Menüsü
     
    Ayarlarımı kontrol ederken yoğun kullandığım ilk yer Çekim Menüsü’dür.
    İlk önce kendi ayarlarımı paylaşıp, ardından önemli ayarlardan bahsedeceğim.
     
    Çekim menüsü kümesi: A (default) Genişletilmiş menü kümeleri: OFF-Kapalı Kayıt klasörü: varsayılan Dosya adlandırma: SDM (Adım ve soyadımdan oluşan kısaltma) Birincil yuva seçimi: SD kart yuvası (*) İkincil yuva işlevi: Yedekleme Resim kalitesi: NEF (RAW) JPEG/TIFF kaydı      Resim boyutu: L (gri alan kullanıma kapalı)      JPEG sıkıştırma: En iyi kalite NEF (RAW) kaydı      Resim boyutu: RAW L Büyük      NEF (RAW) sıkıştırma: ON-Kayıpsız sıkıştırılmış      NEF (RAW) bit derinliği: 14-bit Görüntü alanı      Görüntü alanı seç: FX (36x24)      Otomatik DX kırp: ON-Açık Beyaz dengesi: AUTO1-Otomatik Picture Control ayarla: SD-Standart Picture Control’ü yönet: Kaydet/düzenle > Standart Renkli alan: Adobe RGB Etkin D-Lighting: OFF-Kapalı HDR (Yüksek dinamik aralık: OFF (gri alan ayara kapalı) Vinyet kontrlü: OFF-Kapalı Otomatik dağılma kontrolü: OFF (gri alan ayara kapalı) Uzun pozlama KA: OFF-Kapalı Yüksek ISO KA: OFF-Kapalı ISO duyarlılığı ayarları ISO duyarlılığı: 64 Otomatik ISO duyarlılığı kontrolü: ON Maksimum duyarlılık: 3200 Minimum enstantane hızı: AUTO-Otomatik Çoklu Pozlama: OFF-Kapalı Aralıklı çekim: OFF-Kapalı Zaman aralıklı çekim: OFF-Kapalı Film ayarları Çerçeve boyutu/kare hızı: 1920x1080; 60p Film kalitesi: HIGH-Yüksek kalite Mikrofon duyarlılığı: Otomatik duyarlılık Frekans yanıtı: WIDE-Geniş aralık Rüzgar sesini azaltma: OFF-Kapalı Hedef: SD kart yuvası Film ISO duyarlılığı ayarları ISO duyarlılığı (mode M): 64 Otomatik ISO kontrol (mode M): OFF-Kapalı Maksimum duyarlılık: 12800  
    Burada bulunan çok farklı ayarlar gözünüzü korkutmasın, pek çok ayarı belki de hiç  değiştirmeyeceksiniz. Bana göre buradaki bazı önemli ayarlar şunlar.
    Birincisi, "Çekim menüsü kümesi". Bu, 4'e kadar farklı çekim menüsü ayarlarını saklamanıza izin veriyor. İyi haber, her bir kümeyi "Manzara", "Portre" gibi özel bir adla isimlendirebilirsiniz. Kötü haber, bu ayarlar bence tamamen gereksiz! Ben de dahil olmak üzere pek çok Nikon kullanıcısı, Nikon'un uzun yıllardır değişmeyen menü kümelerinin uygulanmasıyla şaşkına dönmüş durumda. Bence Özel ayar kümelerinde üç temel kusur var:
     
    Menü kümeleri, "Çekim Menüsü" ve "Özel Ayar Menüsü" olarak 2 ayrı bölümdür. Bu da ayarları iki yerde saklamanız ve bir değişiklik yapmanız gerektiğinde iki yerde de değişmenizi gerektirir. Tüm kamera ayarlarını tek yerde saklayabileceğimiz bir çözüm yok. Fotoğraf makinesinde bir kümeyi hızlı bir şekilde seçebilecek herhangi bir düğme yok. En hızlı yol arkadaki "i" düğmesine basmak ve daha sonra "ÇEKİM" veya "ÖZEL" için farklı bir banka seçmektir. D600 / D610 gibi alt uç Nikon DSLR'ler bu açıdan çok daha iyi, çünkü PASM kadranın hemen üzerinde U1 ve U2 seçenekleri var. Menü kümelerini kaydetmenin bir yolu ne yazık ki yok. Belirli bir küme seçerseniz ve ardından bu kümedeki herhangi bir ayarı o anlık değiştirirseniz, artık yeni ayar geçerli olacaktır. Bu da kümelerin kullanım amacına tamamen ters bir durum oluşturuyor.  
    O nedenle ben burayı çok sık kullanmıyorum. Yukarıdaki sınırlamalar kümeleri benim için gereksiz kılıyor. Nikon'un yapması gereken şey, kameranın MODE düğmesine U1, U2, U3 ve U4 gibi birkaç seçenek eklemek ve ardından tüm fotoğraf makinesi ayarlarını bu bellek bankalarına (otomatik odaklama ayarları dahil) kaydetmeye izin vermek ve sorunu çözmek  Nikon'un neden aynı kullanışsız kümeleri üstün nitelikli DSLR gövdelere tekrar tekrar koyduğunu, bunda neden ısrarcı olduğunu anlayamadım. Bunun yerine her çekim başında önceden cep telefonuma not aldığım kontrol listemden, benim için önemli olduğuna inandığım ayarları bir kez daha gözden geçiriyorum.
     
    Neyse, biz diğer çekim menüsü ayarlarına geçelim. Bir sonraki önemli ayar, "İkincil yuva işlevi". Bu özellik birden fazla kartla çekim yaparken ikinci kart yuvası için bir rol seçmenizi olanak sağlar.
     
    Fotoğraf makinesini görüntüleri üç farklı şekilde kaydedecek şekilde ayarlayabilirsiniz;
    Temel ayar, görüntüleri ilk karta kaydeder ve ilk kart dolduğunda kamera ikinci karta kaydetmeye başlar. Genellikle önemli olan bir şey üzerinde çalışmadığım ve yedek imajlara ihtiyacım olmadıkça, genellikle bu ayara “Kapasite aşımı” ayarlarım. İkinci ayar olan "Yedekleme" seçilirse kamera, fotoğrafları her iki bellek kartına da aynı anda kaydeder. Son ayar “RAW birincil – JPEG ikincil” ayarıdır. RAW dosyalarını bir karta ve JPEG dosyalarını diğer karta kaydetmenize olanak tanır.  
    Gün boyunca çok fazla adetli çekim yapacaksanız "Kapasite aşımı"nda bırakın,
    eğer kartlardan birinin arızalı olmasından dolayı fotoğraflarınızın kaybolmadığından emin olmanız gerekiyorsa "Yedekleme"yi seçin.
     
    Ben çekimlerimi hep RAW yapıyorum. O nedenle "Görüntü kalitesi" hep RAW olarak ayarlıdır. "NEF (RAW) kaydı" her zaman 14-bit Kayıpsız sıkıştırılmış olarak ayarlıdır. Kameranın verebileceği en iyi görüntü kalitesini elde etmek için 14-bit'i seçiyorum ve "Kayıpsız sıkıştıtılmış” ayarlıyorum. Bu sayede fotoğraflarım "Sıkıştırılmamış" dan çok daha küçük dosya boyutlarında kayıt ediliyor ve böylece kartıma daha fazla fotoğraf sığdırabiliyorum.
     
    "Beyaz Dengesi" ayarım “Otomatik”'tir ve ("Uzun Pozlama KA" hariç) RAW görüntüleri etkilediğinden Resim Kontrolleri, Aktif D-Aydınlatma, HDR vb. gibi diğer tüm ayarlar kapalıdır. Unutmayın, RAW dosyalar manipüle edilmemiş veriler içerir ve işlem gerektirir. Fotoğraf makinenizin LCD ekranında gördüğünüz (her RAW dosyası) tam boyutlu JPEG görüntüsüdür. Nikon'un Capture NX gibi tescilli yazılımını kullanırsanız, bu ayarlar RAW görüntülere otomatik olarak uygulanabilir. Fotoğraflarımı saklamak ve işlemek için Photoshop ve Lightroom kullanıyorum. Görüntülerin fotoğraf makinesinin LCD ekranında nasıl gösterildiğini çok umursamıyorum, bu yüzden herşeyi kapatıyorum.
     
    Renk alanı RAW dosyaları için önemli olmasa da, AdobeRGB kullanıyorum. Çünkü doğru pozlamayı belirlemek için biraz daha doğru bir histogram veriyor. Çünkü kamera, RAW formatında çekim yapsanız dahi kendisi tarafından oluşturulan JPEG görüntüsüne dayalı histogramı gösterir.
     
    En sık değiştirdiğim menü ayarı "ISO duyarlılığı ayarları"dır. Elde çekim yaparken çoğunlukla “Otomatik ISO” kullanıyorum, çünkü bu benim için çok zaman kazandıran harika bir özellik. Her çekim için ISO belirtmek yerine, “Otomatik ISO duyarlılığı kontrol”u aktif ediyorum,“Açık” duruma getiriyorum.
    “ISO duyarlılığı” (yani minumum ISO) : 64
    “Maksimum duyarlılık” (yani en fazla çıkmasını istediğim ISO) : 3200
    “Minimum enstantane hızı" : Otomatik
    ayarlıyorum.
    "Otomatik"ayarı (en düşük perde hızı ayarı) harika bir özellik sunuyor. Çünkü lensin odak uzaklığını okuyor ve minimum enstantane hızını lensin odak uzaklığına otomatik olarak ayarlıyor. Elleriniz benim gibi titrekse, “Minumum enstantane hızı > Otomatik” kısmında "Hızlı"’ya bir adım daha yakın olacak şekilde değiştirebilirsiniz. Bu, asgari enstantane hızını temel olarak iki katına çıkarır. Örneğin, kameraya 50mm'lik bir lens takılıysa, minimum enstantane hızınız 1/100  saniye olacaktır. Bu ayarı sonuna kadar (Faster) ayarlarsanız, enstantane hızını 1/200 saniyeye yükseltir. Bir VR lens kullanırken "Otomatik" minimum obtüratör hızını genellikle "Daha yavaş" bir seviyeye düşürüyorum. Ne yazık ki Nikon otomatik olarak VR'yi telafi etmenin bir yolunu henüz uygulamaya koymadı. Bu nedenle bu ayarı kullandığınız lense göre ayarlamanız gerekiyor. Üçayak ile Manzara veya mimari fotoğraf çekerken “Otomatik ISO”yu kapatıyorum ve en yüksek dinamik aralık ve en düşük kumlanma seviyeleri için ISO 64 ayarında kullanıyorum.
     
    Özel Ayar Menüsü
     
    Bu menüde de pek çok farklı ayar bulunuyor ve birçok insan bu ayarlar içinde kayboluyor. Şahsen kullandığım ayarlar şunlar:
    a : Otomatik Netleme a1: AF-C öncelik seçimi: Bırak + Netle a2: AF-S öncelik seçimi: Netle a3: Sabitken netleme izleme: AF 3 (Normal) a4: AF etkinleştirme: Yalnızca AF-ON – bununla ilgili detaylı açıklama aşağıda a5: Netleme noktası görüntüleme       Manuel netleme modu: ON       Dinamik alan AF görüntüleme: ON       Grup alan AF görüntüleme: ilk seçenek a6: Netleme noktası aydınlatması: Otomatik a7: Netleme noktası sarmalı: Sarma a8: Netleme noktası sayısı: AF51 a9: Konuma göre kaydet: Kapalı a10: Dahili AF yardımcı aydınlatması: Açık a11: AF-alanı modu seçimini sınıtlayın: Tümü seçili a12: Oto. Netleme modu kısıtlamaları: Kısıtlama yok b - Ölçüm/Pozlama b1: ISO duyarlılık adımı değeri: 1/3 b2: Pozlama kontrolu için EV adımları: 1/3 b3: Pozlama/flaş telafisi adım değeri: 1/3 b4: Kolya pozlama telafisi: Kapalı b5: Matris ölçümü: Yüz tanıma açık b6: Merkez ağırlıklı alan: 12mm b7: En iyi ince ayar pozlaması: — c – Zamanlayıcılar/AE kilidi c1: Deklanşör AE-L: Kapalı c2: Bekleme zamanlayıcısı: 10s c3: Otomatik zamanlama       Otomatik zamanlama gecikmesi: 5s       Çekim sayısı: 1       Çekimler arası aralık: 0.5s c4: Ekran kapanma gecikmesi: 1m d - Çekim/Ekran a1: Uyarı sesi       Düzey: Kapalı       Şiddet: Düşük d2: CL modu çekim hızı: 3 fps d3: Maksimum sürekli bırakma: 100 d4: Pozlama gecikme modu: Kapalı d5: Elektronik ön perde deklanşörü: Etkinleştir d6: Dosya numarası sırası: Açık d7: Vizör kılavuz çizgi ekranı: Açık d8: ISO ekranı ve ayarları: ISO duyarlılığını göster d9: Ekran ipuçları: Açık d10: Bilgi ekranı: Manuel d11: LCD aydınlatma: Kapalı d12: MB-D12 pil tipi: LR6 d13: Pil sırası: MB-D12 e - Basamaklama/Flaş e1: Flaş senkronizasyon hızı: 1/320* e2: Flaş enstantane hızı: 1/60 e3: Dahili flaş için flaş kontrol: TTL e4: Flaş için pozlama telafisi: Tüm çerçeve e5: Pilot flaş: Açık e6: Otomatik basamaklama ayarı: AE ve flaş e7: Otomatik basamaklama (Mode M): Flaş/hız e8: Basamaklama sırası: MTR > alt > üst f - Kontroller f1: Işık düğmesi: LCD arka plan aydınlatma f2: Çoklu seçici orta düğmesi      Çekim modu: RESET-Merkezi netleme noktası seç      İzleme modu: Zoom açık/kapalı -> 1:1 (100%)      Canlı görüntü: RESET-Merkezi netleme noktası seç f3: Çoklu seçici: OFF-İşlem yapma f4: Fn düğmesi ata: Bas > En üst MENÜM ögesine erişim f5: Önizleme düğmesini ata: Önizleme f6: AE-L/AF-L düğmesini ata: Bas > AE/AF kilidi f7: Enstantane hızı ve diyafram kilidi: — (Kapalı / Kapalı) f8: BKT düğmesini ata: BKT- Otomatik basamaklama f9: Ayar kadranlarını özelleştir: Hepsi varsayılan ayarlı f10: Kadran kullanmak için düğmeyi bırak: OFF-Hayır f11: Yuva boş bırakma kilidi: LOCK-Bırakma kilitli f12: Ters göstergeler: – 0 + f13: Film kayıt düğmesi ata: ISO duyarlılığı f14: Canlı görüntü düğmesi seçenekleri: ON-Etkinleştir f15: MB-D12 AF-ON düğmesini ata: AF-ON f16: Uzak (WR) Fn düğmesini ata: OFF-Yok f17: Objektif netleme işlemi düğmeleri: Yalnızca AF kilidi g - Film g1: Fn düğmesini ata: OFF-Yok g2: Önizleme düğmesini ata: Bas > Dizin işaretleme g3: AE-L/AF-L düğmesini ata: Bas > AE/AF kilidi g4: Deklanşör düğmesini ata: Fotoğraf çek  
    Görüldüğü gibi çok seçenek var. Her ayar hakkında ayrıntılı bilgi veremeyeceğim, bu yüzden benim için gereken en önemli şeylerden bahsetme yetineceğim.
     
    "a - Otomatik Netleme” bölümü benim için oldukça önemli. Çünkü bu bölüm kameranızın otomatik odaklamasının ne şekilde olacağını kontrol eder. İlk iki ayar "AF-C öncelik seçimi" ve "AF-S öncelik seçimi"dir ve Tek veya Sürekli modlarda çekime yardımcı olmak için vardır. Şahsen, "AF-C öncelik seçimi"ni "Bırak + Netle" olarak belirlemeyi tercih ediyorum. Bu ilk çekimden sonra netlemeye öncelik ver demektir. Nesne odakta değilse bu durumda fps hızını düşürebilir. Ancak D810 zaten süper hızlı bir fotoğraf makinesi değil, bu nedenle doğru odaklama fps’den daha önemlidir benim için. "AF-S öncelik seçimi"ndeki “Netle” ayarı, fotoğraf makinesini çekimi gerçekleştirmeden önce netlemeye zorlar. Netleme yapamazsa siz deklanşöre tam bassanız da çekimi gerçekleştirmeyecektir.
     
    Bir sonraki ayar, genellikle "3 (Normal)" varsayılan ayarında tuttuğum "a3: Sabitken netleme izleme" seçeneğidir. Bu ayar, odaklanılan nesnenin önüne başka bir nesne girdiğinde  Otomatik odaklamanızın ne kadar çabuk etkileşeceğini kontrol eder. Kuşları uçuş sırasında çekim yaparken, bu ayarı kısa gecikmelerle azaltmayı tercih ediyorum, çünkü odakladığım ve takip ettiğim kuşun önüne bir başka kuş girerse fazla beklemeden yeni kuşa odaklanmasını isterim. Çünkü o sırada seri çekim modundayımdır ve makinem çekmeye devam etsin isterim. Netlikten taviz vermek istemem. Eğer kalabalık bir topluluk içinde oynayan çocuğunuzu çekmek istiyorsanız ve odağın hep onda olmasını istiyorsanız, bu ayarı “5 (Uzun)” şeklinde ayarlamanız gerekebilir. Çünkü araya başka çocuklar girdiğinde odağın onlara kaymasını istemezsiniz.
     
    D810'umdaki en sevdiğim özellikle AF-ON özelliğidir. Makinemdeki “a4: AF etkinleştirme” ayarı “Yalnızca AF-ON” ayarlıdır. Bunun anlamı şudur: netlemeyi artık deklanşöre yarım basarak yapamayacaksınız, bunun yerine netlemeyi kameranızın arkasında (size bakan yüzündeki) “AF-ON” düğmesine basarak yapacaksınız demektir. Bu özellik tüm kameralarımda varsayılan olarak her zaman kullandığım harika bir özelliktir. Bir kez AF-ON tuşuna basarak netlediğinizde elinizi kaldırsanız dahi siz bir kez daha basana kadar netleme kilitli kalacaktır. Şimdiye kadar denemediyseniz, mutlaka deneyin. Başlarda alışmak biraz zor gelse de, alışınca bırakamayacaksınız.
     
    "a6: AF noktası aydınlatması" ayarı, deklanşör düğmesine yarım bastığınızda (veya artık AF-ON tuşuna bastığınızda J) vizör odak noktasını (noktalarını) ve farklı ızgaraları kırmızı renkte aydınlatmak için kullanılır. Genellikle bunu "Otomatik" olarak bırakıyorum.
     
    Köşelerdeyken odak noktalarımı ekranın diğer yanına kaydırmayı sevmiyorum ve tüm odak noktalarını etkinleştirerek çekim yapmaktan hoşlanıyorum. Dolayısıyla "a7: Netleme noktası sarmalı” özelliğini kapatıyorum, “Sarma” olarak ayarlıyorum.
    “a8: Netleme noktası sayısı” ayarını “51 nokta” olarak ayarlıyorum.
     
    "a10: Dahili AF yardımcı aydınlatması" ayarı, AF-S odak modunda çekim yaparken devreye giren kameranın önündeki lambanın ayarı. Nesne karanlıksa, öndeki pilot ışık yanar ve çektiğiniz nesneyi aydınlatır. Bu, otomatik netleme sisteminin doğru odaklanmasını sağlar. Düşük ışıklı ortamlarda yararlı buluyorum, bu yüzden bu ayarı açık tutuyorum. Eğer habersiz çekim yapıyorsanız ya da dikkat çekmek istemiyorsanız bu ayarı kapatın. Tatsız durumlarla karşılaşabilirsiniz J
     
    Spor veya yaban hayatı çekiyorsanız, D810'da size büyük yardımı olacak birkaç yeni menü ayarı mevcut. Artık “AF-alanı modu” seçimini sınırlayabilirsiniz. En sık kullandığım ayar “Grup alan AF” dir. Fotoğraf makinesi seçtiğiniz bir netleme noktası grubu kullanarak netleme yapar, bu da fotoğraf makinesinin ana konu yerine arka plana netleme yapması riskini azaltır. Tek bir netleme noktası kullanarak fotoğrafı çekilmesi zor konularda bunu seçiyorum. Dikkat: AF-S netleme modunda yüz algılanırsa, fotoğraf makinesi portre konularına öncelik verecektir.
    "b - Ölçüm / Pozlama" ayarlarından birçoğunu varsayılan değerlerde bırakıyorum.
     
    "c - Çekim / Ekran" menüsü altında, her zaman yaptığım ilk şey “d1: Uyarı sesi” “Düzey”ini kapatmaktır. Her odakladığımda kameramdan gelen bip sesleriyle çevremi rahatsız etmekten nefret ediyorum.
     
    Manzara fotoğrafları çekerken sıklıkla güvenebileceğim en önemli ayar "d4: Pozlama gecikme modu”dur. Bu özellik, son Nikon DSLR'lerde bir mücevher niteliğinde bence. Çünkü kamera  önce aynayı kaldırıyor (çok titreşim üretiyor), daha sonra belirli bir süre bekleyip fotoğrafı çekmek için deklanşörü aktif ediyor. Güzel olan şey korkunç olan "ayna titreşimi"ni tamamen ortadan kaldırabilen 3 saniyelik gecikmeyi belirtebilmenizdir. Bu özellik keşfedildikten sonra artık kablolu/kablosuz tetikleyicileri yanınızda getirmediğinize pişman olmuyorsunuz. Bu özellikle ilgili en iyi şey, kameranın zamanlayıcıyla bağlantılı olarak kullanabilmenizdir. Kameranın üst kısmındaki ikincil kadranı “Zamanlayıcı”ya ve "Otomatik zamanlayıcı gecikmesi"ni 5 saniye gibi ayarlarsanız, kamera sarsıntısını tamamen ortadan kaldırabilirsiniz. Temel olarak, başlangıçtaki 5 saniyelik zamanlayıcı, deklanşöre bastıktan sonra fotoğraf makinesinin içindeki mekanizmanın titreşimini azaltmak içindir. 5 saniye bekledikten sonra "Pozlama gecikme modu" özelliği başlar ve ayna kalkar. Kamera, ayna hareketinin yarattığı sarsıntıyı geçiştirmek için önce 3 saniye daha bekler ve ardından fotoğrafı çeker. Bu, manzara, mimari ve düşük ışık koşullarında / çok yavaş enstantane  hızlarında fotoğraf çekerken kullanmanızı kesinlikle önerdiğim harika bir özelliktir.
     
    D810'daki yeni bir özellik de "d5: Elektronik ön perde deklanşörü" seçeneğidir. Bu yalnızca Ayna Kilitleme ve Ayna Kilitleme Modlu Canlı Görünüm'de etkiliyse de, perde kullanmadan pozlamaya başlayarak perdedeki titreşimleri tamamen ortadan kaldıran bir özelliktir. Bilindiği gibi; pozlama birinci perde kalkınca başlatılır ve ikinci perde indiğinde sonlandırılır. Bu mekanik hareket ne de olsa içerde bir sarsıntı yaratacaktır. Elektronik ön perde aktifse; birinci perde iner, algılayıcıya enerji verilir ve belirtilen veya kamera tarafından hesaplanan enstantane süresi boyunca pozlama başlar, süre bitiminde pozlama otomatik olarak durur (algılayıcının enerjisi kesilir), ardından ikinci perde iner. Böylece perde sarsıntısının yaratacağı negatiflik ortadan kalkar. Nikon bu özelliği herhangi bir Canlı Görünüm modunda da çalışacak şekilde düzeltirse daha kullanışlı olacaktır.
     
    "d7: Vizör kılavuz çizgi ekranı" vizöre dikey ve yatay çizgiler oluşturan güzel bir özellik. Ufkun yatay veya dikey olarak hizalanması ve kadrajımı çerçevelemem için, kompozisyonumda daha iyi bir görsel görünüme sahip olmak için bu kılavuz çizgilerini her zaman kullanıyorum..
     
    Kendi başıma farklı bir makale konusu olduğu için “e - Basamaklama / Flaş” bölümlerine burada  girmeyeceğim. Bu konuyu başka bir yazımda deatylıca paylaşmayı planlıyorum.
     
    "f - Kontroller" bölümü sıklıkla kullandığım bir yerdir, çünkü bu bölümde zaman kazandıran bazı özellikler var. Nikon gelişmiş kameralardaki en sevdiğim gizli özellik ile başlayalım, "f2: Çoklu seçici orta düğmesi". Bu özellik bana çok büyük bir zaman tasarrufu sağlıyor. Temel olarak, tek bir düğmeye basarak görüntüleri incelerken çoklu seçicide orta düğmeyi ayarlayarak yakınlaştırma ve uzaklaştırma düzeylerini ayarlayabilirsiniz. Fotoğrafı çektiğinizde odakladığınız noktanın yeterince net olup olmadığını anlamanız için doğru büyütme seviyesine ulaşıncaya kadar “+” tuşuna defalarca basmanız gerekir. Bu da can sıkıcı ne zaman kaybettirici bir olaydır. O zaman bu özelliği çok seveceksiniz. Seçebileceğiniz üç büyütme seviyesi vardır: "Düşük büyütme (% 50)", "1:1 (% 100)" ve "Yüksek büyütme (% 200)". Kullanılacak en iyi ayar 1:1'dir, çünkü görüntüleri % 100 / piksel seviyesinde görüntülemenizi sağlar. Aynı düğmeye tekrar bastığınızda normal görünüme döner.
     
    Bana göre bir sonraki önemli özellik "f4: Fn düğmesini ata" seçeneğidir. Bu ayar kameranın önündeki "Fn" (İşlev) düğmesini programlamaya izin verir. Farklı ortamlarda çok çekim yapıyorum ve bu nedenle “Otomatik ISO” ayarlarımı hızlı bir şekilde değiştirmem gerekiyor. Ne yazık ki, Otomatik ISO "Çekim Menüsü"ne gömülü ve ulaşması çok uzun sürüyor. Fn düğmesine basarak Otomatik ISO 'ya erişebilmeyi seviyorum ve bunu yapmak çok kolay. Nasıl mı?
    Önce "Menüm" bölümüne gidin. Ardından "Öğe ekle" > "Çekim menüsü"ne gidin. "ISO duyarlılığı ayarları"nı bulun ve "OK" düğmesine basın. Bir sonraki ekran "Konum seç" demelisiniz, orada "ISO hassasiyet ayarları" nı göreceksiniz. Bir kez daha "OK"e bastığınızda bunu "Menüm" penceresinin üstünde göreceksiniz. Zaten sık kullanılan bazı ayarlarınız varsa, bunları en üste taşımayı unutmayın. Bunu yaptıktan sonra, "Özel Ayarlar Menüsü”ne gidin ve "Kontroller" > "f4: Fn düğmesi ata " kısmına gidin. Oradan, “Bas > En üst MENÜM ögesine erişim"i seçin ve “OK”e basın. Şimdi test edin; Menüyü kapatın, ardından fotoğraf makinesinin önündeki "Fn" düğmesine basın. Eğer her şeyi doğru yapmışsanız, arka LCD sizi “ISO hassasiyeti ayarları”na yönlendirecektir. Otomatik ISO özelliğini ayarlamanız gerektiğinde muhteşem zaman kazandırıyor.  
    Nikon D810 ile video çekmediğimi belirtmiştim. Bu nedenle Nikon D810’un üst kısmındaki kırmızı noktalı "Film kaydetme düğmesi"ni ISO değiştirmek için ayarlıyorum. Bunu yaptıktan sonra ISO’yu değiştirmek için artık en üstteki ISO düğmesine ulaşmak zorunda değilsiniz, Film kayıt düğmesine basarak ISO ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Bu, ISO düğmesine bastığınız gibi çalışır, arkadaki ayar kadranı ISO’yu değiştirir ve ön ayar kadranı Otomatik ISO'yu açar veya kapatır. Artık vizöre bakarken ISO değerlerinizi kolayca değiştirebilirsiniz.
     
    Bunların dışındaki ayarların geri kalanını olduğu gibi bırakırım.
     
    Ayarlar Menüsü / Fotoğraf Makinesi Ayarları
     
    Bu kısmı çok sık kullanmıyorum. Makinemi ilk aldığımda gerekli olan değişiklikleri yaptım, sonrasında hiç uğramadım desem yalan olmaz. Çünkü bu alan, Saat / Tarih ayarlama, Fotoğraflara  yorumlar ekleme, LCD parlaklığını ayarlama, hafıza kartını biçimlendirme gibi belirli görevler için kullanacağınız alandır. Yapacağımız tek şey "Telif hakkı bilgisi" alanını güncellemektir. Temel olarak bu ayar çektiğimiz her fotoğrafta yer alan metin bilgilerini ekler. Bir kartınızı kaybettiyseniz ve birisi bunu bulursa Telif Hakkınıza ve / veya Adınıza bakarak size ulaşabilir. Artı, RAW dosyalarına veri yazıyorsunuz, bu nedenle bir fotoğrafın yazarı olduğunuzu ispatlamak isterseniz RAW dosyası iletişim bilgilerinizle birlikte mükemmel bir kanıt oluşturabilir. Ben her ihtimale karşı kullandığım tüm SD ve Kompak Flaş kartlarımın üzerine Adımı, Soyadımı ve cep numaramı yazarım.
     
    Umarım bu makaleyi faydalı bulmuşsundur. Bir kez daha belirtmeliyim ki, bunlar benim için işe yarayan ayarlardır ve sizin ihtiyaçlarınıza uymuyor olabilirler. Mevcut tüm özelliklerden ve özelleştirmelerden yararlanmak için fotoğraf makinenizi keşfetmeniz ve her ayarı mümkün olduğu kadar çok öğrenmeniz en iyisidir.
    Kemal Öztürk Turkoy

    Refurbished İngilizce bir kelime ve Türkçe karşılığı olarak elden geçirilmiş kullanılabilir. Müşteri memnuniyetini ön planda tutan firmalar, satın alınıp iade edilen veya satıldığı anda bir arızası olup firmaya geri gönderilen ürünleri elden geçirir.
     
    Eğer varsa arızası giderilir ve tamir edilir. Bu ürünlere refurbished ürün adı verilir.
     
    Büyük firmalar, özellikle de pahalı ürünler için oldukça ince eleyip sık dokuyorlar. Internete her kesimden kolaylıkla ulaşılabilmesi, yapılan veya yapılacak yorumlara da herkesin ulaşabileceği anlamına geliyor.
     
    Marka kalitesi ve başarısını korumak adına piyasaya sürdüğü elden geçirilmiş ürünler için de özel bir hassasiyet gösteriyor. Tüm aksamları özel olarak kontrol ediliyor ve inceleniyor, sonrasında ise garantili olarak satışa sunuluyor.
     
    Dolayısıyla fabrikadan çıkan bir ürünün çok az bile olsa arıza yapma ihtimali varsa, refurbished ürünün bundan daha da azdır. Bu nedenle güvenilir büyük markaların kendi siteleri üzerinden satışta olan refurbished ürünleri tercih etmenizde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.
    Her elektronik aletin refurbished ürün statüsüne geçme durumu farklıdır. Genel standartlara baktığımızda bir ürünün “Refurbished” olarak fabrikaya geri dönmesi, sıfırlanıp tekrar satışa sunulması için aşağıdakileri içermesi gerekir. Bkz. Refurbishment (electronics)
     
    Bir şekilde teşhirde, sunumda ya da ilk testlerde yer almış ürünler Kutu veya kutu içerisindeki ürünün hasar görmesi durumu Kar amacı gütmeyen kurumlara ya da vakıf işlerine yönelik bağışlanmış ürünlerin iadesi Küçültülmüş bir şirket tarafından 3. taraf yenileyiciye satılan atık ekipmanlar  
    Sonuç olarak eğer müşteri profiliniz uygunsa (çok titiz veya mutlaka sıfır olsun şeklinde düşünmüyorsanız) refurbished ürün tercih etmenizde bir sakınca bulunmamaktadır. Elbette değerlendirme her zaman son aşamada sizde olacaktır. 
     
    cafer aydın

    kar

    Gönderen cafer aydın - Yer : Kütüphane -

     
     
    KAR FOTOĞRAFI ÇEKMEK İÇİN 10 İP UCU 
    Kış mevsimi yılın en güzel zamanlarındandır. Kış mevsimi, fotoğrafçının güneşli açık bir havadan kar fırtınasına kadar her türlü hava durumunu hafıza kartına aktarmasını sağlar.
     
    1. RENGİN DOKUNUŞU
    Kar güzel bir fotoğraf nesnesidir fakat sadece kar fotoğraflamak biraz tekdüze ve sönük olabilir. Bu fotoğraftaki kırmızı araba gibi renkli nesneleri fotoğraf karesine ekleyerek fotoğrafı bu tekdüzelikten kurtarabilirsiniz. Bu, sıkıcı gri gün görüntüsünü (sadece kar yağarken çekilen bir kare gibi) kışa dönüştürmek için gerekli olan dokunuştur.
     


     
    2. YILBAŞI IŞIKLARI

    Renkli yılbaşı ışıkları ile renkli fotoğraflar yaratılabilir. Yılbaşı ışıklarını çekmek için en ideal zamanın gecenin karanlığı olduğunu düşünebilirsiniz fakat karanlıkta elde edeceğiniz görüntü, siyaha karşı renkli noktalar olacaktır sadece. “Sihirli saatte” -alaca karanlık- çekeceğiniz fotoğraflarda, renkli noktaların yanı sıra etraftan da bazı detayları fotoğraflayabileceğiniz için daha ilginç görüntüler elde edebilirsiniz.
     
    3. KIŞIN GÜN DOĞUMU
    Yazın uzun günleriyle birlikte güneş oldukça erken doğar. Kışın, geç doğan güneş nedeniyle, gündoğumu gibi güzel doğa olaylarını yakalayabilmek için erken kalkmanız gerekmez. Güneşi fotoğraf karesinin dışında bırakarak güneşin yanındaki gökyüzünün ışığını ölçebilirsiniz veya matrix ölçümlü pozometrenin verdiği değeri kullanarak bu fotoğrafta olduğu gibi parçalı bulutlu bir görüntü elde edebilirsiniz.
     
    4. AYDINLANAN FIRTINA

    Kış fırtınalı bir mevsimdir fakat bu fırtınaların sonunda şimşek çakar. Fırtınalı bir günde şimşek çaktığı zaman inanılmaz güzellikte bir ışık meydana gelir. Bu ışığı yakalamak için yapmanız gereken fırtınayı beklemektir Yerel hava durumu haberlerini kontrol edip olası fırtınanın ne zaman patlak vereceğini öğrenerek potansiyel renkli yerleri gözlemleyebilirsiniz.
     
    5. “KÖTÜ” HAVADA FOTOĞRAF ÇEKİMİ

    Hava “kötü” olduğunda birçok fotografçı evinde oturup bu durumdan yakınır. Fakat büyük fırsatlar kaçırmaktadırlar çünkü böyle havalarda harika fotoğraflar çekilebilir. Siz de kötü havalardan yakınanlardan olmayın. Kalkın, kat kat giyinin, ekipmanınızı hava koşullarından koruyun (büyük plastik sandviç poşeti fotoğraf makinesini koruyabilir, objektifin etrafını daha çabuk açmak için lastik bant kullanılabilir) ve hava durumuna uygun güzel görüntüler arayın.
     
     
     
    6. ÇIPLAK AĞAÇLAR

    Renkli yapraklar sonbahar fotografçılarının temel nesnelerindendir. Fakat kış aylarındaki yapraksız ağaçları görmezlikten gelmemelisiniz. Yapraksız ağaçlar, geometrik çizgisel görüntülerinden ve yapılarından dolayı fotoğrafçı için mükemmel nesnelerdir. Bu fotoğrafta olduğu gibi geniş açılı bir objektifle ağacın sağ alt tarafından veya tele objektifle uzaktan bir fotoğraf çekebilirsiniz. Dalların düzeninden enteresan bir bölümü ayırarak fotoğraflamak da iyi bir fikir olabilir. Eğer ağacın sağ alt tarafından fotoğraf çekiyorsanız, diyaframı kısıp alan derinliğini arttırarak görüntüdeki her şeyin net olmasını sağlayabilirsiniz.
     
    7. BUZ SAÇAKLARI

    Buz saçakları keyifli fotoğraf nesneleridir. Buz saçaklarına yaklaşarak yalnız bir buz saçağını veya geri çekilerek saçakları çevresiyle birlikte çekebilirsiniz. Etrafında dolaşıp önden ve arkadan aydınlanmış olarak fotoğraflayın. Close-up çekimler için diyaframı kısarak alan derinliğini arttırın. (Tabi bu işi yaparken kendimizi tehlikeye atmayalım.)
     
    8. PENCERE FİLTRELERİ

    Kış mevsiminde pencerelerde buğu ve yağmur damlaları gibi değişik su dönüşümleri oluşur. Bu tarz görünen su dönüşümleri başlı başına güzel fotoğraf nesneleridir ve ilginç fotoğraf filtreleri olabilirler. Su damlacıkları veya donma üzerine netleme yapın böylece pencerenin dışındaki bütün nesneler fon etkisi yaratacaktır. Eğer fotoğraf makinenizden alan derinliğini ön izleme yapabiliyorsanız değişik diyafram değerleri için etkiyi kontrol edin, eğer yapamıyorsanız; ilk önce en geniş diyafram değeriyle sonra da orta ve en kısık diyafram değerleriyle fotoğrafı çekin.
     
    9. KAR POZLAMASI

    Yansıyan ışığı ölçen pozometreler (fotoğraf makinesinin içine monte edilmiş olanları) orta tonlara göre ayarlanmışlardır: eğer pozometreye göre pozlama yapıyorsanız ölçtüğünüz nesnenin ışığı orta bir ton olarak belirlenecektir. Kar genellikle orta ton olarak değil beyaz olarak düşünülür, böylece güneşli kar beyaz olarak göründüğünde çekilen kar fotoğrafları genellikle en iyi gözükenlerdir. Matrix ölçüm yapan pozometre içeren bugünün AF 35mm SLR makinelerinde hiçbir düzeltme yapmadan karın ölçülen ışık değerini kullanabilirsiniz. Fakat merkez ağırlıklı ölçüm yapan pozometreye sahip eski makinelerde, ölçülen değerden 1-1,5 stop fazla pozlama yapmak iyi fikir olabilir. AE modunda, bunu fotoğraf makinesinin pozlama kontrolünü +1’e veya +1,5’a ayarlayarak yapabilirsiniz. Braketing yapmak ve not almak (makinenizle ilk kez kar fotoğrafı çekiyorsanız karın fotoğraflarınızda istediğiniz gibi gözükmemesi halinde ışıkta yapmanız gereken değişikliği görmek için) iyi fikir olabilir.
     
    10. KIŞ AKTİVİTELERİ

    Yılın herhangi bir zamanında, mevsimsel aktiviteleri çekerek güzel fotoğraflar elde edebilirsiniz. Kayak, kızak, buz pateni ve dağ tırmanışı gibi bazı mevsimsel faaliyetler kış mevsiminde birçok fotoğraf fırsatı sunar. Hareketi ve katılımcıları fotoğraflayarak gelecekte tekrar tekrar bu aktivitelerle eğlenebilirsiniz.

     

     
     

     
     

     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    Zülkif Altın
    Bir fotoğraf makinası aldık. Bu ister aynasız olsun ister DSLR olsun ister Nikon ister Canon isterse diğerleri olsun. Fotoğraf çekmemiz için bir lens almamız şart. Peki lens alacağız ama aynı lens farklı fiyat, bu fiyat farkı nerden geldi şimdi? Takiki kısatmalarda yatan gizli teknolojik özelliklerde. Şimdi bu kısaltmaları inceleyelim:
    NİKON Lens Tipleri ve Kısaltmaları

    Nikon AF-S: Bu kısaltma bize lensin sessiz ve hızlı netleme motoruna sahip olduğunu gösterir (Canon’daki USM yada STM benzeri bir motor diyebiliriz) Nikon DX: Fotoğraf makinesinin crop sensörlü olduğunu ifade eden kısaltmadır (1,5 çarpan) Ayrıca bir lensin üzerinde DX ibaresini gördüğümüzde bu lensin crop sensör uyumlu olduğunu, Full frame sensöre takıldığında fotoğraftan crop alarak görüntünün fotoğraf makinesine kaydedileceğini anlamalıyız. Nikon FX: Fotoğraf makinesinin full frame olduğunu (35mm sensör boyutu) ifade eden kısaltmadır, lensin üzerinde bu ibareyi gördüğümüzde bu lensin tüm Nikon DSLR fotoğraf makinelerinde sorunsuz çalışacağını ve Full Frame uyumlu olduğunu anlayabiliriz. (DX Makinalarda da sorunsuz çalışabilir) Nikon VR: Bir çeşit optik stabilizasyon sistemidir, görüntüdeki titreşimi (el titremesi gibi) absorbe eden bir motor olarak düşünebiliriz, daha düşük enstantane değerlerinde daha net fotoğraf almamıza yarar. Nikon D: Lens üzerinde entegre bir odak motoru olmadığını göstermektedir bize “D” harfi, bu simgeyi taşıyan lensler Nikon’un netleme motoruna sahip bodylerinde otomatik netleme yapar (3000 ve 5000 serisinde otofokus yapmaz) Nikon G: Lensin içerisinde otomatik odak motoru olduğunu ifade eder. Tüm Nikon fotoğraf makinelerinde otomatik netleme yapabileceği anlamına gelir. Nikon IF: Lensin içeriden netleme yaptığını ifade eden kısaltmadır, ön elementlerde dönme yada uzama gibi bir durum meydana gelmez, objektif içeriden netler ve fiziksel bir değişiklik yaratmaz. Nikon ED: Parlama ve renk sapmalarını azaltmak amacı ile objektifin optik elemanlarının düşük dağılım kaplamasına sahip olduğunu ifade eden kısaltmadır. Daha keskin ve daha doygun renkler elde etmenizi sağlar. N : Geniş açılı lenslerde oluşan düşük kontrast ve ışıklı lens yansımalarını, uzun dalga boylarıınn geniş aralığından oluşan lens yansımalarını engelleyen nano kristal kaplamadır. CANON Lens Tipleri ve Kısaltmaları

    USM: Ultrasonic Motor anlamına gelen USM Lensin hızlı ve sessiz netleme motoruna sahip olduğunu ifade eder. IS: Optik stabilizasyon sistemidir, görüntüdeki titreşimleri Aynı Nikon’un VR sistemi gibi düşük enstantanelerdeki titreşimi absorbe ederek daha keskin fotoğraflar elde etmenizi sağlayacak sistemdir. L : Kırmızı çizgi, kırmızı halka, kırmızı bilezik olarak da bilinen bu kısaltma “Luxury” anlamına gelir, yani en üst kalitede optik eleman ve fiziksel yapıda olan lensleri ifade eder, en üst düzeyde görüntü kalitesini üreten optiklere sahip 1. sınıf lenslerdir. EF: Objektifin Full frame uyumlu olduğunu gösterir, yani sensöre düşürdüğü görüntü 35mm sensör boyutuna eşdeğerdir ayrıca tüm canon gövdelerde (Crop,Full Frame) kullanılabilir. EF-S: Lensin Canon’un Crop sensörlü fotoğraf makinelerini uygun olduğunu gösteren ifadedir. Full frame sensöre sahip fotoğraf makinesinde kullanılamazlar (5d,6D,1D serisi) TS-E: Canon’un Tilt-Shift Özelliği olan lenslerin kısaltmasıdır, Tilt-Shift lensler mimari fotoğrafçılıkta perspektif kontrolünde kullanılırlar (ayrıca çok güzel minyatür efekti verilir) MP-E: Bu kısaltmaya sahip tek lens var, MP-E 65mm 1-5x büyütme oranı olan bu lens gerçekten makro fotoğrafçılığın sınırlarını zorlamaktadır. II: Bir çok lensin önünde yazan II. sembolü lensin güncellendiğinin ve 2. versiyonu olduğunu simgeler. STM: Stepping motor anlamına gelen STM bize lensin sessiz netleme yaptığını ifade eder, özellikle video çeken kullanıcılar için üretilmiş olan bu seride videoya lensin netleme sesi yansımaz. SONY Lens Tipleri ve Kısaltmaları

    CZ: Carl Zeiss optik barındıran objektifler DT: Digital Technology, APS-C sensörlü gövdeler için özel üretilmiş objektif. G : Sony profesyonel serisi objektifler IF : Internal Focus, netleme yaparken objektifin iç elamanları hareket eder, objektif boyunda değişme olmaz. M: 1:1 büyüklükte görüntü alabilen, yani algılayıcıya gerçek hayattaki boyutu ile görüntüyü iletebilen özel macro objektifler. OSS: Sonynin aynasız fotoğraf makineleri için üretmiş olduğu titreşim engelleyici sistemi yine canondaki İS nikondaki VR sistemi gibi düşünebilirsiniz. SSM: Super Sonic Wave Motor. Canondaki USM yada Sigmadaki HSM gibi düşünebilirsiniz, hızlı netleme motoru anlamına gelir. SAM: Smooth Autofocus Motor, akıcı netleme sağlayan ve hızlıca manual netlemeye geçişe olanak sağlayan netleme sistemi ZA: Zeiss Alpha, Carl Zeiss Optiklerin kullanıldığı objektifleri bize simgeler. TAMRON Lens Tipleri ve Kısaltmaları

    IF : Internal Focus anlamına gelir netleme sırasında lensin boyutu değişmez. Yine bir çeşit “içeriden netleme” sistemi diyebiliriz. ASL, Aspherical: Lens, renk sapmasını (CA) asgaride tutmak için özel optik elemanlar kullanıyor demektir. LD : Düşük dağılım anlamına gelir (Sigma’daki APO gibi) ASL elemanlarının da engelleyemediği CA için ayrılma indeksi düşük (LD) özel optik elemanlar kullanıyor demektir. XR : Daha küçük boyutlarda daha tele objektifler üretebilmek adına geliştirilmiş olan optik yapıyı ve lens çeşidini ifade eden ibaredir.   DI : Lensin full frame uyumlu olduğunu ifade eden simgedir. DI ibaresini gördüğümüz lensleri hem FF (FX) sensörde hem de crop (DX) sensörde rahatlıkla kullanabiliriz Di-II : Sadece APS-C (Crop, DX) formatında sensöre sahip DSLR modelleri içindir. Full Frame(FX) sensöre sahip fotoğraf makinelerinde kullanılamaz. SP : Tamron’un en yüksek düzeyde üretilen lenslerini temsil eden kısaltmadır high performance specification anlamına gelir. Sigma’daki EX, Canondaki L serisi ile aynı düşünülebilir. VC : Titreşim engelleme sistemi anlamına gelir. Canon’daki IS Nikon’daki VR yada Sigma’daki OS ile aynı mantıktır. USD : Ultrasonik netleme motorudur ve bu sayede netleme hem sessiz, hem de hızlı yapılır. Canon’daki USM mantığı ile aynı şekilde çalışır. PZD : Yeni nesil Tamron’larda yer alan USD’den biraz daha farklı bir mantıkla çalışan yeni ultrasonik netleme motorudur ve bu sayede netleme hem sessiz, hem de eskisinden daha hızlı yapılabilmektedir. SİGMA Lens Tipleri ve Kısaltmaları

    DG : Sigma lenslerde görmüş olduğumz “DG” bize lensin full frame uyumlu olduğunu ifade eder yani DG sembolünü görmüş olduğunuz lensler hem crop (DX format) hem Full frame sensörlerde kullanılabilir. DC : Bu ibare bize lensin Crop sensör (DX) uyumlu olduğunu ifade eder. yani full frame 35mm sensörlü fotoğraf makinelerinde kullanılamaz. APO : Sigma lenslerin üzerinde APO kısaltmasını gördüğümüzde lensin optik yapısında ultra düşük dağılımlı kaplama olduğunu rahatça anlayabiliriz. Ultra düşük dağılımlı kaplama özellikle tele objektiflerde renklerin daha canlı ve kontrastlı-keskin olmasını sağlar. OS : Bir çeşit optik stabilizasyon sistemi olan OS optical stabilizer demektir. Canondaki IS Nikon’daki VR sistemine denk gelmektedir. HSM : Bu özelliğe sahip lensler daha hızlı ve özellikle çok sessiz otomatik odaklanma yapmaktadırlar.  Sigma HSM , Nikon‘un AF-S özelliğine benzer bir özelliktir. RF : Lensin içindeki en arkadaki optik elemanların hareket ederek netlemenin gerçekleştirildiği lenslerdir. Yani RF lenslerde ön kısımdaki optik element dönmez ( 18-55 gibi dönmez ön kısım) CPL filtre kullanımı kolaylaşır. IF : “IF” ibaresi bulunan objektifler netleme yaparken optik elemanlar hareket etmez ve lensin boyutlarında bir değişiklik olmaz bir nevi “içeriden netleme” diyebiliriz. EX : Sigmanın üst sınıf serisi olan (excellent) lenslerine verdiği isimdir. Optik kaplamalar ve fiziksel yapı üst düzeydedir. ART: Sigma firmasının ürettiği en keskin ve en üst düzey lenslerinin adıdır. ART serisinde kullanılan optik yapı ve dış malzeme o kadar kalitelidir ki lenslerin en açık diyaframında yapılan çekimler dahi fotoğrafı en keskin halde sizlere sunar. TOKİNA Lens Tipleri ve Kısaltmaları

    FX (Full frame): Full Frame sensörlü gövdeler için üretilen lenslerdir. DX for DX format: APS-C veya Crop sensörlü gövdeler için üretilmiş lenslerdir. FX gövdelerde kullanılmazlar. PRO (Professional): Dayanıklılığın artması içi alümite edilmiş lenslerdir. AT-X (Advanced Technology): Ekstra, en üst düzey imkanlarla üretilmiş lenslerdir. M (Macro): Makro özelliği olan lenslerdir. SAMYANG Lens Tipleri ve Kısaltmaları

    AE: Automatic Exposure, objektif üzerindeki çip yardımıyla otomatik pozlamaya izin verir ve Nikon bayonetli olanlar için iTTL ölçümü yapabilir. AS: Aspherical, objektif asferikal elemanlar içerir CS: Sadece APS-C veya DX gövdelerde kullanılmak için üretilmiş objektiflerdir. CS: VG10 Sony Nex-VG10 için özel üretilmiş bir obejktiftir, başka gövdelerde kullanılamazlar. ED: Objektif bünyesinde ışık dağılımını en aza indirecek extra-low dispersion elemanları içerir. IF: Internal Focus, Netleme yaparken objektifin boyu değişmez ve öndeki eleman dönmez. Netleme esnasında hareket eden tüm elemanlar objektifin içerisinde hareketini tamamlar. MC: Multi Coating, yansımaları azaltmak ve ışık geçirgenliği artırmak için çoklu kaplamanın kullanıldığı obektlfler. UMC: Ultra Multi Coating, MC kısaltmasına ek olarak daha da fazla çoklu kaplamanın kullanıldığı objektifler. MFT: Micro Four Thirds systems için özel olark üretilmiş objektiflerdir, başka gövdelerde kullanılamazlar. VDSLR: Video işleri için özel üretilmiştir, sessiz diyafram halkası ve yumuşak ve sessiz netleme yapmanıza olanak tanır. PENTAX Lens Tipleri ve Kısaltmaları

    DFA: DFA ibaresi bulunan lensler hem eski tip filmli SLR cihazlara hem de yeni DSLR cihazlara uyum sağlayabilen lens anlamında  DA, DAL: Pentax’ın yeni nesil dijital fotoğraf makineleri için ürettiği lensler anlamına geliyor. Fotoğraf makinesi üzerinden diyafram ayarına uygun dijital lensler. SMC: Super multi coated, özel çok katmanlı kaplama anlamına gelen SMC ibareli lensler keskin ve yüksek kontrastlı görüntü üreteebiliyor. SP: Super protective. Temizliği kolaylaştırıcı özel kaplama bir nevi su ve toza karşı dayanıklı su ve toz tutmaz optikler diyebiliriz. ED: Extra low dispersion anlamına gelen.Kırılma kusurlarını en aza indiren özel yüksek kaliteli optik (Canon’daki L yada Nikon’daki N serisi ile aynı gibi düşünülebilir) IF: Internal focus. Mercek fokus yaparken ön eleman dönmediği için merceğin boyu değişmez AL: Aspherical element. Küresel olmayan eleman. Merceğin daha küçük yapıda üretilmesini sağlar SDM: Supersonic drive motor anlamına gelir yani hızlı netleme motoru Canon’daki USM mantığı ile aynı sistem gibi düşünülebilir. WR: Weather resistant anlamına gelir nikon’daki VR sistemi ile karışmasın WR bu yani hava koşullarına dayanıklı su geçirmez manasına geliyor. LIMITED: Kompak,sınırlı sayıda özel üretilen, çok keskin ve hızlı olan özel lensler. Quick Shift: AF modunda hızlıca manuel odaklama yapılabilir.  
    Sebahattin Demir
    1. Pahalı bir kameraya sahip olmanız iyi bir fotoğrafçı olduğunuz anlamına gelmez.
    2. Her zaman RAW çekin, her zaman. RAW ile JPEG arasındaki farkı okuyun.
    3. Sabit lensler fotoğrafçılığı daha iyi öğrenmenizi sağlar.
    4. Fotoğraf düzenlemek başlı başına bir sanattır. Bu sanatı mühendisliğe çevirmeyin.
    5. 1/3 kuralı %99 çalışır, ama %1 aradan sıyrılır.
    6. Makro fotoğrafçılık herkes için değildir. Bu da denemeniz için bir neden olabilir. Bir sabit odaklı (prime) makro lens edinin.
    7. UV filtreleri mercek kapağı gibi çalışır. Çarpma ve çizilmelere karşı önlemdir, hepsi bu. 
    8. Fotoğraf forumlarında zaman harcamayın, dışarı çıkın ve fotoğraf çekin. Durun bekleyin, önce bu yazıyı okumayı bitirin, sonra gidin.
    9. Sıradan güzelliği yakalayın. Fotoğraf gözlem sanatıdır.
    10. Film dijitalden daha iyi değildir.
    11. Dijital filmden daha iyi değildir.
    12. Sizin için otomatik olarak iş yapacak hiçbir "sihirli" kamera ve lens bulunmamaktadır.
    13. İyi lensler size daha iyi fotoğraf vermez. Ama daha iyi beceriler kazandırır. 
    14. Başkalarının çekimlerine daha az, kendi çekimleriniz daha fazla zaman harcayın. Sonra bakın ve neyi daha iyi ve farklı yapabilirdim diye düşünün.
    15. Partilere kameranız ile gitmeyin, “Beni de çek ve bana e-postala” talepleri hiç bitmez. 
    16. Bir fotoğrafçı olmak seksidir.
    17. Fotoğrafları Siyah-Beyaz yapmak onları “iddialı” yapmaz. Görüntünün siyah-beyaz olduğunda nasıl görüneceğini düşünmek ve ruhunu yakalamak gerekir. 
    18. Photoshop ile düzenledim demek başkalarının gözünde fotoğrafınızın değerini düşürecektir. Aksine “bunları dijital karanlık odada işledim” deyin. Ve fotoğrafınız baş tacı olacaktır.
    19. Her şeyin fotoğrafını çekmeniz gerekmez. Kaliteyi miktara tercih edin.
    20. Mutlaka 2 yere yedek alın. Savaşta dedikleri gibi “İki Bir’dir, Bir ise Sıfır”.
    21. Boyun askısı yerine el tutacağınız olsun. Boyun askısı ergonomik değildir, uzun kullanımda boyun sorunlarına neden olur.
    22. Fotoğraf çekerken yaklaşın. Gerekirse diz çökün, yere uzanın. Konunun seviyesinde olun.
    23. Fotoğraf çekerken sahnenin bir parçası olun; röntgenci değil.
    24. Fotoğraf çekerken çömelmek çoğunlukla fotoğrafınızın daha ilginç olmasını sağlar. Ve daha profesyonel görünmenizi
    25. Teknik yönlerinden daha çok kompozisyon tarafına odaklanın.  
    26. Kameranız üzerindeki logoları kapatın. Bu, size olan dikkatı azaltır.
    27. Açık hava günışığında her zaman 2/3 ya da 1 durak az pozlanmış çekimler yapın (Pozlama telafisi ayarı EV -2/3). Çekim bittiğinde EV'yi tekrar "0" (Sıfır) yapmayı unutmayın
    28. Daha fazla fotoğraflarınız daha iyi fotoğraflarınız olsun.
    29. Aynı sahneyi farklı şekilde pozlama, farklı açılar ve farklı diyafram değerleriyle birkaç defa çekmekten korkmayın.
    30. Sadece en iyi fotoğraflarınızı gösterin. 
    31. Kameranız hala akıllı telefonlardan iyi. Fakat iPhone ve Galaxy’ler hızla arayı kapatıyor.
    32. Online fotoğraf forumlarına üye olun.
    33. Başkalarının eserlerini eleştirin. Yalnızca olumluu eleştiri bırakmayı unutmayın.
    34. Çekmeden önce düşünün ve planlayın.
    35. İyi bir fotoğraf açıklama gerektirmez. İyi bir fotoğraf kendi başına bir hikayedir.
    36. Alkol ve fotoğrafçılık iyi bir karışım değildir. İçmeyin ve çekin. 
    37. Diğerlerinden ilham alın ama asla tapmayın. Kendi tarzını bulun, kopyalamayın. 
    38. Gran (gürültü) güzeldir. Ama sadece arzu edildiğinde. Çekime başlamadan önce ISO’yu kontrol edin.
    39. Bir sırt çantanız ve bir omuz çantanız olsun. Kamera ve lenslerinizi daha kolay taşımanızı sağlar.
    40. Anahtarınız sadeliktir.
    41. Fotoğrafın tanımı “Işıkla boyamak”tır. Işığı lehinize kullanın.
    42. Fotoğrafçılık tarzınızı bulun ve ona yaslanın. Tek hedefiniz onu daha üst seviyeye taşımak olsun.
    43. Fotoğraf işleme için ikinci bir mönitör her zaman faydalı olacaktır.
    44. Siyah-beyaz dönüştürmek için iyi bir uygulama kullanın. Lightroom tercih edilebilir.
    45. Her zaman kameranızı yanınızda taşıyın. Heryerde.
    46. Fotoğrafçılığın hayattan tad almanızın önüne geçmesine izin vermeyin. Hayattan zevk alırsanız fotoğraftan zevk alacaksınız. Birbirine bağlıdır.
    47. Fotoğraf makinenizi şımartmayın. Kullanın ve kötü davranın. Onlar vitrine konmak için değildir, kullanmak içindir.
    48. Düz fotoğraflar çekin.
    49. Güvenle çekin.
    50. Fotoğrafçılık ve dizme iyi arkadaştırlar. 
    51. Büyük fotoğraflarınızı bastırın ve duvarınıza asın. Onlar sizi mutlu edecektir.
    52. Arkadaşlarınıza en iyi fotoğraflarınızı baskı alarak verin. Onları seveceklerdir. Üzerine imzanızı atın.
    53. Onları yabancılara da verin.
    54. Çerçeve yaptırmayı unutmayın.
    55. Baskılar ucuzdur ve güzel görünür. İyi bir fotoğraf yazıcısı edinin.
    56. Dışarı çıkın ve arkadaş(lar)ınızla fotoğraf çekin.
    57. Bir fotoğraf kulübüne katılın ya da kendiniz kurun.
    58. Fotoğraflar harika hediyelerdir. 
    59. Yabancıların fotoğraflarını çekmek heyecan vericidir.
    60. Samimiyet için bir 70-200mm f2.8 lens idealdir
    61. Doğal ışık en iyi ışıktır.
    62. Dışarda yürürken 35mm (tam kare “FF” için) en ideal odak uzaklığıdır.
    63. Gerekiyorsa ISO’yu yükseltmekten korkmayın.
    64. Her gittiğiniz yere üçayak götürmeniz gerekmez.
    65. Az pozlama her zaman aşırı pozlamadan daha iyidir.
    66. Evsiz insanların fotoğraflarını çekmek bir sömürü girişimidir.
    67. En olası durumlarda en iyi fotoğraf fırsatını mutlaka bulacaksın.
    68. İnsan unsuru içeren fotoğraflar her zaman daha ilginçtir.
    69. Kötü bir fotoğrafa iyi bir fotoğraf Photoshop’layamazsınız.
    70. Günümüzde herkes bir fotoğrafçı. Bu gerçeği kabul edin ve daha iyi bir fotoğrafçı olmayı deneyin.
    71. İyi bir fotoğraf çekmek için Paris’e gitmeniz gerekmez; en iyi fotoğraf fırsatları bahçenizde vardır.
    72. DSLR gövdesinde Battery Grip kullanarak portre çekenler moronlara benzerler.
    73. Kamera bir alettir, oyuncak değil.
    74. Kompozisyon kavramı, fotoğraf ve resimde çok farklı değildir. 
    75. Fotoğraf bir yaşam tarzıdır, hobi değildir.
    76. Bahane üretmeyin, fotoğraf çekin.
    77. Orijinal olun, başkalarının stilini kopyalamaya çalışmayın.
    78. En iyi fotoğraf, daha fazlasını anlatması için izleyicisini yalvartır.
    79. Herhangi bir kamera. Ama siyah olanlar çok dikkat çeker.
    80. Yanınızda fazladan ekipman taşıyarak fotoğrafın keyfine daha az varırsınız.
    81. İyi bir oto-portre çekmek göründüğünden daha zordur.
    82. Kahkaha hep fotoğraftaki insanların gerçek karakterini ortaya çıkarır.
    83. Fotoğraf çekerken çevrede şüpheli görünmeyin.
    84. Manzara fotoğrafçılığı bir süre sonra sıkıcı hale gelebilir.
    85. Fotoğraf çekerken eğlenin.
    86. Konunun alanı dışında olmadıkça fotoğraflarınızı asla silmeyin.
    87. İnsanların veya yerlerin fotoğrafını çekerken saygılı olun.
    88. Sokakta insanların samimi fotoğrafları çekerken, geniş açı kullanımı bir telefoto lensten daha kolaydır. Daha yakınsınızdır.
    89. Seyahat ve fotoğrafçılık mükemmel bir çifttir.
    90. Histogram okumayı öğrenin.
    91. Gürültülü bir fotoğraf bulanık bir fotoğraftan iyidir.
    92. Yağmurda fotoğraf çekmek için korkmayın.
    93. Mükemmel görüntü yakalamak için acımsızca çalışmak yerine, anın tadını çıkarmayı öğrenin.
    94. Asla aç karnına fotoğraf çekmeyin.
    95. Fotoğrafçılığınız sayesinde kendinizle ilgili çok şeyler keşfedeceksiniz.
    96. Fotografik içgüdünüzü dünyada hiç bir yerde göremezsiniz.
    97. Fotoğraf çekmeyi asla bırakmayın.
    98. Fotoğrafçılık, fotoğraf çekmekten daha fazlasıdır, yaşam felsefesidir.
    99. Belirli bir anı yakalayın.
    100. Kameranızı yükseltmeden önce becerilerinizi yükseltin.
    Kaynak pixelpluck.com, Eric Kim
    Çeviri : Sebahattin Demir
    cafer aydın

    Gönderen cafer aydın - Yer : Kütüphane -

    İYİ FOTOĞRAF ÇEKMEK İÇİN 50 ALTIN KURALI
    1- Bakış noktanızı iyi seçin. Bunun için fotoğrafını çekeceğiniz konuyu nasıl göstermek istediğinizi düşünün. Sabit bir konunuz varsa (bina, çeşme vs) etrafında biraz dolaştıktan sonra en iyi açısını bulmaya çalışın. Perspektif hatalarını hesaba katmayı unutmayın!
    Farklı bakış açıları geliştirmeye çalışın. Ortalama uzunluktaki bir insanın göz hizası yerine, çok daha yukarıdan ya da aşağıdan da çekimler yapmayı deneyebilirsiniz.
    2- Herhangi bir konunun fotoğrafını çekerken, kompozisyonu yatay ya da dikey oluşturmanız konusunda önceki bilgi ve deneyimleriniz size yol gösterecektir. Bazı konular yatay çekildiğinde bazıları ise dikey çekildiğinde doğru ve güzel fotoğraf verirler. Bunun için ilk başta konunuzu kadrajladığınızda, büyük boşluklar kalıp kalmadığına ve konunuzun kesilen yerlerine bakabilirsiniz.
    3- Çekilecek konuya göre doğru objektif seçimi çok önemlidir. Bazı konular yakından, bazıları ise uzaktan fotoğraflanmalıdır. Bir futbol karşılaşmasında ya da vahşi hayvan fotoğrafları çekerken mutlaka belli bir uzaklıktan fotoğraf çekmemiz gerekir. Bunun için tele objektiflere ihtiyacımız olur. Doğru objektif seçimi için, objektif çeşitlerini ve nerelerde işimize yarayıp yaramayacaklarını iyi analiz etmeliyiz.
    4- Özellikle insan fotoğrafları ve portre çekiyorsanız, arka planlarının sade olmasına dikkat edin. Karışık bir arka plan, konumuzla karışacak ve belirginlikten uzak, seçici olmayan sıradan bir fotoğraf karesi olacaktır.
    5- Yakından tanıdığınız ya da ilk defa karşılaştığınız birinin fotoğrafını çekerken konunuzu rahatlatmaya çalışın. Kendinizden emin olun ve karşınızdaki kişiyle bir şekilde iletişim kurmaya çalışın. Fotoğraf çekerken kurulan iletişim sadece konuşarak değil, göz temasıyla ya da beden diliyle de yapılabilir.
    6- Yakından çektiğiniz portre fotoğraflarda göze netlik yapın. Gözlerin net çıkması diğer alanlardan çok daha önemlidir.
    7- Fotoğraf konunuza göre deklanşöre basma anınız değişebilir. Bir manzara ya da hatıra fotoğrafında başka, hız ve hareket olan fotoğraf konularında ise çok daha dikkatli deklanşöre basmak gerekir. Kısaca “kritik an” dediğimiz konu, zamanlama ile ilgilidir. Konunuzu veya olayı iyi takip ederek en can alıcı noktasında deklanşöre basılmalıdır.
    8- Bir daha tekrarlanamayacak önemli bir konu çekiliyorsa mutlaka deneme çekimi yapın ve normal zamanlardan daha fazla sayıda fotoğraf çekin.
    9- Güneşin tam tepede olduğu saatlerde (daha çok 12.00 ile 14.00 arası) mümkünse fotoğraf çekmemeye çalışın. Özellikle insan fotoğrafları üzerinde hoş olmayan sert gölgeler belirginleşebilir.
    10- Fotoğraf çekmek için geniş vaktiniz varsa, yanınızda bir tripod taşıyarak fotoğraflarınızı tripod ile çekin. Böylece kadrajlarınızı daha kontrollü yapma ve yüksek diyafram değerleri kullanma imkanınız olur.
    11- Seyahatlerinizde çantanızda mutlaka mini bir tripod bulundurun. Nerede gerekeceği hiç belli olmaz!
    12- Tripodunuz olmadan elde fotoğraf çekerken, enstantane değerlerinizi mutlaka kontrol edin. Enstantane değeriniz en azından kullandığınız objektifin odak uzunluğuna yakın olmalıdır. Örneğin, 50mm için 1/60sn, 200mm için 1/250sn, 300mm için 1/500sn gibi…
    13- Özellikle portre çekimlerinde ışık konunuzun arkasından geliyorsa konunuz ters ışıkta kalacak ve yüzü nerededeyse tamamen karanlık çıkacaktır. Eğer portrenizin yüzünü karanlık değil de daha aydınlık şekilde göstermek isterseniz en basit yöntem olarak dolgu flaşı kullanabilirsiniz. Böylece portrenizin yüzü de arka plan ile dengeli şekilde aydınlanacaktır.
    14- Fotoğraf çekimlerinizde bir tripod kullansanız bile deklanşöre basma anınızda bir titreşim meydana gelebilir. Bunu önlemek için kablo deklanşör, uzaktan kumanda ya da hemen hemen tüm fotoğraf makinelerinde olan “self timer” modunu kullanabilirsiniz.
    15- Çok büyük ya da çok küçük şeylerin fotoğrafını çekerken karemizin içerisine, konunun boyutunu gösterebileceğimiz ve herkes tarafından bilinen referans alınabilecek bir nesne koymakta fayda var. Örneğin, çok küçük bir obje çekerken, kibrit çöpü ya da bir bozuk para kullanmak gibi…
    16- Ufuk çizgisi, fotoğraf karesinin alt kenarına paralel olmalıdır. Aksi takdirde hoş olmayan yamuk bir fotoğraf karemiz olur.
    17- Özellikle ters ışıkta ve güneş ışığının çok parlak olduğu yerlerde fotoğraf çekerken mutlaka objektifinizin parasoleyini (güneşliğini) kullanın.
    18- Panoramik çekim yapacağınız zaman makinenizi (daha çok kullanılan) yatay yerine tripodunuza dikey olarak bağlayın. Böylece çekmek istediğiniz alanda daha fazla fotoğraf çekebilecek ve perspektif bozulmalarını da en aza indirmiş olacaksınız.
    19- Hızlı konuların (spor karşılaşmaları, araba yarışları…) fotoğrafını çekerken makinenizin obtüratör hızını kontrol edin. Enstantaneniz en azından 1/500sn olsun!
    20- Önemli ve hızlı fotoğraf karelerini kaçırmamak için makinenizin (drive) modunu önceden seri çekime getirin. Netliği konunun gerçekleşebileceği yere önceden yaparak da zaman kazanabilirsiniz. Böylece objektifiniz netlik yapmak için ekstra zaman harcamayacaktır.
    21- Fotoğraflarınıza hız efekti katmak için, nispeten düşük obtüratör hızlarında (1/30, 1/15…)  makineniz ile konuyu takip edip uygun yere geldiğini düşündüğünüzde deklanşöre basın ve takip etmeyi biraz daha sürdürün. Böylece pan tekniğini kullanmış olursunuz. Bu teknikle konunuzun bazı yerleri ve arka alanı netsiz çıkacak ve konunuz hareketli gözükecektir.
    22- Özel mekânlarda çekim ve tripod kullanmak için mutlaka izin alın. Başınızın derde girebileceği yerlerden uzak durun.
    23- En zor fotoğraflanabilecek konulardan biri bebek ve küçük çocuklardır. Çok hızlı ve sürekli hareket ettikleri için fotoğraf karelerine ya çok flu ya da istenmeyen bir anda çekilmiş halleri yansır. Yeni doğmuş bir bebek fotoğrafı çekecekseniz kesinlikle flaş kullanmayın ve flaşınızın kapalı olduğunu bir kez daha kontrol edin.
    Çocuk fotoğrafları çekerken de onları oyalayacak bir şeyler bulun. Oyuncaklar bu işe yarar! Arada bir de size bakması için ona seslenin. Unutmayın, küçük bir çocuğun dikkatini sürekli olarak aynı noktada tutamazsınız.
    24- Çekeceğiniz objeyi fotoğraf karenizin tam ortasına getirmeyin. Bilinenin aksine konuyu ortalamak yerine karenin alttan, üstten, sağdan veya soldan 1/3′üne yerleştirmek çok daha iyi bir sonuç verir.
    25- Ormanlık veya ağaçların çok olduğu alanlarda fotoğraf çekiyorsanız çıkan sonuç genellikle gözümüzün gördüğü kadar güzel olmayabilir. Ağaçların arasından süzülen parçalı ışık fotoğraf karenizde delik deşik (açık-koyu bölgeler) bir görüntü oluşturabilir. Çektiğiniz fotoğrafları mutlaka kontrol edin. Parçalı ışık etkisini yumuşatmak için flaş da kullanabilirsiniz.
    26- Çiçek fotoğrafları çekerken rüzgârın hızını hesaba katın. Çiçeğin arka alanına ve üzerine düşen ışığa dikkat edin. Bazı çiçekler ters ışıkta daha güzel fotoğraf verebilir.
    27- Sis, duman ve ters ışık fotoğraflarının her zaman ilgi çekeceğini unutmayın.
    28- İnsan ve yaşamlar üzerine fotoğraflar çekiyorsanız, sade kıyafetler giymeye özen gösterin. Gösterişli fotoğraf çantaları ve büyük fotoğraf makineleri işinizi zorlaştıracaktır.
    29- Hemen her kompakt dijital fotoğraf makinesinde bulunan dijital zoom özelliği gerçek zoom demek değildir. Bizim tek bakacağımız optik zoom özelliğidir. Objektifin içerisindeki mercek sistemlerinin ileri geri gitmesiyle optik zoom (yani gerçek zoom) yapılır. Dijital zoom ise, çekilecek olan konunun yazılımsal olarak büyütülmesiyle elde edilir. Görüntü kalitesini negatif yönde etkileyeceğinden dijital zoom özelliğinin kapalı olmasında ve hiç kullanılmamasında fayda vardır.
    30- Dijital fotoğraf makinelerimizdeki LCD ekranlar pil tüketimini en fazla artıran kısımdır. LCD ekranları mümkün olduğunca az kullanmaya çalışın. Her fotoğraf çekildikten sonra otomatik olarak gösterme özelliğini kapatın, ihtiyaç duyduğunuzda siz LCD ekrana getirin.
    Özellikle fotoğrafa yeni başlayanlarda LCD ekranın sık kullanılması istenmeyen kötü bir reflekse dönüşecek ve “nasıl olsa kötüyse siler yenisini çekerim” gibi bir anlayışa yol açacaktır.
    31- Seyahatlerinizde, depolama işinizi nasıl yapacağınızı ve ne kadar fotoğraf çekebileceğinizi hesap etmeye çalışın. Gideceğiniz yere göre taşınabilir bilgisayar, taşınabilir hard disk veya diğer depolama ürünlerini kullanın. Kısa seyahatlerinizde ise sadece hafıza kartlarınız da işinizi görebilir. Birden çok hafıza kartı taşıyın. Ancak onlarca hafıza kartı ile çalışmak işinizi güçleştirecek ve hata yapmanıza sebep olacaktır. En az 2GB hafıza kartları alın!
    32- Hafıza kartını takıp çıkarırken dijital fotoğraf makinenizin mutlaka kapalı olduğundan emin olun. Aksi takdirde hafıza kartınızdaki bilgiler kaybolabilir, kartınız ve fotoğraf makineniz bozulabilir.
    33- Hafıza kartlarınızı silmek içerisindeki bilgileri güvenli şekilde silmeye yetmez. Hafıza kartlarınızı formatlayarak kullanın!
    34- Yeni aldığınız bir dijital fotoğraf makinesinin kullanma kılavuzuna mutlaka göz gezdirin. Hatta üşenmeden hepsini okuyun! Makinenize özel veya daha önce hiç kullanmadığınız bir özelliği olabilir.
    35- Uzun seyahatlerinizde yanınızda yedek pil bulundurmaya çalışın. Eğer makineniz kendi özel şarjlı pili ile çalışıyorsa akşamları mutlaka şarj edin. Kalem pil ile çalışan bir makineniz varsa da kaliteli alkalin piller kullanın.
    36- Karanlık ortamlarda fotoğraf çekerken, genellikle 3-4 metreden uzak mesafelere flaşınızın gücünün yetmeyeceğini unutmayın. Konularınızı daha yakında çekin.
    37- Makinenizin üzerine takılan bir flaşınız varsa, direkt olarak konuya doğrultmak yerine yansıtmalı olarak kullanmaya çalışın. Bunun için duvar ve tavanları kullanabilirsiniz. Bazı üreticilerin flaşlara takılabilen yansıtıcı ve yumuşatıcı gibi aksesuarları da işinize oldukça yarayacaktır.
    38- Otomatik ve manuel olarak kullanılabilen ISO ve WB (White Balance-Beyaz Ayarı) özelliklerini çekimlerinizden önce kontrol etmeyi unutmayın!
    39- Özellikle zor ışık şartlarında fotoğraf çekiyorsanız RAW formatını kullanın.
    40- DSLR fotoğraf makinelerinde objektif değiştirirken hızlı davranmaya çalışın. Mümkünse tozun en az olabileceği tuvalet ve banyo gibi ortamlarda değiştirin.
    41- Fotoğraf makinenizin temizliğine önem verin. Dijital fotoğraf makinelerinin en büyük düşmanlarından biri tozdur. Özellikle objektiflerinizi temizlerken elinize ne geçerse onunla temizlik yapmaya çalışmayın. Kolonya benzeri çözücü maddeleri asla kullanmayın. Sadece objektif ve optik malzemelerin temizliğinde kullanılan özel kimyasalları ve kâğıtları tercih edin.
    42- Fotoğraf makinelerinizi ve objektifleri fotoğraf çantasında taşıyın. Fotoğraf çantanızın su ve toz geçirmemesine, darbelere karşı korunaklı olmasına dikkat edin.
    43- Uzun yürüyüşlerde ve seyahatlerinizde sırtınızda, iki omuzda taşınabilen fotoğraf çantalarını tercih edin. Uzun süre tek omuzda taşınan ağır bir fotoğraf çantası belinizde ve sırtınızda ağrılara neden olabilir.
    44- Fotoğraflarınızı depolarken kendinize özgü bir sistematik geliştirin. Önemli fotoğraflarınızı hem hard diskte hem de CD/DVD ortamında saklayın.
    45- Kumsal ve çöl gibi ortamlarda fotoğraf çekiyorsanız makinenizi korumaya özen gösterin. Çekiminiz bittikten sonra mutlaka fotoğraf çantanıza yerleştirin.
    46- Uzun süreli fotoğraf çekimlerinden sonra makinenizin bakımını yapın. Özellikle DSLR fotoğraf makinesi kullanıyorsanız görüntü algılayıcınız (CCD/CMOS sensör) kirlenmiş olabilir. Bu gibi durumlarda da en ufak bir toz tanesi bile fotoğraf karenizde kocaman bir leke olarak görülecektir.
    47- Fotoğrafınızı internet üzerinde kullanacaksanız (web sayfası, mail vs) görüntü boyutunu düşürün ve mutlaka JPEG çekin.
    48- Yağmur altında fotoğraf çekerken fotoğraf makinenizin ıslanmaması için özel yağmurluklardan faydalanabilirsiniz. Makineniz ıslandığında da bir an önce kuru bir bezle temizlemenizde fayda var.
    49- Soğuk havalarda ve özellikle de kar altında fotoğraf çekerken pillerinizin sorun yaratabileceğini ve sizi yarı yolda bırakabileceğini unutmayın. Yanınızda mutlaka yedek bir pil bulundurun. Ani hava değişikliklerinden uzak durmaya çalışın. Çok soğuk bir ortamdan çok sıcak bir ortama geçtiğinizde, fotoğraf makinenizi direkt olarak ısı kaynağından uzak tutmaya çalışın.
    50- Objektiflerinizin önünde koruyucu filtre olarak UV ya da Skylight’i kullanabilirsiniz. Böylece objektifiniz dış kaynaklı sorunlara (çizilme, tozlanma, kırılma…)  karşı korunmuş olur.
    cafer aydın

    Gönderen cafer aydın - Yer : Kütüphane -

    FOTOĞRAF TARİHİNE GİRİŞ

     

    PHOTO + GRAPHUS = IŞIK + ÇİZİM 
    M.Ö. 4.Yüzyılda ARİSTO mağara deliğinden içeri giren ışığın, karşı duvarda ters görüntüsünü yansıttığını bulur.  
    1490 yılında LEONARDO DA VİNCİ’ nin yayınlanan notlarında resimde perspektif için karanlık odadan yararlanma fikrini ortaya attığı bilinmektedir.  
    1500 lerde CAMERA OBSCURA bulunur.  
    Bu düzeneğe DANIELLO BARBERO' nun 1568 yılında bir diyafram düzeneği ve GIRALAMO CARDANO' nun ince kenarlı bir mercek ilave etmesiyle, optik ve mekanik açıdan çalışmalar hemen hemen tamamlanmış olur.  
    17.-18. Yüzyılda Camera Obscura boyutları taşınabilir hale geldi. Alman bilim adamı JOHANN ZAHN 1776 'da özellikle portre resimleri çizebilmek için, elde taşınabilecek kadar küçük Camera Obscurayı imal etti. Bu sistemde tüp içine yerleştirilmiş ileri geri hareket edebilen netlik ayarı yapabilen bir mercek sistemi, ayrıca giren ışığın şiddetini denetleyici bir delik ve görüntüyü yansıtan bir ayna bulunuyordu.

    Delikten geçen görüntüler, kutunun yukarısında bulunan opal cam üzerine yerleştirilmiş yağ kağıdından, yarı saydam yüzeye düşüyordu. Bu sistem tek mercekli refleks makinelerin işlevine sahipti. 
    FOTOĞRAF KİMYASI ÜZERİNE ÇALIŞMALAR

    Işığa duyarlı kimyasal maddeler üzerinde ilk çalışmayı CRISTOPH ADLOF BOLDWIN gerçekleştirdi. (1674) Buluşu, Latince ışık taşıyıcısı anlamına gelen "Fosfor "du.  
    17 YY. da ANGELO SALA (İtalyan bilim adamı): "Toz halinde Gümüş Nitrat güneşte bırakıldığında kömür gibi kararır "  
    1727 yılında JOHANN HEINRICH SCHULZE (Alman Tıp Profesörü) Baldwin' in deneylerini izledi. Schpophors adlı eriyiği keşfeder. Bu bir kireç nitrat karışımıdır. Kağıda veya rafine edilmiş derilere oyulmuş desenlerle Gümüş Nitrat doldurulmuş şişeleri, güneşe bıraktığında bunların duyarlı yüzey üzerine iz bıraktığı gördü. Bunlar ömürsüz ilk fotoğraflardı.  
    1802 yılında İngiliz THOMAS WEDGWOOD Gümüş Nitrat emdirilmiş beyaz kağıt ve deri parçaları ile deneyler yaptı. Camera Obscura ile çok silik görüntüler alabildi. Foto gramlara yöneldi. Ancak görüntüleri saptayamıyordu. Saptama banyosu olmadığından saydam desenler karanlıkta mum ışığı ile görülmekteydi.  
    JOSEPH NICEPHORE NIEPCE (1765 -1833): HOLIOGRAVURE (HELİO + GRAVÜR = GÜNEŞ +RESİM) 

    1816 ’da vernikle saydamlaştırdığı bir kağıtta oluşan görüntüleri, kalay levha üzerine geçirmeyi başarmış ve kullandığı çeşitli kimyasal maddelerle deneylerini sürdürmüştür. Niepce, oğlu ISIDORE ile taş baskı üzerine desenler gerçekleştirmekteydiler. Oğlu kalıpları hazırlar, kendisi de desenleri yapardı. Isidore, askere gidince, desen çizimi sorun olur. O yıllarda ışık görünce sertleşen bir tür asfalt kullanılmakta idi (İngiliz asfaltı). Taş baskı kalıbını YUDA BİTÜMÜ özü ile kaplar, üzerine desen çizilmiş kağıdı örter güneşte bırakır. Bu işte metalik aynalar kullanır. Lavanta yağı ile yıkar. Yumuşak kısımlar akar, taş ortaya çıkar. Asit Banyosu ile bu kısımlar çukurlaştırılır. Asfalt tabakası kaldırılınca geriye kalıp kalır. 1824 Klasik resimlerin Helio gravure'lerini yapar aklına Camera Obscura kullanmak gelir. Charon sur Saune' daki evinin odasını Camera Obscura' ya çevirerek, bütün bir gün, sekiz saatlik bir pozlandırma ile, penceresinden görünen avlunun görüntüsünü kaydeder. 1826 bu duvar bugün New York Kodak müzesinde bulunmaktadır. Buluşu tüm Fransa 'da duyulur.  
    1827 yılında JACQUES LOUIS DAGUERRE' (1787-1851) den mektup gelir. Benzer çalışmalar yaptığını, iletişim içinde olmak istediğini belirtmektedir. Niepce: 64 yaşında, aristokrat , Deguerre: 42 yaşında, orta sınıf, hayat adamı (Mimarlık bürosunda çizerlik, ressamlık, Paris Operasında dekorculuk, Diorama görüntü tiyatrosu, dans, akrobasi, ip cambazlığı yapmaktadır. ) 1829 yılında ortak olurlar. 4 yıl ayrı çalışıp birbirlerine bilgi verirler. Gümüş iyodür üzerinde çalışırlar. 1833 yılında Niepce ölür. 1835 yılında gümüş iyodür kapı levhanın cıva buharından etkilendiği gözler. 1837'de gümüş iyodürü deniz tuzu içerisinde eriterek çalışmalarını sürdürür, poz süresini azaltmayı başarır 

    7 OCAK 1839 yılında JACQUES DAGUERRE buluşunu Fransız bilim akademisine açıkladı. Bilimsel eğitimi olmadığından buluşunu kendisi yerine bir arkadaşı sundu. " DAGUERREOTYPE "ler çok etkileyiciydiler. Yöntemin özellikle de ayrıntı kaydetme yeteneği müthişti.  Yöntem: Bakır levha gümüş ile kaplanıyor. Gümüşlü tarafı iyot buharına tutuluyor. Gümüş iyodür meydana geliyor. Camera Obscura içinde ışığa duyarlı hale getiriliyor. Çekimden sonra karanlık odada cıva (Hg) buharına tutuluyor. Parlak birleşik meydana geliyor. Hipo' ya tutuluyor. Gümüşler atılıyor ve bakır levha üzerinde görüntü ortaya çıkıyor. 

    Daguerreotype yöntemi ile çekilen görüntülerden bir ikinci suret meydana getirebilmek imkânsızdır. Ayrıca cıva insan sağlığına zararlı olduğundan pek makbul değildi.  
    Ve FOTOĞRAF 19 Ağustos 1839'da Fransız Bilimler Akademisinden ARAGO tarafından resmen tüm dünyaya duyuruldu. Daguerre buluşuna yardımcı olduğu fotoğrafı tanıtırken ondan, zenginlerin eğlenebileceği bir oyuncak olarak söz etmişti. Onu tanıtan afişte "Yüksek sınıf" diye yazıyordu, "Daguerreotype" de çok çekici bir boş zaman değerlendiricisi bulacaktır. Herkes herhangi bir resim çizme becerisine sahip olmadan bile, konağının yada köşkünün resmini çekebilecekti.  
    Parisli tarih konuları ressamı Paul Delaroche, Akademinin tarihsel oturumunda, "resim sanatı ölmüştür" diye bağırmıştır. İngiliz meslektaşı William Turner de, optik çağın açılışına sert tepki gösteriyor, "Bu sanatın sonudur" diyordu 
    25 Ocak 1839 tarihinde WILLIAM HENRY FOX TALBOT Kraliyet Enstitüsü'ne TALBOTYPE yöntemi sundu. Talbot Cambridge mezunu, çok iyi Asurca biliyor, matematikten anlıyordu. 1833 'ten beri fotoğraf kimyası ile ilgilenmekte idi. Talbot, Gümüş nitrat kâğıtları üzerine emdirilmiş kâğıtlar yönteminden yola çıkarak, Hipo’yu buluyor. Deniz suyu eriyiğine, sonra gümüş nitrata batırılarak ışığa duyarlı hale getirdiği kâğıt yüzeyi pozlandırarak, dünyanın ilk pozitif görüntüsünü elde eder. FOTOGRAMME (izdüşüm görüntüsü) yöntemi ile kuştüyü, dantel yaprak kullanarak, gizil görüntü yöntemine gerek kalmadan kararmayı bekliyor. Tespit banyosuna sokarak görüntüyü elde ediyordu. 

    Kısa odaklı camlar yardımı ile küçük boy kameralar yapmıştır. 1842 yılında ilk ticari amaçlı laboratuvarını kurmuştur. Talbot 'un çalışmalarına yardımcı olan SIR JOHN HERSCHEL bugün saptama banyosu olarak kullanılan Sodyum hipo Sülfit’ i bulur (Tiyosülfat). 

    1840' ta Sır JOHN HERSCHEL, Gizil Görüntü + Geliştirme = CALOTYPE poz süresi insan fotoğrafları çekebilecek kadar kısaldı. Talbot 'un buluşuna Herschel'in adını verdiği bu yöntemin adı Calotype (Yunanca kökenli, KALOS + TYPOS = Güzel + İzlenim), her şeyi görünür kılan bir buluştu.  
    1847 Ekiminde Joseph Niepce'nin yeğeni, ABEL NIEPCE de SAINT VICTOR, yumurta akını iyotla birleştirip albüminli bir Cam Negatif elde etmeyi başardı. Ancak fazla duyarlı değildi.  
    1850 yılında İngiliz FREDERICK SCOTT ARCHER, WET- COLLODION yönetimini keşfeder Ana maddesi selüloz nitrat ve alkol olan yapışkan madde ile kaplanan cam plaklar pozlanmaya hazır hale gelmektedir. Fakat bu cam plakların kurudukça duyarlılıkları azalmaktaydı.  
    1850 Ocağında ROBERT BINGHAM: (ingiliz Kimyager) COLLODION kullanarak Wet Plate'i yaptı. Kuruyunca duyarsızlaşıyordu. Poz süresi çok kısaldı. Collodion savaşta yararlılar için kullanılan bir maddedir. İçeriğinde selüloz nitratı, eter, alkol vardır. Bu karışım, hava ile temas ettiğinde hemen sertleşir. Bu maddeye gümüş nitrat ve Pirogallik asit ilave ediliyordu. 1860'larda cololdion yerine, jelatin kullanılmaya başlandı.  
    1871 'de RICHRAD MADDOX ilk kez kuru negatif cam elde etti. Bu zamana kadar fotoğrafçılar yanlarında balmumu kavanozları taşıyordu. Plaklar makineye kuru yerleştiriliyordu. Poz süresi saniyenin 25 te birine kadar düşmüştü. 

     1873 'te JOHNSTON VE BOLTON jelatin bromürlü negatif duyarlı bir kart elde ettiler.  

    1880 'de bir banka memuru olan GEORGE EASTMAN bir İngiliz fotoğraf dergisinde gümüş bromürü görüyor. Bankadaki görevinden ayrılarak, annesinin kiracısı olan kişi ile 1881 'de bir ortaklık kuruyor. (1.000 $ lık bir sermaye ile) G. Eastman gümüş bromürü, jelatin üzerine tatbik ederek Dry Plate (kuru tabaka)yı buluyor. 1884 yılında EASTMAN DRY PLATE COMPANY 'i kuruyor. Levhadan kurtulup kıvrılabilir film arayışlarındadır. 1885'te American film C.o. yu kuruyor. Bu şirket kâğıt üzerine film yapıyordu. 1885 'te ilk amatör makineyi bularak 100 filmlik bir depozit sistemini kurmuştur. "Siz düğmeye basınız, gerisini biz hallederiz" sloganı ile fotoğraf makinesini tüm katmanlara yaymıştır. 

    1888 yılında KODAK firmasını kurmuştur. 
    1887 yılında HANNIBAL GOODWIN : Saydamroll film için patent istedi. 
    COLLODION + KAFURU = SELÜLOID 
    1889 da Kodak aynı malzeme için patent aldı. 
    1898 Goodwin patent aldı. (Ansco firmasını kurar) 
    1900 yılında patent davası açıldı. (Kodak 5 milyon $ tazminat ödedi)  
    MERCEK VE EKİPMANLARIN GELİŞİMİ 
    Kayıtlara göre en eski optik firması 1756 'da Viyana 'da JOHANH CRISTOPH VOIGHTLANDER tarafından kuruldu. Voighlande 1849 'da Brunswıch’ de bir fabrika kurdu ve 1868 de bunu Viyana ' ya taşidı. Lenslerden başka geniş açılı objektifli fotoğraf makineleri üretmeye başladı. Ancak başarı, ZEISS- IKON tarafından 1965 de ele geçirildi. Fotoğrafın keşfedildiği yıllarda Paris'te çok iyi bir optik firması vardı. Bunlar Derogy, Hermagis'tir. Fakat en önemlisi Daguerre'in arkadaşı olan Chevaller 'dir Daguerre makinelerine uygun lens imal etmesini istedi. Fakat başarılı olmadı. Bu lens Petzval'ın Portrait Lens ile yarışacak bir lensti. Petzval 1839 'da meslektaşı Andeos Freicerr Von Ettinghaussen' in zorlaması ile portre çekimine uygun yüksek diyafram tasarımı üstlendi. Formülü Voighlande 'de devretti ve en çok aranan Portrait Lensleri üretmeye başladı. 

    Fransa 'da bir diğer lens üreticisi 1822 'de fabrika kuran Jean Theodore Jamin 'dir. Daha sonra Fransa 'da binlerce objektif yapacak olan asistanı Alphonse Darlot işi devraldı. 

    Almanya 'da ilk lens fabrikası Agust Steinhell (1801-1870) tarafından 1852 yılında kuruldu. İngiltere' de mikroskop objektiflerinin mucidi Andresross'tur. 1844' de Parisli Fredrerich Von Marters 150 derecelik bir alanın fotoğrafını çekebilen bir kamera yapmıştır. Panoramik kamera olarak adlandırılan bu araç, üzerindeki bir çevirme kolu ile, içerideki bir dişliyi çevirmekte, dişli de bir eksene bağlı olarak merceği döndürmektedir. Bu dönme hareketi ile duyar kat yavaş yavaş pozlanıyordu. O zamanlar panoramik, kent ve doğa fotoğrafları, bu tip kameralarla çekilmişti. 

    1854'de Parisli fotoğrafçı Adolph Eugene Disderi, portre çekimini kolaylaştırmak için, 6,5 X 8,5 inç boyutlarında, her biri ayrı ayrı ayarlanabilen, çok mercekli bir kamera geliştirmiştir. Bu kamera ile bir fotoğrafik levha, üzerine bir düzine fotoğraf çekilebiliyordu.  Fotoğraf bilinçli olarak ilk kez 1853 -1856 yıllarında Kırım Savaşında iletişim niteliğinde kullanılmıştır. İngiliz REOGER FENTON, 360 savaş fotoğrafı çekmiş ve medya niteliğinde kullanmıştı. Basın tarihinde ilk kez bu fotoğraflarla sansür uygulanmıştır. Nedeni ise İngiliz halkının rencide olmasıdır.  

    RENKLİ FİLMLERE GEÇİŞ (AUTOCHROME) 

     

    1907 yılında Fransız LUMIERE KARDEŞLER ilk pratik renkli fotoğraf cam tabaka süreci olan AUTOCHROME 'u tanıştırdı. Autochrome büyük bir hızla Avrupa 'da tanınmaya başlandı., ve birkaç yıl içinde de ABD de tanıttı. Bugün National Geographic Society kütüphanesinde yaklaşık 15.000 cam tabaka vardır.
    Kemal Öztürk Turkoy
    Merhaba Nikontürk üyeleri Bu Konuda Sizlere Kullandınız DSLR Makinalarınızın Yazılım Versiyonunu Nasıl Güncelleme Yapılcağını Anlatıcaz..
    İlk Önce Kabataslak Mantığı Anlatmak Gerekirse; Nikon Global Sitesinden Çektiğimiz Yazılım Dosyalarımızı Bir Aktarım Aracı Sayinse ya USB Kablo ile Makinamızı PC'ye Bağlayıp Aktarım Sağlamak yada Makinamızın Hafiza Kartını Çıkartarak Kart Okuyucu Sayesinde Yazlım Dosyasını İÇine Atmakdır sonrasında Makinamızı AÇarak Menüden Yazılım Güncelleme BÖlümünde Attığınız Yazılım Dosyasını Makina Otomatik Tanıyarak Size Yazılımı Güncelleme İmkanı Verecektir.
    Makinalarımız Genel Olarak 2 Adet Yazılım Kullanırlar A ve B Olmak üzere.
     
    1 - Önemli ve Gerekliler.
    Makinamız Bataryası Tam Dolu Olmalıdır. Kullanıcağımız Hafıza Kartı boş(formatlanmış) Olmalıdır. USB Bağlantı Kablosu veya Card Okuyucu  
    2 - Makinamızda Hangi Yazılım(version) Kullandığımızı Öğrenelim ?

    Yukarıdaki resimdeki gibi menü tuşundan makinamızın menü'süne giriyoruz

    Setup Menü BÖlümüne GeÇerek "Firmware version" BÖlümüne Ulaşmış Oluyoruz. Menünün İÇine giriyoruz.

    Yukarıdaki resimde GÖrüldüğü gibi A ve B Yazılım version bilgilerine ulaşmış Oluyoruz.
    Yazılım Bilgilerini Aklımızda Turuyoruz Nikon Global Sitesinden Kullandığımız Makinanın yeni yazılım kontrolünü yapmak iÇin.
    Tamam(done) Diyerek Buradan Çıkış yapıyoruz
    3 - Nikon Global'den Yazılım Dosyaları İndirme ve AÇma
    http://support.nikontech.com
    Yukarıdaki Adresden Makinamıza Ait Son Versiyon Yazılım Dosyalarını İndiriyoruz.
    İndirdiğimiz yazılım dosyaları bize *.zip Formatında yani sıkıştırılmış dosyalama formatında gelecektir.

    Yukarıda Fotoğrafda GÖrdüğümüz İndirdiğimiz Yazılım Dosyasıdır. Yazılım Dosyasını Karışıklık Olmama Sebebi ile indirdikden sonra masaüstünde birtane "Yeni KlasÖr" AÇarak Bu indirdiğimiz Zip dosyasını iÇeri taşıyoruz.

    İndirdiğimiz ZİP Dosyasını Tıklayarak İÇindeki Yazılım Dosyaları Çıkarmasını Sağlıyoruz Yukarıda Resimlerde GÖzüktüğü gibi hemen yanına Yazılım Dosyalarının Mevcut Oldugu yeni bir klasÖr Ortaya Çıkıyor. ve Onun İÇinde A ve B Olmak üzere 2 Adet yazılım Dosyamızı GÖrmüş Oluyoruz..
    4 - Yazılım Dosyalarını Makinamıza Aktarmak
    İlk Önce Makinamıza Aktarımı USB Kablo ile Direk Makina Aracılıgı ile Aktarım Yapacaksak.

    Yukarıdaki Resimdeki Gibi Makinamızın "Menü" BÖlümünden "Setup Menü"'den "USB" Sekmesinden usb bağlantı tipimizi "Mass Storage" Olarak Yapıp Tamamlıyoruz.

    Yukarıdaki Resimdeki Gibi Makinamızı USB Kablo ile Bilgisayarımıza Bağlıyoruz. ve Makinamızı AÇıyoruz.

    Yukarıda Resimdeki GÖrdüğümüz Gibi Bir Menü İle Karşılaşıcaz.
    Burda "Dosyaları GÖrüntülemek İÇin KlasÖrü AÇ" SeÇerek iÇine giriyoruz.
    Ve Yukarda Anlatımda İndirmiş olduğumuz Yazılım Dosyalarını Aşağıdaki fotoğraf


    Yazılım dosyalarından "A" yazılım Dosyasını Kopyalıyarak Makinamızın iÇine yapıştırıyoruz.
    NOT: Kart Okuyucu İle Yapmak İstediğimizde Aynı İşlemlerini Makinamızın Hafiza Kartını SÖkerek Kart Okuyucu Sayesinde Yazılım Dosyamızı Hafiza Kartımızın İÇine Aktarmakdır. ve sonrasında hafıza kartını Makinamıza takıyoruz.
    5 - Makinamızın Yazılımını Güncellemek

    Yukarıdaki resimdeki gibi menü tuşundan makinamızın menü'süne giriyoruz

    Setup Menü BÖlümüne GeÇerek "Firmware version" BÖlümüne Ulaşmış Oluyoruz. Menünün İÇine giriyoruz.
    ve Burda Dikkat Ediyoruz Önceki yazılım kontrolünde girdiğimizde "Update" SeÇenegi Yokdu. Ama şimdi Yazılım Dosyalarını Attığımız İÇin Güncelleme Botonu Gelmiştir.

    Yukarıdaki Resimdedeki gibi "Uptade" Sekmesine Gelerek "OK" Diyerek Gelen "Yes" ve "No" SeÇeneklerinden "Yes"(evet) Diyerek Yazılım Güncelleme İşlemine Başlıyoruz..

    Yukarıdaki Resimdeki GÖrdüğümüz Gibi Yazılım Esnasında HiÇbirşey yapmadan Yazılım Yüklemesinin Bitmesini Bekliyoruz.

    Yukarıdaki Resimdeki Gibi Yazılım Yükleme işleminin Başarılı Bittiğini Anlıyoruz ve Makinamızı Kapatıyoruz.
    ve Makinamızı AÇarak 2. Anlatımda Anlattığımız Gibi Yazılım Kontrolü Yaparak versiyonumuzun Güncellenmiş Olduğunu GÖrücez..

    ve Version'numuz 1.03'den 1.10 Başarılı Şekilde Güncellendi..
    NOT : BU İŞLEMİN AYNISI MAKİNAMIZIN(HAFIZA KARTININ) İÇİNE GİREREK ATTIĞIMIZ "A" YAZILIMINI SİLEREK "B" YAZILIMINI ATIYORUZ ve 5. ANLATIMDA OLAN YAZILIM GüNCELLEME İŞLEMİNİ TEKRARLIYORUZ... VE BÖYLECE "A" ve "B" YAZILIMLARINI GüNCELLEMİŞ OLUYORUZ..
    Not : Nikon D4 İÇin geÇerli bazı ayarlar dikkat etmeniz gerekiyor..
     

    Firmware Kurulum menüsünde Ağ> Ağ bağlantısı AÇIK ayarlandığında güncelleme yapılamaz.. Firmware yükseltmek iÇin denemeden Önce Ağ Baglantısını kapatmanız gerekecek buna emin olun.
    Bu güncelleştirmeyi gerÇekleştirmek iÇin EP-6 GüÇ konektÖrü ile TAM Dolu EN-EL18 pil veya EH-6 AC AdaptÖr kullandığınızdan emin olun.
    cafer aydın

    Gönderen cafer aydın - Yer : Kütüphane -

    Sensör Denilen Şey

    Çok değil, bundan birkaç yıl öncesine kadar görüntünün kaydedildiği filmi konuşurduk. Filmin markası, boyutu, duyarlılığı, grenleri, fiyatı falan. Şimdi ise bu alandaki fotoğraf dili çok değişti. Artık, pikselleri, CMOS’u, CCD’yi, fokal çarpanı, dinamik aralığı konuşuyoruz. Dijital devrimin en büyük özelliği ve farklılığı görüntünün kimyasal bir ortama değil, sayısal bir ortama kaydedilmesidir. Artık görüntülerimiz gren dediğimiz milyonlarca kimyasal noktacığın hâkimiyetinden çıkıp, piksel dediğimiz elektronik noktacıkların kontrolü altına girdi.
    İşte fotoğraf makinelerimizde filmin yerini alan ve görüntüyü oluşturan pikselleri üzerinde barındıran alana da sensör denildiğini hepimiz biliyoruz.
    Peki dijital makinesi olan herkesin diline doladığı sensörün özellikleri nelerdir?
    Görüntü sensörde nasıl oluşur?
    CCD, CMOS ve son günlerde sıkça konuşulmaya başlayan X3 Foveon teknolojisi ne demektir?
    En yalın tanımıyla sensör, dijital fotoğraf makinelerinde görüntüyü kaydederek işlemciye gönderen ve üzeri ışığa duyarlı piksellerden oluşan alandır.Sensörleri, dijital makinelerimizin kalbi olarak da adlandırabiliriz. O nedenle dijital makinelerimizin en önemli parçalarından biridir ve makine alırken bilinçli olarak sorgulayıp öğrenmemiz gereken bölümüdür. Çünkü elde ettiğimiz
    görüntünün büyüklüğü ve kalitesi sensörü ilgilendiren bir konudur. (Görüntünün niteliğinde objektifimizin kalitesinin en az sensör kadar etkili olduğunu unutmayalım.)
    PİKSEL
    Sensörün üzerinde piksellerin dizili olduğunu söylemiştik. Önce pikselin ne demek olduğunu görelim o zaman.
    Piksel-(İngilizce Pixel - PICture ELement, yani "resim öğesi") sözcüklerinin harflerinden türetilmiştir. Dijital görüntünün en küçük öğesi ve sensör üzerinde görüntüyü oluşturan çok sayıdaki küçük ışık noktacığıdır. Pikseller o kadar küçüktür ki, boyutları ancak mikronla ölçülür. Mikron metrenin milyonda biridir veya milimetrenin binde biri. Sivri uçlu bir kalemle cümlemizin sonuna koyacağımız noktanın 500 mikron olduğunu düşünürsek, mikronun küçüklüğünü daha iyi anlamış oluruz. İşte bir piksel 2 ile 10 mikron büyüklüğündedir.                                                (Buradan her sensör üzerindeki piksel büyüklüğünün aynı olmadığını çıkarabiliriz.) Üstelik bu kadar küçük noktacık üzerine sabit kırmızı, yeşil veya mavi filtre yerleştirilir. Bu renkler, sanki bir satranç tahtasının üzerindeki her bir karede kırmızı, yeşil veya mavi renkten biri gelecek şekilde dizilir.İşte bu sensör üzerindeki piksellerin bir milyon tanesine megapiksel adını veriyoruz.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                         Bir fotoğraf makinesi alırken öncelikle kaç megapiksel olduğuna bakarız değil mi?
    İşte bu megapikseller sensörümüzün üzerine son derece düzenli olarak dizilmiş milyonlarca pikselin adıdır. Bizler deklanşöre bastığımız an, saniyenin bilmem kaç
    binde biri gibi kısa zamanda o milyonlarca piksel elektronik devreler yardımıyla renklerle yüklenirler ve o renklerin milyonlarcası bir araya gelerek görüntüyü oluşturur.                               Makinemizin 5 MP olması, sensörümüzün 5 milyon pikselden oluştuğunu gösterir. Yani sensörümüzde düzenli olarak yerleşmiş 2560 yatay, 1920 de dikey piksel vardır. Bu da ikisinin de çarpımı olan yaklaşık 5 milyon piksel anlamına gelir.
    Sensör üzerindeki tüm pikseller aktif değildirler.Sensör üzerindeki toplam piksel sayısına pixel count-piksel sayısı denilir. Toplam piksel sayısının %95'i aktif pikseller olup gerçek görüntünün kaydında kullanılır. Bunun yanı sıra toplam piksel sayısının %5'i aktif olmayan piksellerdir. Bunlar da bir kısmı üretim hatalarından bir kısmı da sensör içinde yapılan kayıt dışındaki işlemler için kullanılırlar.                                                                                                                                                                                                                                                                                 Sensörlerde aydınlık bir görüntü yüksek, karanlık bir görüntü ise düşük elektrik yükü ile tarif edilir. Bu yöntem ile kaydedilen görüntü sadece siyah beyaz fotoğraf oluşturur. Renkli görüntüyü oluşturmak için dijital fotoğraf makinesi sadece ışık seviyesini değil ayrıca her renk ışığın da miktarını ölçer.
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              SENSÖRLERİN BÜYÜKLÜĞÜ
    Filmlerden hatırlayanlar bilirler. Film boyutumuz ne kadar büyükse, görüntümüzün kalitesi ve büyütülebilirlik olanağı o kadar fazlaydı.Aynı şey sensörler için de geçerlidir. Sensörümüzün büyüklüğü ne kadar fazlaysa görüntümüzün kalitesi ve büyüklüğü de o kadar fazla olur.
    Sensörlerin 2 tür büyüklüğü vardır, birincisi MP açısından büyüklüğü, ikincisi ise fiziki olarak büyüklüğü.
    Fiziki olarak aynı boyutta olan 2 sensörden biri 8, diğeri 10 MP büyüklüğünde olabilir. Fotoğrafın oluşması ve görüntü kalitesi açısından bu ikisinin arasındaki farkı yorumlamak son derece zordur.
    Dilerseniz  bu iki özelliği ayrı ayrı ele alalım.
    Elimizde 8 MP’lik fotoğraf çeken, biri compakt, diğeri DSLR iki makine olsun. “İkisi de aynı boyutta çekiyor, o zaman neden çok para verip DSLR makine alayım?” diye düşünenler çıkabilir.     Compakt makinelerin sensörleri DSLR’ lere göre bir hayli küçüktür. Bunlarda 8 milyon piksel dar bir alana sıkıştırılmıştır ve doğal olarak piksel boyutları daha da küçüktür.                         Diğer makinede yine 8 milyon piksel daha geniş bir alana dizilmiştir, yani piksel boyutları daha da büyüktür.
    Unutmayalım, büyük boyutlu sensörün pikselleri de daha büyük olduğu için yüzeyine düşen fotonları ışığı daha kolay ve doğru bir şekilde yakalayıp ölçer, bu da sensöre
    daha büyük dinamik aralık sağlar.
    Küçük piksellerde enerji dağılımından kaynaklanan ısı fazlalığı ve dar alanda piksel sayısının artması piksel başına düşen ışık miktarını azaltacağından kumlanma etkisi veren noise üretiminde artış olacaktır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                Sensörlerin ikinci büyüklüğü fiziki büyüklükleridir.Dijital teknolojinin en çok zorlandığı alanlardan birisi yıllardır film boyutu olan 24x36 mm boyutunda sensör üretemiyor olmasıydı.           Yeni nesil makinelerde bu sorun aşılmaya çalışılıyorsa da sistem hala çok pahalı. Birçoğumuzun full frame adı verilen 24x36 mm boyutlu sensöre geçişi daha uzun zaman alacak gibi.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                    Ortalama ve yaklaşık olarak düşünürsek küçük compakt makinelerin fiziki sensör boyutu 8x6 mm, DSLR makinelerin ise 23x15 mm civarındadır.                                                                           Yukarıda belirttiğim gibi full frame DSLR makinelerde bu ölçü 24x36 mm.’ye yükselmiştir. Özetle fiziki olarak büyük olan sensörlerin pikselleri de büyük olacağından, bu
    sensörlerdeki ışığa duyarlı alanlar çok daha fazla olur. Bu da daha detaylı ve iyi fotoğraf anlamına gelir.
    FOKAL ÇARPAN:
    Özellikle DSLR makinelerde objektifler analog makinelerin odak uzaklığına göre üretildiği için, görüntü gerçek anlamda bire bir sensör üzerine düşmez. Görüntü açı
    kaybıyla dar olarak sensör üzerine kaydedilir.35 mm film boyutu ile sensör boyutu arasındaki bu oran fokal çarpan faktörüyle ifade edilir; çünkü filmli makinede
    kullandığınız 20 mm açılı bir objektif, örneğin fokal çarpanı 1,5x olan bir DSLR'de kullanıldığında 35 mm objektif gibi bir görüntü açısı verir. Bu da önemsenmesi
    gereken bir kayıptır.
    Fokal çarpanla dar açıların da etkisinin artması yani 200 mm’lik bir objektifin 300 mm’lik lense denk gelmesi gibi bir durum, ilk anda bir avantajmış gibi gözükse de
    doğrusu öyle değildir. Burada sadece 200 mm'lik bir objektifle çekilmiş görüntünün kenarları kırpıldığından, 300 mm ile çekilmiş etkisi yaratılmaktadır. Diğer yandan,
    geniş açılarla fotoğraf çekmek isteyen kullanıcılar için durum daha da zorlaşmaktadır; çünkü örneğin elinde 24 mm geniş açı objektifi bulunan bir fotoğrafçının, fokal
    çarpanı l,5x olan bir DSLR'de alacağı sonuç 36 mm objektifinki gibidir ve mimari çekim gibi bazı durumlarda bu objektif yetersiz kalacaktır.
    Dijital fotoğraf üreticileri bu fokal çarpandan kaynaklanan görüntü kaybını full frame (24x36 mm) sensör üreterek çözmeye başladılar. İlk olarak Canon bu sorunu EOS1 D
    ve EOS 5 D serilerinde çözdü, Nikon da bunu D3 modelinde uyguladı.
    SENSÖR ÇEŞİTLERİ
    Sensörlerde piksel sayısı kadar elektronik devre vardır ve devrelerin kullanımı belli bir enerji gerektirir. Bu enerji karşılama durumuna göre dünyada sensörler iki şekilde
    üretilmiştir.
    1- CCD (Charge Coupled Device)
    2- CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor)
    Son dönemlerde yeni nesil 3x Foveon sensörler de hayatımıza girmektedir. Bu sensörler CMOS özelliği taşısa da temel farklılığı nedeniyle ayrı incelemek gerekir.                                                   
    Dünyada CCD sensörler daha yaygındır. Nikon bu tür sensörleri kullansa da son ürettiği D2 modelinde CMOS sensöre geçmiştir. Canon ise CMOS sensörün öncülüğünü yapmakta ve EOS 30 D’den sonra bütün modellerinde bu sensörü kullanmaktadır.
    Hayatımıza yeni giren X3 Foveon sensörlerinin öncüsü ise Sigma’dır ve ilk uygulamasını SD 14 modeliyle dünyaya sunmuştur. Bu sensörlerin arasındaki farkı özetle şu şekilde anlatabiliriz.
    CCD sensörler piksellerdeki voltaj bilgisini algılayıcının dışında bir ünitede inceler. Çip dışında yaptığı incelemenin gerektirdiği ekstra enerji tüketiminin pil ömrünü kısaltmasını da değişik piller üreterek halletmeye çalıştılar. CCD'ler CMOS'a göre yaklaşık 100 kat daha fazla enerji tüketir. Bu nedenle daha fazla ısınır ve bu da noise üretimini arttırır.  
    CMOS sensörlerde ise bu işlem çipin üzerinde incelenir. Bu da daha az enerji kullanımı demektir. Az enerji pillerin uzun süre kullanımına yol açar ve az enerji az ısı oluşturduğu için CMO sensörler daha az noise üretir. Özellikle yüksek asalı çekimlerde bu durum belirgin bir şekilde fark edilir.    
    FOVEON X3 SENSÖR
    X3 algılayıcısı tıpkı renkli film gibi farklı 3 ayrı renkli katmana sahip ve her bir katman bir renge duyarlı. En önde mavi, sonra yeşil, en arkada da kırmızıya duyarlı katman bulunuyor. Renk ve görüntü değerlerini bu üç ayrı katmana saklayabiliyor. Piksel biçimleri kare değil altıgen. Sigma, 2002 yılından itibaren dijital kameralarında görüntü algılayıcı olarak X3 teknolojisini kullanmaya başlamıştı.                                                                                                                                                                                                                                                                                                   Son olarak üretimi gerçekleştirilen Sigma SD14 de bu teknolojiyi kullanıyor. Bu kamera ile en yüksek çözünürlüklü Foveon X3 sensörünü tercih eden firmanın yeni algılayıcısı kırmızı, yeşil
    ve mavi pikselleri dikey olarak sıralayan, film kalitesine yakın dijital kayıt yapabilen görüntü sensörü olma özelliği ile ön plana çıkıyor. Aslında 4.7 milyon piksellik bir algılayıcı olmasına rağmen, her bir katmanın ayrı ayrı çalışması nedeniyle toplamda 14.15 milyon piksellik bir görüntü oluşturuyor. 
    Foveon X3 algılayıcısı, renkleri olduğu gibi algılarken, çözünürlüğü de üst seviyede tutuyor. Geleneksel algılayıcılardan farklı olarak her dört algılama hücresi birlikte çalışıp ortak bir renk oluşturuyor ve sonra her bir piksele bu renkler atanıyor. Bu nedenle X3 sensörleri renk konusunda ciddi bir avantaja sahip.
    Fill Factor: Sensörün üzerinde bulunan milyonlarca pikselin birbirine yapışık olduğu düşünülür. Gerçekte öyle değildir ve piksellerin etrafında küçük de olsa bir boşluk vardır. Bu boşluklar çıkarıldıktan sonra kalan alan ışığa duyarlı bölgedir ve buna algılayıcının Fill Factor’ı denir. Bu yüzey CMOS sensörlerde, CCD’lere oranla daha azdır. Bu boşluklar sensördeki ısıyı dağıtma yönünde faydalı olsalar bile bu bölgelere düşen görüntü bilgisi kaydedilmez ve moire gibi sorunlara neden olur. Bunu çözmek için de mikro lensler kullanılarak ara bölgeye düşecek görüntü bilgisi komşu pikselde toplanır.
     


    cafer aydın
    FOTOĞRAF MAKİNASI NASIL ÇALIŞIR
     
    Her fotoğraf makinesi çeşitli ayar ve düzenekleri ve elektronik devreleri çıkarıldığı takdirde temel olarak ışık geçirmez bir kutudur. Bir fotoğraf makinesinin ön kısmında, resmi çekilen konudan yansıyan ışığın içeri girmesine olanak sağlayan ve genellikle açıklığı değişebilir bir diyaframı olan objektif; arkasında ise, görüntünün kalıcı bir kaydını yapabilen, ışığa duyarlı bir film vardır.
     
    En basitinden en gelişmişine dek bütün fotoğraf makinelerinin dört temel ortak parçası vardır: objektif, diyafram, obtüratör ve vizör.
     
    Konudan (süjeden) gelen ışık önce objektifte toplanır ve odaklanır. Sonra, diyaframdan, yani objektifin içindeki bir diskin ortasından geçerek obtüratöre ulaşır. Fotoğraf makinelerinin çoğunda obtüratör filmin tam önüne yerleştirilmiştir. Obtüratör fotoğraf çekerken belli bir süre açık kalarak objektiften gelen ışığın film üzerine düşmesini sağlar. Vizör makineyi konuya odaklamaya yönelik bir düzenektir. "Doğru pozlandırma" Pozlandırmayı üç etken belirler: filmin ışığı olan duyarlılığı ya da "hızı" (Uluslararası Standartlar Organizasyonu [ISO] tarafından verilen sayılarla belirlenir) objektif diyaframının açıklığı (f sayısı ile ayarlıdır); ve obtüratörün açık kalma süresi ya da "enstantane" (saniyenin kesirleri olarak ölçülür: 1/1000 sn vb.).
     
    POZLANDIRMA
     
    Pozlandırmayı üç etken belirler: filmin ışığı olan duyarlılığı ya da "hızı" (Uluslararası Standartlar Organizasyonu [ISO] tarafından verilen sayılarla belirlenir) objektif diyaframının açıklığı (f sayısı ile ayarlıdır); ve obtüratörün açık kalma süresi ya da "enstantane" (saniyenin kesirleri olarak ölçülür: 1/1000 sn vb.). Doğru pozlandırmanın elde edilmesi, özellikler fotoğrafçılığa yeni başlayanlar için oldukça zordur. Bu konuda, zaman zaman deneyimli profesyoneller bile hata yapabilir. Öte yandan günümüzün yarı ya da tam otomatik pozlandırma programlı fotoğraf makineleri diyafram ve enstantaneyi otomatik olarak ayarlar ve genellikle iyi verirler. Buna karşın belirli bir konuyu çekerken etkin bir görüntü elde edebilmek için tek bir enstantane ve diyafram açıklığı birleşimine bağlı kalmak gerekmez. Bu yüzden fotoğraf makinesi seçerken, pozlandırması elle (manuel olarak) ayarlanabilen, hiç değilse bir diyafram ya da enstantane öncelikli pozlandırma programı olan bir makine tercih edilmelidir.
     
    Gerekli ışığın film düzlemi üzerine düşürülmesi işlemidir. Doğru poz değerini sizin hesaplamanız gerekir. Çünkü çekeceğiniz fotoğrafın duygusunu hangi poz değerlerinin daha iyi vereceğini sizden daha iyi kimse bilemez. Çektiğiniz fotoğrafın en önemli bölümü görülmesini istediğinizden daha açık görünüyorsa fazla pozlandırdınız daha koyu görünüyorsa az pozlandırdınız demektir.
     
     
     
            f        
     
          2
     
      2.8
     
        4
     
       5.6
     
       8
     
      11
     
     16
     
     22
     
    enstant
     
     1/1000
     
    1/500
     
    1/250
     
    1/125
     
    1/60
     
    1/30
     
    1/15
     
    1/8
     
     
     
    Yukarıdaki tablodaki f ve enstantane değerlerinden eşit miktarda ışık geçer. Yani f:5.6 1/125 değerlerinde geçen ışık miktarı f:8 1/60, f:11 1/30 veya f:16 1/15 değerlerinde geçen ışık miktarları aynıdır.
     
    Pozlandırmada önemli olan hangi değerleri seçeceğimiz. Yukarıdaki tabloda düşük enstantane ve f değerlerini (f:22 1/18) seçersek. Bize alan derinliği fazla olan bir görüntü sunacaktır. Ama 1/8 lik poz süresi makinayı oynatmadan tutmamız gerektiğini söyleyecektir. Bu durumda elle yapılacak çekimlerde görüntünün bozulmasına neden olacaktır. Yine yukarıdaki tabloda f:2 1/1000 değerlerinde yapacağımız çekimde diyafram açıklığı en büyük değerde olmasına karşın 1/1000 lik poz süresi film düzlemine düşecek ışık miktarının yeterli olmadığı durumu yaratacak bu da konumuzun görüntüsünün fotoğrafta belli belirsiz çıkmasına neden olacaktır. Çekeceğimiz konu ne kadar hareketli ise o derece yüksek enstantane değerleri kullanarak hareketi dondurabiliriz.
     
    Bazı fotoğraf makinelerinin kademesiz enstantane ayarları vardır; yani, belirtilen sayıların arasında da enstantane ayarı yapmak mümkündür
     
    "Çekilecek nesneden gelen ışıkları toplayarak ışığa duyarlı film üzerine net düşmelerini saylayan mercekler topluluğudur." Fotoğraf makinesinin en önemli parçasıdır. Bir objektifin standart görüş açısı verebilmesi için görüntü düzleminden belirli uzaklıkta bulunması gerekir. İşte objektifin optik merkezinin görüntü düzlemine olan uzaklığına odak uzaklığı adı verilir. Görüntü düzlemindeki görüntü karesinin boyutuna göre objektif odak uzaklığı da değişir. Örnek verecek olursak ; Görüntü boyutu 24X36mm boyutunda olan makineler için normal objektifin odak uzunluğu 50mm civarındadır. Görüntü boyutu 6X6cm olan makineler için 70-80mm odak uzunluğu objektıfler normal bir görüş açısı (45º-50º) verirler. Kullanılan filmin çapraz köşeleri arası boyutu o görüntüyü veren makine için normal objektifin odak uzunluğunu verir.
     
    Fotoğraf makinesinin objektiflerinin değiştirebilmek ya da zoom kullanarak bir objektifin odak uzaklığını ayarlayabilmek, çalışmalarınıza yepyeni bir çeşitlilik getirecektir. 35mm'lik SLR'ler için seçebileceğiniz, farklı odak uzaklıkları olan birçok objektif vardır.
     
    Seçilebilecek bir sürü objektif olmasına karşın resim çekmeye çıkıldığında sadece en gerekli olanlarını yanınıza almanız iyi olur. Çeşitli hızlarda filmler seçin ve yanınıza, fotoğraf makinesine takılı standart objektiften başka sadece bir geniş açı objektif ve orta dereceli bir teleobjektif alın.
     
    OBJEKTİF ÇEŞİTLERİ
     
    Standart (normal) objektifler: Fotoğraf makinesi üreticileri, üretmiş oldukları fotoğraf makinalarını, görme açısı olarak, göze en yakın açı ile tasarlanmış olan ve normal objektif olarak adlandırılan objektiflerle birlikte satışı çıkarırlar. Normal objektifler göze yakın bir görme açısında üretilen objektiflerdir. 35mm format için standart objektif 50 ya da 55mm'dir. Genel tanım olarak normal objektif, kullanılan filmin köşegen boyutuna isabet eden odak uzaklığına sahip objektiflerdir. Normal objektifin en büyük özelliği, konuyu bir tek gözün gördüğü gibi görüp konu oranlarını bozmadan filme aktarmasıdır.

    Manzara ya da yarım-boy portreler gibi genel amaçlı fotoğraflar için mükemmeldir. Yine de yakın çekim bir yüz resmi için standart objektif kullanmayın; çünkü konuya çok yaklaşmanız gerekeceğinden, makine engelleyici bir unsur olacaktır. Standart objektifler genelde en hızlı objektiflerdir ve maksimum diyafram açıklıkları geniştir (f1.4 gibi). Bu yüzden standart objektifler SLR netleme ekranında çok parlak bir görüntü oluştururlar.
     
    Balıkgözü objektif: Görüş açısı en geniş olan objektiftir. Balık gözü objektiflerde dikey ve yatay çizgiler anarmol şekilde bozulmalara (distorsiyon) uğrar. Kullanım alanları sınırlı olmakla beraber özgün görüntüler elde etmek için kullanılırlar.
     
    Geniş açılı objektifler: Standart objektifler ya da tele objektiflere göre daha geniş bir alanı görebilirler. Sonuç olarak netleme ekranında her şey olduğundan daha küçük görünür. Geniş açılar 35mm'den başlar 21mm'ye kadar iner. Bundan küçük geniş açılar, görüntünün kenarında biçim bozulmasına neden olabilir.

    Manzaralar, geniş panoramalar, etkileyici bir gökyüzü ve kalabalık sahneler için geniş açı idealdir. Sıkışık iç mekanlarda çalışırken de yararlıdır. Resimlerinizi çirkinleştirecek bir biçim bozulması (distorsiyon) istemiyorsanız, geniş açılı objektifleri yakın çekim portre resimlerinde kullanmayın.
     
    Teleobjektif (Dar açılı objektif): Bu tür objektifler 75mm ile 1200mm arasındadır. 90 ile 250mm arasındaki bir teleobjektif en kullanışlı olanıdır. Yine de, 250mm'lik bir objektifin ağır olduğu ve makineyi elinizde tutarak fotoğraf çekerken, elin titremesinden dolayı resmin bozulmaması için, hızlı enstantane kullanmanız gerektiğini unutmayın.

    Vahşi hayvan ve doğa fotoğrafları gibi uzaktaki konuları yakına getirmekte, teleobjektifler mükemmeldirler. Ayrıca, orta ve arka planı büyütüp ön planı küçültükleri için de ilginç perspektif etkiler yaratırlar. Birçok fotoğrafçı 35mm'lik makinelerde yüzün bütününü gösteren portre çekimleri için 90mm'lik objektifleri ideal sayar.
     
    Zoom (Değişken odaklı) objektifler: Kompakt fotoğraf makinesi almak istiyorsanız 35 ile 90mm arasında zoom yapabilen sabit objektifli bir makine, imkanlarınızı artıracaktır. SLR sahipleri içinse, ortalama 24-35mm, 28-50mm, 35-70mm, 80-210mm, 200-600mm'lik zoom objektifler vardır. Zoom objektifle, minimum ve maksimum değerleri arasındaki odak uzaklıklarında, tıpkı odak uzaklığına sahip sabit odaklı objektifler gibi işlev görürler. Yine de, sabit odak uzaklığı olan objektiflerin optik kalitesi, zoom objektiflerden daha iyidir. Ayrıca zoomlar sabit odaklı objektiflerden çok daha ağırdır.
     
    Makro objektifler:
     
    Perspektif kontrollü kaydırmalı objektif:
     
    Aynalı objektif
     
     
     
    FOTOĞRAFTA KULLANILAN FİLTRELER
     
    Filtreler çok çeşitlidir. Onları iki sınıfta inceleyebiliriz.
     
    1-Efekt filtreleri : Yeni bir görüntü vermeye yarar.
     
    2-Denge Filtreleri : Bazı renklerin koyuluklarını ayarlayan renkli camdan yapılmış filtreler.
     
    Filtrelerin çoğu ışığı emdiği için kullanılan filtrenin faktörüne göre diyafram açıklığı ve obtüratör hızı ayarlarını dengelemek gerekir. Refleks makinada bu dengeleme otomatik olarak gerçekleşir.
     
    3-UV Filtre: Atmosferdeki morötesi ışınları emdiği için sis efektini önler. Aslında her objektifin üzerine bir UV filtre bulunmalıdır. Objektifi kırılma ve çizilmeden korur.
     
    4-Sarı Filtre: Atmosfer hafif puslu, gök beyazımsı bir renkte ise sarı filtre kullanarak pusu kaldırabilir bulutları daha belirgin bir hale getirebiliriz. Diyaframı 1 değer açmak gerekir. Kum ve mavi gökten oluşan bir manzarada sarı filtre ile kumdan daha koyu bir gök tonu elde edilebilir. Diyaframı 1 değer açmak gerekir. Sarı filtre manzara fotoğrafı için çok uygundur. Yaprakların rengini açar, gökyüzünü koyulaştırarak bulutları ortaya çıkarır.
     
    5-Kırmızı ve Turuncu Filtre: Filtreler kontrası önemli ölçüde arttırarak çarpıcı sonuçların çıkmasına sebep olurlar. Filtrenin yoğunluğuna göre diyaframı 1-4 değer arasında açmak gerekir. Gökyüzü fotoğraflarında bulutları tam anlamıyla ortaya çıkardığı için önemlidir. Günbatımı fotoğraflarında da gökyüzüne gerçeküstü görünümler verir. Eğer konu kontrast sonuç gerektirmiyorsa bu filtreler kullanılmaz.
     
    6-Yeşil Filtre: Çok yeşillik içeren manzara ve portre fotoğrafçılığında oldukça faydalıdır. Diyaframı burada da açmak gerekir. Bu filtre yaprakların rengini dengeli bir gri serisi şeklinde verir, kırmızı kısımları koyulaştırır. Meyve ve sebze fotoğraflarının çekiminde 7-sıkça kullanılır. Portre fotoğrafında modelin tenini bronzlaşmış gibi verir.
     
    Özel Filtreler: Bu filtrelerin kullanımı ile çok değişik türde, bazen yaratıcı sonuçlar elde edilebilir.
     
    8-Kromofilter (degrade filtre): Bu filtrenin yarısı bir rengin en koyudan en açığa kadar çeşitli tonlarını içerir. Böylece görüntünün bir kısmı belirli bir rengi alırken diğer kısmı normal kalır. Özel bir sonuç istenmedikçe diyafram değerinde değişiklik yapılmaz.
     
    9-Polarizasyon Filtresi: Cam ve su gibi yüzeylerin yansımalarını yok eder. Ancak etkili olabilmesi için konuya belirli bir açı ile yönelinmesi gerekir. Bu filtre ayrıca kontrası arttırır ve göğü koyulaştırır. Filtrenin pozisyonuna göre diyaframı 1 yada 2 değer arasında düzeltmek gerekir.
     
    10-Yumuşatıcı filtre: Konuyu bir tül perde arkasındaymış gibi gösterir. Özellikle portre çekimlerinde kullanılır.
     
    11-Efekt Filtreler: Bu filtreler tek başlarına özel görüntüler ortaya çıkarırlar. Çok yüzlü prizma filtrelerle değişik sonuçlar elde edilebilir. Bazı filtreler de her ışık kaynağını bir yıldız şeklinde verir. Kuvvetli yada zayıf efekt elde etmek için diyaframı açıp kapamak yeterlidir. 2,3,5 kollu yıldız veren filtreler vardır. Nebula Filtreler ışık kaynağından renkli dairevi saçılmalar yaparlar.
     
     
     
    OBJEKTİF HIZI
    Objektifin maksimum diyafram açıklığı ne kadar fazlaysa, objektif o kadar hızlı demektir. Objektif hızı özellikler SLR kullananlar için önemlidir. Çünkü, SLR'lerde vizördeki görüntünün parlaklığı objektiften giren ışığın miktarına bağlıdır. Ayrıca, geniş bir diyafram açıklığı loş ışıkta resim çekebileceğiniz anlamına gelir. Genellikle, odak uzaklığı arttıkça objektiflerin hızı azalır.
     
    Fotoğraf makinesinin, saniyelerle ve saniyenin kesirleriyle işaretlenmiş bir kadranla kontrol edilen enstantane ayarı, diyafram açıklığı ile birlikte film üzerine ne kadar ışık düşeceğini belirler. Ama, daha da önemlisi, enstantane ayarı, hareketli ya da durağan konuların net ve keskin detaylı olarak mı yokse belli bir izlenimi ifade edercesine bulanık olarak mı kaydedileceğini belirler.
     
    Obtüratör açıkken fotoğraf makinesinin hareket etmesiyle oluşabilecek istenmeyen titremelerden kaçınmak için, yeterince yüksek bir enstantane hızı kullanmalısınız. Eğer, makinenizi bir üç ayak üstüne oturtursanız, makinenin titreme tehlikesi ortadan kalkacağından, saniyeler süren uzun enstantaneler kullanabilirsiniz. Buna karşın makineyi elinizde tutuyorsanız genel kural, hiç değilse objektifinizin odak uzaklığına denk bir enstantane seçmektir. Yani
     
     
     
    Odak uzaklığı                
     
    Enstantane hızı
     
    50mm'lik objektif için

    90-135mm'de

    250mm'de
     
    1/60 sn. ya da üstü

    1/125 ya da üstü

    1/250 ya da üstü
     
     
     
    enstantane kullanın. Bu kuralın nedenlerinden biri objektiflerin uzunlaştıkça daha ağırlaşması, diğeri ise makinedeki en küçük hareketin objektifin uç noktası uzaklaştıkça daha fazla kaymaya sebep olmasıdır.
     
    ÖZGÜN KONTROL
     
    Fotoğrafını çektiğiniz hareketli bir konuyu yorumlamak için, enstantaneyi kullanabilirsiniz. Örneğin, koşan bir insanı çekerken, bütün ayrıntılarıyla "dondurulmuş" bir görüntü için 1/250 hatta 1/500 sn lik bir enstantane kullanılırsa çekim sırasında koşan insan figürü, objektifin görüş alanının bir ucundan diğer ucuna doğru çok hafif olarak hareket etmiş olacaktır. Sonuç: yine kesinlikle tanınabilir bir koşucudur; ama bu kez görüntü biraz bulanıktır ki, bu da hareket ve canlılık hissi yaratır.
     
    Her zaman, enstantane ile diyafram açıklığını birlikte dikkate almak zorundasınız. Aynı örneği kullanarak 1/500 sn de doğru poz için pozometreniz f4 verdiyse, 1/60 sn'de f11 kullanmanız gerekecektir. Bu durumda netlik derinliği önemli ölçüde artacak belki de, dikkati dağıtan bir arka plan da netleşecektir.
     
    PAN YAPMA
     
    Enstantaneyi özgün bir şekilde kullanmanın başka bir yolu da "pan yapma", yani obtüratör açıkken fotoğraf makinesini hareket ettirmektir. Bunu yapmak için, 1/30 ya da 1/60 saniyelik bir enstantane seçin ve pozlandırma yaparken konuyu makinenize göre aynı konumda tutmaya çalışarak konunun hareketini makineyle izleyin. Hareket eden konu net görünecek; ama, bütün hareketsiz nesneler (arka plan gibi) bulanık olacaktır.
     
    HAREKETİN DONDURULMASI
     
    Fotoğraf makinesiyle hareketin dondurulması için başvurulan iki yöntem vardır. Bunlardan biri, ani yoğun ışık veren flaş kullanımı; diğeri, hızlı bir enstantane kullanımıdır.
     
    Hareket yönü: Hareketi dondurmak için gerekli enstante, konunuzun makinenize göre hareket yönüne de bağlıdır. Örneğin, makinenin tam üstüne doğru gelen ya da makineden uzaklaşan süratli bir otomobilin hareketi, objektifin görüş alanına paralel olarak yapılan bir hareket için gerekenden çok daha yavaş bir enstantaneyle dondurulabilir. Ayrıca, bir nesnenin hareketini yakalamak için, nesne fotoğraf makinesine ne kadar yakınsa, o kadar yüksek bir enstantaneye gerek vardır.
     
    MANUEL POZLANDIRMALAR
     
    Havai fişekler gibi konularda, enstantaneyi B'ye ayarlayarak makineyi bir üç ayak üstüne yerleştirin. Parmağınızı deklanşörden çekene kadar uzun bir poz süresince enstantane perdesi açık kalacaktır.
    Ertan Ozturk
    3x 6x 10x 50x

    Bir kameranın objektifinin optik ya da sayısal olarak yaptığı yaklaştırma oranını ifade eder. örneğin 3x değeri 3 kademe optik veya sayısal olarak çekim alanına yakınlaşma ya da alandan uzaklaşma şeklinde düşünülebilir. Bu değer objektifin en yüksek odak uzunluğu ile en düşük odak uzunluğunun birbirine bölünmesiyle elde edilir. örneğin DSLRlardaki birçok kit objektif 18-55mm odak uzunluğuna sahiptir, dolayısıyla 55/18 = 3X yaklaştırma değerine sahiptir. Benzer şekilde Nikon 50-200mm VR da 200/50 = 4X yaklaştırma oranına sahiptir. Bazı makinelerde kullanılan sayısal yaklaştırma fotoğrafı bir algoritma yoluyla (bkz. Enterpolasyon) büyüttüğü için optik yaklaştırmaya göre daha kötü sonuç verir.
    A/D Converter (Analog-to-Digital Converter)
    Bakınız: Analog/Dijital çevirici.
    Aberration
    Bakınız: Optik bozulmalar
    AE (Auto Exposure)
    Bakınız: Otomatik pozlama
    AE-Lock
    Otomatik poz kilidi anlamına gelen bu ifade, çekimi yapmayı düşündüğünüz alan veya objeyi kadrajladıktan sonra deklanşöre yarım basarak makinenin o alana veya objeye pozlama anlamında kilitlenmesi ve çekime hazır hale gelmesi anlamına gelir. Pozlamayı kilitlediğiniz sürece kadrajı değiştirseniz bile pozlama değerleri değişmeyecektir.
    AF (Auto Focus)
    Bakınız: Otomatik odaklama
    (Net) Alan derinliği
     
     
     
     
     
     
    Odaklanan nesnenin önünde ve arkasındaki net alan mesafesidir. Alan derinliğinin büyüklüğü objektifin diyafram açıklık değerine, nesnenin objektife olan uzaklığına ve fotoğraf makinesinde kullanılan merceklerin odak uzaklığına bağlı olarak değişir.
     
    Algılayıcı
    Kamera dilinde CCD ve CMOS gibi görüntü algılayıcı yongaların genel adıdır. Işığın değerini ve kalitesini “algıladığı” için bu isim verilmiştir.
    Analog
    En genel ifade ile görüntü ve ses anlamında sayısal olmayan görüntü ve ses sistemlerine denir. Işık ve ses analogdur, modern kayıt makineleri analog sinyalleri sayısala çevirirler.
    Analog/Dijital çevirici.
    Algılayıcı (CCD ya da CMOS) üzerindeki analog ışık bilgisini sayısala çeviren bir alettir. Analog ışık bilgisinden sayısal verilere dönüştürülen bilgileri fotoğraf makinelerinin içindeki bilgisayarlar algılayıp tanımlayabilir. Piyasadaki DSLRlarda yaygın olarak 12, 14 ve 16bitlik A/D çeviriciler bulunur.
    Aperture
    Bakınız: Diyafram
    Aperture Priority
    Bakınız: Diyafram öncelikli mod
    Aperture Ring
    Bakınız: Diyafram halkası
    APO (Apochromatic)
    Renk bozulması olmayan objektifleri ifade eder. Bu tip objektiflerde tüm renk dalga boyları aynı odak noktasına düşerler. Gerçek APO objektifler çok pahalıdır. Bazı markalar objektif isimlerinde “APO” kullanmaktadırlar ama bu objektifler gerçek APO objektif değildirler.
    APS-C (Advance Photo System ”“ C)
    Birçok DSLR'da kullanılan algılayıcı boyutudur. Bu algılayıcıların alanı 35mm'lik filmden yaklaşık %50 daha azdır. 2013 yılı itibariyle Canon EOS sisteminde 1D, 5D ve 6D serileri haricindeki tüm DSLRlar ve EOS-M; Nikon D600, D700, D800/E, D3/s/x, D4 haricindeki tüm DSLRlar ve Nikon Coolpix A, Sony A850/900/99 haricindeki tüm DSLRlar, SLTler ve NEX serisi; Tüm Pentax DSLRlar, Samsung NX serisi, Sigma DSLRlar bu boyutta algılayıcı kullanır. Kesme çarpanı 1.5-1.7x arasında değişir.
    APS-H (Advance Photo System ”“ H)
    Canon 1D serisinde (1Ds değil) ve Leica M8'de kullanılan algılayıcı tipidir. APS-C'den büyük tam kare algılayıcılardan küçüktür. Kesme çarpanı 1.3x'tür.
    Artifact
    Bakınız: Sıkıştırma bozulması
    ASA
    Fotoğraf makinesi filminin ışığa olan duyarlılığını gösteren standart bir ölçü birimidir. Rakam ne kadar yüksekse filmin ışığa duyarlılığı artar, rakam düşükse duyarlılık azalır. Sayısal makinelerde ISO olarak anılır.
    Aspect Ratio
    Bakınız: Görüntü oranı
    Aspherical Lens

    Tam dairesel lens elemanları (camlar) ışığı her zaman istendiği gibi kırmazlar, bu yüzden objektif üreticileri “Dairesel olmayan lens elemanı” kullanarak ışığı istedikleri noktaya düşürmeye çalışırlar. Asferik cam objektif şeklinde de ifade edilir.
    Aşırı pozlama
    Fotoğrafın orjinal halinden daha parlak olduğunu ifade eder. özel bir sanatsal amaçla kullanılmayacaksa tavsiye edilmez.
    Autofocus
    Bakınız: AF
    Automatic Exposure
    Bakınız: AE
    AWB (Automatic White Balance)
    Bakınız: White Balance
    Ayna kilitleme
    DSLRlarda fotoğraf çekerken ışığın algılayıcıya ulaşabilmesi için ayna hareket eder. Bu hareket sırasında bir titreşim olur ve bu titreşim fotoğrafta bulanıklığa yol açabilir. özellikle çok yakın çekimlerde (makro gibi) ve süper-telefoto çekimlerinde (600mm ve üzeri) makineyi üçayak üzerine koyup ayna kilitleme fonksiyonunu kullanmak bu titreşimi önler. Deklanşöre bir defa bastığınızda ayna kalkar, ikinci defa bastığınızda iner. Kablolu ya da kablosuz kumandanız yoksa bu fonksiyonun zaman gecikmeli çekimle birleştirilmesi tavsiye edilir.
    B&W (Black & White)
    Siyah beyaz çekimi ifade eder.
    Bakaç
    SLR, DSLR, aynasız ve bazı kompaktlarda bulunabilir. Fotoğrafı kadrajlamaya yardımcı olmak için kullanılır. Bazı fotoğraf makinelerinde optik bakaç vardır. Bu sistemde gelen ışık ayna ve prizma sistemleriyle bakaca yansıtılır. Bazı fotoğraf makinelerinde ise elektronik bakaç kullanılmaktadır. EVF (Electronic Viewfinder) denen bu sistemde algılayıcıya düşen görüntü arada ayna ya da prizma olmaksızın sayısal olarak bakaca yansıtılmaktadır.
    Balık Gözü
     
     
     
     
     
     
    İnsan gözünün normalde ortalama 53 derece bir görüş açısı vardır. Balık Gözü olarak adlandırılan objektif türünde görüş açısı değerleri 100 derece ile 220 derece arasında değişebilir. Balık Göz objektiflerde geniş bir görüş açısı neticesinde görüntülerde eğri hatlarla bükülme ve yuvarlaklık hakim olur.
     
    Basamaklama
    “Basamaklama” da denebilir. Fotoğrafı etkileyen herhangi bir değişkenin basamaklaması yapılabilir. En yaygın basamaklama türü pozlama basamaklamasıdır. Bu tür basamaklamada bir sahne farklı pozlama değerleriyle çekilir. Fotoğraf makinelerinin çoğunda var olan bir pozlama ayarıdır. Fotoğraf makinesi bu ayara getirildiğinde kamera otomatik olarak belirlenen sayıda (genelde 3 ya da 5) seri çekim yapar. Her bir çekimde poz değerini otomatik olarak değiştirir ve arka arkaya birbirine ardışık farklı ışık ayarlarında fotoğraf çekilir. Böylece siz de daha sonra bu 3 veya 5 poz resimden en mükemmelini kullanabilirsiniz, veya bu fotoğrafları birleştirip HDR fotoğraf elde edebilirsiniz. Diğer çok kullanılan basamaklama çeşitleri: Beyaz ayarı, flaş pozlaması.
    Bayonet
    Objektifi değiştirilebilen fotoğraf makinelerinin objektif bağlanan kısımlarına verilen isim. Her markanın bayoneti kendine özeldir, özel dönüştürücüler olmadan bir markanın objektifi diğerine uymaz. örneğin Canon objektifi doğrudan Sony'e takamazsınız. Sigma, Tamron, Tokina gibi üreticiler her bayonet için özel objektif üretmektedir; örneğin Sigma 180mm f2.8 OS'nin Canon ve Nikon için ayrı modelleri vardır. çok kullanılan gövde üreticilerinin bayonet tipleri: Canon EF (tam kare Canon objektifler için), Canon EF-S (APS-C Canon objektifler için), Nikon F (DSLR için), Nikon 1 (1 serisi aynasızlar için), Pentax K (DSLRlar için), Pentax Q )Q serisi aynasızlar için), Sony A (DSLR ve SLTleri için), Sony E (NEX serisi için), Olympus/Panasonic m4/3, Samsung NX, Fuji X, Sigma SA, Leica M, Leica R.
    Bellenim
    Sayısal kameralardaki işletim sistemidir. Zaman zaman üretici firmalar bu işletim sistem yazılımını geliştirirler ya da var olan hataları düzeltirler ve bir üst versiyon şeklinde internet sitelerinden yayımlarlar.
    Beyaz ayarı
    Ortamdaki ışığın “sıcaklığını” dengelemek için yapılan bir işlemdir. Fotoğraf makineleri bunu kendileri de yapabilir (AWB ”“ Otomatik beyaz ayarı), kullanıcının değiştirmesine izin de verebilir.
    Bit
    Sayısal hafızanın en küçük birimidir. Sayısal sistemler verileri tanımlamak için ikili sayı sistemi kullanırlar. “Bit”, bu sistemde kullanılan 0 ve 1”²i ifade eden “Binary” ve “digit” kelimelerinin kısaltılmasıdır.
    Bit Derinliği
    Bu ifade her bir pikselin temel üç renk olan Kırmızı-Yeşil-Mavi nin ya da gri tonlamanın renk derinliğine işaret eder. Her bir temel renk için en az 8 bit vererek renk bilgisi oluşturan bir piksel, 3 (kırmızı, yeşil, mavi) x 8 = 24 bit'lik bir renk derinliğini ifade eder.
    Bitmap
    Bir görüntü bilgisinin bit ile tek tek kayıt edilme metodudur. Bit ile kaydı yapılan bir çok resim formatı vardır. “bmp”, “pict”, “tiff”, “pcx”, “gif” gibi”¦.
    Bokeh
     
     
     
     
     
     
    Japonca “bulanık” anlamına gelir. Fotoğraf terminolojisinde net alan derinliği dışında oluşan bulanıklık etkisine bokeh denir.
     
    Bracketing
    Bakınız: Basamaklama
    Brightness
    Bakınız: Parlaklık
    Buffer
    Bakınız: Tampon bellek
    Bulb Mode
     
     
     
     
     
     
    B modu olarak geçer. Bu modda perdenin açık kalma süresini kullanıcı belirler. Bazı makinelerde ayrı olarak B modu olmaz, bu moda geçmek için Av ya da M modlarında 30 saniyenin üzerine çıkmak gerekir.
     
    Byte
    Bir bilgisayar hafızasında 8 bit'ten oluşan bir bütünü ifade eder. Buna göre 8 bit 1 byte eder denir. Buna karşılık 1024 byte bir kilobyte eder.
    Calibration
    Bakınız: Kalibrasyon
    Camera
    İngilizce'de “fotoğraf makinesi” anlamına gelir. Fotoğraf çeker (deme!).
    Canlı önizleme
    Algılayıcıya düşen görüntünün doğrudan makinenin ekranına yansımasıdır.
    CCD (Charged Coupled Device)
    İki temel algılayıcı tipinden biridir (CMOS ile beraber). Görüntünün oluşumunda kameralarda kullanılan ışık algılama yongasıdır. CCDler analog aletlerdir. Işık bilgisi objektiften geçerek bu yonga üzerine düşer, renk ve şekil oluşumu A/D çevirici aracılığıyla sayısal olarak gerçekleşerek hafıza ünitesinde kaydedilir.
    Center-Weighted
    Bakınız: Merkez ağırlıklı ölçüm modu
    CF (Compact Flash)
    Bir hafıza kartı biçimidir.
    Close-Up
    Yakın mesafeli çekimi ifade ettiği gibi, genellikle 20 cm den daha yakın mesafeler arasında bir objektifin çekim yapabilme kabiliyetine de denir. Bazı kameralarda bu özelliğe “Macro” da denmektedir.
    CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor)
    CCD haricindeki diğer bir görüntü algılama ve oluşturma sistemidir.
    CMYK (Cyan, Magenta, Yellow, Key)
    Fotoğraf baskısında kullanılan renk modellerinden biridir.
    Color Space
    Bakınız: Renk uzayı
    Color Temperature
    Bakınız: Renk sıcaklığı
    CompactFlash
    Bakınız: CF
    Compression
    Bakınız: Sıkıştırma
    Continuous Autofocus
    Bakınız: Sürekli otomatik odaklama
    Contrast
    Bakınız: Karşıtlık
    Cropping
    Bakınız: Kesme
    CRW, CR2 (Canon RAW)
    Canon kameralarda kullanılan RAW dosya formatlarıdır.
    çoklu pozlama
    Aynı fotoğraf karesine 2 veya daha fazla pozlama yapılmasıdır. Makinenizde bu fonksiyon varsa, örneğin önce bir çiçeği çekip sonra arkadaşınızı çekip aynı karede hem çiçeği hem arkadaşınızı gösterebilirsiniz.
    Değişken odaklı objektif
    Odak mesafesi değişebilen her objektif bu kategoriye girer. Tokina 11-16mm f2.8, Pentax 18-55mm f3.5-5.6, Sony 70-200mm f2.8 OSS, Sigma 120-300mm f2.8 gibi objektifler bu kategoridedir.
    Deklanşör (Perde)
    Fotoğraf makinelerinde örtücü (obtüratör) olarak adlandırılan ve fotoğrafın çekilmesi amacıyla görüntü sensörüne görüntünün gelmesini sağlayan perdeyi çalıştıran düğmedir.
    Deklanşör (Perde) gecikmesi
    Deklanşöre basılma ile resmin tamamen oluştuğu zaman arasındaki süreyi ifade eder. Bu sure ne kadar azsa fotoğraf o kadar kısa sürede oluşur, bu yüzden seri çekim yapan profesyonel kameralarda bu sürenin minimum olması istenir.
    Deklanşör (Perde) hızı
    çekim hızı, enstantane ya da obtüratör hızı da denebilir. Perde sisteminin algılayıcıyı tamamen ışığa maruz bıraktığı süredir. Birçok DSLR makine 30 saniye ile 1/4000 saniye arasında hızlarda çekim yapabilir, ek olarak birçok DSLR'da 30 saniyenin üzerinde de çekime izin veren B (Bulb) modu bulunur.
    Diffraction
    Bakınız: Işık saçılması
    Digital Camera
    Sayısal fotoğraf makinesi demektir.
    Digital Zoom
    Bakınız: Sayısal yaklaştırma
    Digitization
    Bakınız: Sayısallaştırma
    Dinamik Aralık
    Bir sahnedeki (ya da fotoğraftaki) en parlak ve en karanlık bölgeler arasındaki ton farkı. Tonlama aralığı da denir.
    Diyafram
    Bir objektif içerisinde gözdeki iris tabakasına benzeyen ve objektiften geçen ışık miktarını düzenleyen yapraklardan oluşmuş bir düzenektir. Görüntü algılayıcısına düşecek ışık miktarını ayarlar. Işık miktarı bu kapağın standart mesafelerde durmasıyla ölçeklendirilir.
    Diyafram değeri (f-stop, diyafram durağı)
    Diyafram açıklığının ya da kapalılığının rakamsal olarak ifade edilme şeklidir. Diyafram ayarının duraklarını belirtir. Mesela F2.8 küçük sayı olmasına rağmen diyaframın daha açık olduğunu, F16 ise büyük sayı olmasına rağmen diyaframın daha kapalı olduğunu ifade eder. Diyafram açıklığı standart bir ölçüdür ve her fotoğraf makinesinde aynı miktarı temsil eder.
    Diyafram halkası
    Bazı objektiflerde diyafram değeri bu halka sayesinde değiştirilir. Tam otomatik olan bazı objektiflerde (örneğin tüm Canon EF sistemi ve Nikon G objektifleri) bu halka bulunmaz.
    Diyafram öncelikli mod
    Fotoğraf makinelerinde A ya da Av ile gösterilen bu çekim modu diyafram öncelikli çekimi ifade eder. Bu modda kullanıcı diyafram aralığını seçince fotoğraf makinesi perde hızını (enstantane) otomatik olarak ayarlayarak pozlamanın oluşması sağlar. Bu modda diyafram açıklığı istenildiği gibi değiştirilir ve fotoğraf makinesi de perde hızını otomatik olarak seçilen değere göre ayarlar.
    DOF (Depth of Field)
    Bakınız: Alan derinliği
    Doğal yoğunluk filtresi
    Objektiflerin önüne takılan ve tüm dalgaboylarını emen (geçmelerine izin vermeyen) filter tipi. Bu filtrelerin 1 duraktan 10 durağa kadar etkili olabilen farklı güçlerde olan tipleri vardır.
    Dolgu flaşı

    Canon'un sitesinden alıntıdır
     
     
    Gölgede kalan alanların aydınlatılması için kullanılan flaştır. örneğin güneşli bir günde bir arkadaşınızı çekerken yüzünün bir tarafı ya da tamamı gölgede kalıyorsa, makinenizdeki flaşı “dolgu flaşı” olarak kullanabilirsiniz. Bunun için özel bir işlem uygulamanıza gerek yok, sadece flaşı patlatmanız yeterli.
     
    Doygunluk
    Beyaz ışığın bir renk üzerine düşen tonlanma derecesini ifade eder. Mesela bir renk yüzde yüz doygunlaşmışsa hiç beyaz ışık içermediği söylenebilir.
    DPI (dots per inch)
    Bir inçlik uzunlukta kaç adet noktacık olduğunu temsil eder. Bu ölçüm daha çok ekran teknolojisi ya da sayısal baskı sistemlerinde kullanılmaktadır ve makinedeki fotoğraf kalitesini etkilemez.
    DPOF (Digital print order format)
    Arada bir bilgisayar olmaksızın bir sayısal kameranın, yine DPOF destekleyen bir yazıcıya doğrudan bağlanarak çekilen resimlerin baskı yapılabilmesini sağlar.
    DR (Dynamic Range)
    Bakınız: Dinamik aralık
    DSLR
    Bakınız: SLR
    Düşük pozlama
    çekilen sahnenin pozlamasının olduğundan az yapılmasıdır.
    Enstantane
    Perde hızını gösterir. Ayarlandığı süre boyunca algılayıcının önündeki perdenin (obtüratör) açılıp kapanmasını sağlar. örneğin 1/60 perde hızı, ışığın algılayıcının üzerine saniyenin 1/60”²ında düştüğünü gösterir.
    Enstantane öncelikli çekim modu
    Fotoğraf makinelerinde S, T, olarak gösterilebilir. Kullanıcı çekim hızını belirler, kamera diyafram aralığına otomatik olarak karar verir.
    Enterpolasyon
    Enterpolasyonun sözlük anlamı “Bir serideki eksik verilerin hesaplanabilmesi için geliştirilen bir matematiksel yöntem”dir. Kısaca “Ara değeri bulma” da denebilir. Fotoğraf sektöründe yazılım aracılığıyla bir resim çözünürlüğünün matematiksel algoritma ile daha büyük hale dönüştürülmesi anlamına gelir. Mesela 10MP'lik bir fotoğraf dosyasının 16MP'ye çıkarılması bir enterpolasyondur. Bazı kompakt makineler bu yöntemi kullanarak aslında daha düşük piksel sayısı olan algılayıcılarını daha yüksek piksel sayısına sahipmiş gibi gösterir. Gene bazı makinelerdeki “digital zoom” denen özellik de enterpolasyon ile yapılır. Sonuçta elde edilen imajdaki piksel sayısı daha çok olsa da kalite anlamında bir kazanım olmaz, hatta kalite düşebilir.
    EV (Exposure value)
    Işık ölçüm değerini gösterir. ISO100, diyafram f1.0 ve perde hızı 1 saniyelik çekimle pozlanan sahnenin ışık değeri “0 EV” olarak tanımlanır. Buradan yola çıkarak ISO100 ”“ f1.4 ”“ 1sn'lik ışığın 1 EV; ISO100 ”“ f1.4 ”“ 1/2sn'lik ışığın 2 EV olduğunu bulabiliriz. “Güneşli 16” kuralı da buradan gelmektedir. Güneşli havalardaki EV değeri ortalama 15 EV'dir, bu da ISO100 ”“ f16 ”“ 1/125'e denk gelmektedir.
    EV (Exposure value) Compensation
    Bakınız: Pozlama telafisi
    EVF (Electronic Vinewfinder)
    Bakınız: Viewfinder
    EXIF
    Fotoğraf makineleri fotoğrafın hangi ayarlarda çekildiğini belirten bir bilgi dosyasını resmin içine gizlerler. Bu dosyada fotoğraf çekerken hangi ISO değerinin kullanıldığı, diyafram açıklığı, perde hızı, beyaz ayarı gibi çekimle ilgili çeşitli bilgiler vardır. Bunlar bir sayısal kameranın JPEG ile oluşturduğu her bir resmin içinde kamera ve pozlama ile ilgili yazmış olduğu bilgiyi ifade eder ki bir çok resim işleme programı bu bilgiyi tanıyıp size sunabilir ve hangi kamera ile hangi poz değerleriyle resim çekmiş olduğunuzu bu sayede bilebilirsiniz. Bu şekilde çekimle ilgili bu bilgiler popüler resim işleme programlarının tamamı tarafından algılanıp gösterilebilir.
    Exposure
    Bakınız: Pozlama
    Exposure Bracketing
    Bakınız: Bracketing
    Exposure Compensation
    Bakınız: EV Compensation
    Extension tube
    Bakınız: Uzatma tüpü
    f-stop
    Bakınız: Diyafram Değeri
    Fill Flash
    Bakınız: Dolgu flaşı
    Filtre
     
     
     
     
     
     
    Fotoğraf makinesinin objektifine gelen ışığı süzmede kullanılan özel araçlardır. Cam, asetat, jelatin ya da benzeri malzemeden üretilirler. Birçok objektifin tam önüne, bazılarının arkasına yerleştirilerek çekim yapılır. Bazı modellerde fotoğrafa uygulanan özel efektlere de “filtre” denilmektedir.
     
    Filtre çapı
    Filtreler genellikle objektiflerin ön taraflarına vidalanırlar, bu yüzden filtrelerin çapıyla objektiflerin ön bağlantı noktalarının çapı birbirine uygun olmalıdır. örneğin objektifinizin ön çapı “67mm” ise satın almanız gereken filtrenin çapı da 67mm olmalıdır.
    Firmware
    Bakınız: Bellenim
    Fish-Eye
    Bakınız : Balık Gözü
    Fixed Aperture
    Bakınız: Sabit diyafram
    FL (Focus Lock)
    Bakınız: Odak kilidi
    Flare
    Bakınız: Parlama
    Flash
    Bakınız: Flaş
    Flash Sync
    Bakınız: Flaş senkronizasyon hızı
    Flaş
    Bazılarının hala “flash” dediği, fotoğraf çekimi sırasında pozlama yapılan ortamı anlık olarak aydınlatmaya yarayan ışık kaynağıdır. Genellikle fotoğraf makinelerine entegre (İngilizce: built-in flash) olarak gelir ancak gelişmiş modellere ayrıca flaş üniteleri de takılabilir (İngilizce: External flash). “Flash” olarak yazmanın anlamı yoktur. “Schizophrenic”e şizofren, “telephone”a telefon diyorsak “Flash”a da “Flaş” dememek komiktir: Türkçe'de “sh”, “sch” ya da “ph” diye bir kalıp yoktur.
    Flaş senkronizasyon hızı
    Fotoğraf makinesinin flaş ile aynı anda çekebildiği maksimum perde hızı. Bu hız DSLRlarda 1/125 ile 1/500 arasında değişir. Bazı harici flaş sistemleri 1/8000'e kadar çekime izin vermektedir.
    Focal Length
    Bakınız: Odak mesafesi
    Focal Length Magnifier
    Bakınız: Kesme çarpanı
    Focus Assist
    Bakınız: Odaklama yardımcı ışığı
    Format
    Sayısal cihazların ve yedekleme birimlerinin içindeki bilgilerin silinerek sıfırlanması ve sıfırdan kullanıma hazır hale getirilmesi demektir.
    FOV (Field od View)
    Bakınız: Görüş açısı
    FPS (Frame Per Second)
    Saniyedeki kare sayısı demektir. Fotoğraf makinelerinde saniyede çekilen fotoğraf sayısını, video çeken cihazlarda filmin saniyede kaç kare ile çekildiğini gösterir. Video için saniyede 24, 25, 29.97, 30, 50, 60 kare gibi değerler sık kullanılan değerlerdir. Video sektöründe “Frame rate” olarak da anılabilir.
    Free working distance
    Bakınız: Temiz çalışma mesafesi
    Gama
    Sayısal kamera dilinde, bir eğriye göre bir fotoğraftaki kontrast değerinin ölçümüdür. Bu eğri her pikselin algılandığı sayısal değeri ile (0-255 arası diye düşünün) gerçek parlaklık değeri arasındaki ilişkiyi gösterir. Gamma değeri arttıkça kontrast artar, ayrıca sahne genel olarak kararır. 1.0 gama değeri çok parlak görüntü verirken günümüzde neredeyse standart haline gelmiş gama 2.2 değeri (1/2.2 olarak da gösterilir) göze hoş gelen hafif kontrastlı bir görüntü verir.
    Geniş açı
    Genelde 50mm ve altındaki odak mesafesi için kullanılır. 24mm altındaki açılar “çok geniş açı ”“ ultra-wide angle” olarak adlandırılır.
    Görüntü algılayıcısı
    Sayısal fotoğraf makinelerinde ışığa duyarlı olan ve görüntünün oluşturulmasını sağlayan bölümdür. CCD veya CMOS tipinde olan bu bölümün kalitesi ve içindeki ışığa duyarlı hücrelerin sayısı elde edilecek fotoğrafın kalitesini ve çözünürlüğünü belirler.
    Görüntü çözünürlüğü
    Temelde, bir gövde+objektif sisteminin ne kadar detay verdiğini anlatmak için kullanılır. Burada algılayıcının verebildiği detay kadar, gövdeye takılı olan objektifin çözebildiği detay miktarı da önemlidir. Sonuçta oluşan fotoğraftaki çözünürlük toplam piksel sayısına değil, piksellerin kalitesine bağlıdır. örneğin 12 milyon piksele sahip Canon 5D, zamanımızda yaygınlaşan 16-18-20 milyon piksele sahip kompakt makinelerden daha çok çözünürlük verir. 16 milyon pikselli bir gövde ve düşük kaliteli bir objektiften alacağınız çözünürlük, 12 milyon pikselli gövde ve yüksek kaliteli bir objektiften düşük olabilir.
    Photoshop benzeri imaj işleme programlarında “çözünürlük” bazen baskı çözünürlüğü ile eşdeğer anlamlı kullanılır. Bunun için bakınız: DPI.
    Görüntü işleme
    Kamera dilinde bir görüntünün kamera tarafından yakalanıp kaydedilmesine kadar geçen işleme denir.
    Görüntü oranı
    Fotoğrafın yatay ve dikey boyutunun oranını gösterir. Genellikle kullanılan oranlar 3:2, 4:3, 16:9, 5:4'dir. Kompakt makinelerin çoğu ve m4/3 sistemi 4:3 oranlı görüntü oluştururken DSLRlar 3:2 oranlı çekimler yapabilir. 16:9 daha çok video çekimlerinde gerçekleşen bir orandır.
    Görüş Açısı
    Bir objektifin pozlama yaptığı ortamdaki alanın (açının) büyüklüğünü simgeler. Bu alan, çekim yapılan nesnenin objektife olan uzaklığına bağlı olarak değişmekle birlikte aynı zamanda kullanılan lense de bağlıdır. Odak değeri (mm cinsinden) arttıkça görüş açısı daralır.
    Gray Card
    Bakınız: Gri kart
    Gri kart
    Daha çok beyaz ayarını doğru yapmak için kullanılır. Orjinali 20×25,5cm boyutunda ve 32mm kalınlığında, ön yüzü beyaz ışığın %18'ini yansıtan gri renkli, arka yüzü ise beyaz ışığın %90'ını yansıtan yüzeylerden oluşan bir karttır (“Kodak nötr test kartı” diye de geçer). Modern makinelerde bazen bu kart yerine tam beyaz bir yerden beyaz okuması alınması daha iyi sonuç verebilir.
    GN (Guide Number)
    Bakınız: Kılavuz numarası
    Güneşlik
     
     
     
     
     
     
    Pozlama sırasında istenmeyen ışıkların objektife düşmesini engellemeyi amaçlayan ve objektifin ucuna takılan silindir şeklinde plastik ya da metal kısımdır. Güneşlik de denebilir (Türkçe'de yaygınca kullanılan “parasoley” de “güneşlik” anlamına gelir).
     
    Gürültü
    çekim esnasında yeterli ışık olmaması, algılayıcı kalitesi, yüksek ISO değeri, yüksek kontrast, sahnede büyük oranda tek renk bulunması (örneğin mavi gökyüzü) gibi sebeplerden oluşabilecek hatalı piksellerdir. “Gürültü”, “kumlanma” da denebilir.
    HDR (High Dynamic Range)
    Yüksek dinamik aralık anlamına gelip zamanımızda HeDeR edilmiş fotoğraf olarak uygulanır. Yüksek kontrastlı sahnelerdeki parlak ve karanlık bölgelerdeki detayları aynı anda tek çekimde yakalayabilecek algılayıcı ya da film henüz icat edilmedi, bu yüzden farklı pozlamalarda birden fazla fotoğraf çekerek (bkz. Basamaklama) sonradan birleştirme yöntemiyle bu bölgelerdeki detaylar açığa çıkarılmaya çalışılır. Bu yönteme “HDR Photography” denir, ve böyle yüksek kontrastlı sahnelere de “yüksek dinamik aralığa sahip” denir.
    HDSLR
    Yüksek tanımlı video çekebilen DSLRlara verilen isimdir. 2013 yılı itibariyle bütün DSLRlar ve aynasız makineler yüksek tanımlı video (720p ve üzeri) çekebilmektedirler.
    HDTV (High Definition Television)
    Yüksek tanımlı televizyon demektir. Normalde televizyon ekranındaki saniyede yatay satır okuma hızı 525 satır iken bu teknoloji televizyon ya da görüntü sistemlerinde saniyede satır tarama hızı 1125 satırdır ki bu daha kaliteli görüntü demektir.
    Hızlı objektif
    Diyafram değeri f2.8 ya da daha az olabilen objektiflere verilen isim. Bu tür objektifler diğerlerine gore daha fazla ışık toplayabildiğinden daha fazla perde hızlarına izin verirler, bu yüzden “hızlı” olarak adlandırılırlar.
    Hiperfokal Nokta
    Bu noktayı teorik olarak şöyle tarif edebiliriz: Fotoğraf makinesi sonsuza odaklandığında, netlik bozulmadan makinenin objektifine olan en yakın mesafedeki noktadır. Objektifi bu mesafeye odaklarsanız, oluşacak net alan derinliği “teoride” bu mesafeinin yarısı ile sonsuz arasındadır, bu yüzden sonsuz mesafeler bile net çıkar (gene teoride).
    Histogram

    Fotoğrafta oluşan muhtemel kontrast hatalarını tanımlamak ve düzeltmek için kullanılır. Amacı pozlama yapılan ortamdaki ışık yoğunluğunu ölçmek ve bunu derecelendirmektir. Histogram grafiğinde ekranın solunda yoğunlaşan çizgiler fotoğrafta karanlık noktaların yoğunluğunu, ekranın sağındaki çizgilerse aydınlık noktaların yoğunluğunu temsil eder.
    Hue
    Bakınız: Renk özü
    Image Processing
    Bakınız: Görüntü işleme
    Image Resolution
    Bakınız: Görüntü çözünürlüğü
    Image Sensor
    Bakınız: Algılayıcı.
    Image Stabilization
    Bakınız: Titreşim azaltma
    Interpolation
    Bakınız: Enterpolasyon
    IQ (Image Quality)
    Fotoğrafçılıkta “Görüntü kalitesi” anlamına gelir. Belli bir tanımı yoktur, kişiden kişiye değişebilir.
    Işık saçılması
    Işık opak (ışık geçirmeyen) bir objenin kenarlarından geçerken “dağılır”. Bir lambanın önüne madeni bir para koyup duvarda gölge oluşturursanız, oluşan gölgenin kenarlarının keskin olmadığını görürsünüz. Aynı şekilde, çok ufak açıklıklardan geçen ışık da saçılır. Objektiflerde çok büyük diyafram değerleri kullanınca (f22 gibi örneğin) keskinliğin ve kontrastın azalmasının ana sebebi budur. Algılayıcı boyutu ne kadar azsa ışık saçılması o kadar ufak diyafram değerinde başlar, örneğin kompakt makinelerde ışık saçılması f4 gibi çok ufak diyafram değerlerinde görülür.
    Işık Siperliği
    Bakınız: Güneşlik
    Işık ölçer
    Pozlama yaparken nesneden yansıyan ya da nesneye düşen ışığın miktarını ölçmeye yarayan bir cihazdır. Bu cihazın gösterdiği ışık değerine göre gerekli diyafram ve deklanşör çekim hızı ayarı yapılır.
    Işık ölçümü
    Kadrajdaki sahnedeki ışığın şiddetini ölçme işlemidir. 4 ana ölçüm metodu vardır, ölçüm yapılan alana gore sıralarsak: Nokta ölçüm (spot), kısmi ölçüm (partial ”“ sadece Canon DSLRlarda), merkez ağırlıklı ölçüm (center weighted), Değerlemeli/Matriks (Evaluative/Matrix ”“ Bazı modellerde ismi değişebilir) ölçüm.
    ISO
    Klasik fotoğrafçılıkta ASA olarak bilinen bu kavram, sayısal fotoğrafçılıkta algılayıcının ışığa karşı olan hassasiyetini ifade eder. ISO değeri arttıkça görüntü algılayıcısının ışığa olan hassasiyeti artar, ISO değeri azaldıkça algılayıcının ışığa hassasiyeti azalır. Genelde Auto, 100, 200, 400, 800 gibi standart rakamlarla ifade edilir. Bazı makineler 1/3lük ya da 1/2lik duraklarla değişime de izin verebilir.
    JPEG (Joint Photographic Experts Group)
    JPG olarak da ifade edilir. En yaygın olan fotoğraf dosya formatıdır. Fotoğrafın 4, 8 veya 16 kat sıkıştırılarak muhafaza edilmesini sağlar. Sıkıştırma oranı arttıkça fotoğrafta gerçekleşen veri kaybı da çoğalır.
    Kalibrasyon
    Renk uygunluk ayarıdır. Monitörde gördüğümüz renkler ile baskıda gördüğümüz renklerin tonlarının uygunluk arz etmesidir. İyi kalibre edilmemiş bir monitörde gerçek renkleri göremeyiz. özellikle baskı alanların monitörlerini kalibre etmeleri önemlidir.
    Karşıtlık
    Bir görüntüdeki en parlak alanla en karanlık bölgenin arasındaki ışık değeri “karşıtlığı” belirler.
    Kesme
    Bir fotoğrafın belli bir kısmını fotoğrafın geri kalanından “kesip” almak demektir. Genellikle fotoğrafın istenmeyen bölümlerini çıkarmak ya da belli bir bölgeye dikkati çekmek için kullanılır.
    Kesme çarpanı
    35mm'den (tam kare algılayıcı) daha ufak algılayıcıların görüntüyü büyütme oranı. örneğin Nikon D7100 ile D600 ile aynı noktadan aynı objektiften yapılan çekimlerde, D7100'deki algılayıcı görüntüyü D800'e gore 1,5 kat daha fazla büyütür. İki gövdede de 300mm objektif kullanırsanız D7100'deki görüntü “sanki” 450mm objektif kullanıyormuş gibi görünür, dolayısıyla D7100'den daha fazla detay alırken aynı zamanda görüş açısı da daralır (450mm-300mm farkı yüzünden). Kesme çarpanı objektifin özelliklerini değiştirmez, sadece ufak algılayıcı yüzünden objektifte oluşan görüntünün daha ufak bir kısmını görmenizi sağlar.
    Kılavuz numarası
    Flaşların gücünü belirmek için kullanılan bir rakamdır. Kullanma kılavuzlarında bu değeri “GN” olarak bulabilirsiniz ve bu rakamlar genelde “feet” cinsinden verilir. Bu rakam genelde bir ISO değeriyle beraber verilir (örneğin “ISO200'de 43”). Bu rakamı çekeceğiniz objeye olan mesafeya bölerseniz kullanmanız gereken diyafram değerini bulursunuz. örneğin ISO100'de GN değeri 43 ise (feet cinsinden) ve çekeceğiniz kişiyle aranız 4 metre ise kullanmanız gereken f değeri 43/(4*3,28) = 3,2 çıkar, yani objektifinizde f3,2 kullanmanız gerekir.
    Kırmızı göz
    Genellikle iç çekimlerde ya da gece çekimlerinde flaşların insan gözüne çarpması ile gözde oluşan kırmızılığı ifade eder. Bu problemin ana kaynağı kameralardaki dahili flaşların objektife çok yakın olmasıdır. Flaşın objektiften uzakta olması bu sorunu azaltır.
    Kırmızı göz azaltma modu
    Kameralardaki dahili flaş modlarından biri olup kızıl göz yok edici flaş modu şeklinde ifade edilir. Bu modda çekimden hemen önce flaş patlatılır, böylece göz flaşa alışmış olur.
    Köşe kararması
    Genelde objektiften kaynaklanır, ama algılayıcının kenarlarına yeterince ışık gitmemesinden dolayı da köşe kararması olabilir.
    Landscape
    Bakınız: Yatay kadraj ya da Manzara modu
    Lateral Chromatic Aberration
    Bakınız: Yanal renk (kromatik) sapması
    LCD (Liquid Crystal Display)
    Bir çeşit ekran teknolojisidir. Renkli veya tek renk yani monokrom olabilir. Mesela kameralarda genellikle ön ve son izleme yapmak için hem renkli LCD ekran hemde bir takım makine ve çekim ayarları yapmak için monokrom LCD ekran bulunmaktadır.
    LED (light emitting diode)
    Işık saçan yarı iletken diye çevrilebilir. Genellikle elektronik aletlerde bir takım kontroller için kullanılan kırmızı, yeşil veya turuncu renkte ışık yayan ve cihazın herhangi bir bölümünün çalıştığını veya çalışmadığını gösteren ikaz işaretleridir. Günümüzde ışık kaynağı olarak ya da çeşitli ekranların üretimi için de (TV, telefon, fotoğraf makinesi vs..) kullanılmaktadır.
    Lens
    İki anlamı vardır: Fotoğraf makinelerinin önüne takılan objektif, ya da objektiflerin içindeki cam ya da polimer elemanlar. Lens elemanları objektifler içinde kullanıldığı için bu iki kavramı ayırmak önemlidir.
    Lens hood, lens shade
    Bakınız: Güneşlik
    LV (Live View)
    Bakınız: Canlı önizleme
    Makro Objektif
    çok yakından fotoğraf çekerken oluşan bozulmaları (renk bozulmaları, geometrik bozulmalar vs..) engellemek için içinde kayan eleman gibi özel lens elemanları bulunduran objektifler. Bazen “1:1 boyutta fotoğraf çekebilen objektifler” olarak tanımlansa da, birçok kaliteli makro objektifi 1:2 ve hatta daha az büyütme sağlar. Zeiss 50mm f2.0 Macro, Zeiss 100mm f2.0 Macro, Nikon 70-180mm Micro gibi objektifler 1:2 ve daha az büyütme vermelerine ragmen “makro objektifi” diye anılırlar çünkü içlerinde çok yakından odaklamaktan doğan sorunları azaltacak ya da yok edecek özel lens elemanları vardır.
    Manzara modu
    Kameralarda manzara çekimleri için fabrikasyon olarak oluşturulmuş bir hazır çekim modudur. Bu modda genelde mavi ve yeşil tonların doygunluğu ve ton karşıtlığı arttırılır.
    Merkez ağırlıklı ölçüm modu
     
     
     
     
     
     
    Bu modda makine görmüş olduğu alanın merkezindeki bir bölgeyi baz alarak pozlamayı oluşturur.
     
    Metering
    Bakınız: Işık ölçümü
    Mirror Lock-up
    Bakınız: Ayna kilitleme
    Monopod
    Bakınız: Tekayak
    Mount
    Bakınız: Bayonet
    MP (Megapiksel)
    1 milyon piksel.
    Multiple exposure
    Bakınız: çoklu pozlama
    ND FILTRE (Neutral Density Filter)
    Bakınız: Doğal yoğunluk filtresi
    NEF (Nikon Electronic Format)
    Nikon tarafından kullanılan bir RAW resim dosya formatıdır.
    Noise
    Bakınız: Gürültü
    Nokta ölçüm modu
    Bu ölçüm yönteminde ışık yalnız küçük bir noktadan hesaplanır. Bazı modeller sadece orta noktadan ölçüme izin verirken bazı DSLR modelleri odaklanılan noktadan nokta ölçümü almaya izin vermektedir.
    Normal objektif
    Yaklaşık göz perspektifi gibi görüntü veren objektife denir. Farklı kaynaklarda 43mm-58mm arasındaki objektiflere “normal” denilmiştir. APS-C algılayıcılarda 35mm, m4/3 sistemlerde 24-25mm ve tam kare gövdelerde 50mm objektifler en çok kullanılan “normal” objektiflerdir.
    Odak mesafesi
    “mm” olarak ifade edilir. Objektifin gelen ışığı düşürdüğü mesafeyi ifade eder. Odak mesafesi düştükçe görüş açısı artar, odak mesafesi arttıkça görüş açısı düşer. örneğin 18mm bir objektif 55mm bir objektiften daha geniş bir alanı tarayabilir.
    Odak kilidi
    Odaklama yapılan nesneye kilitlenmeyi sağlayan bir özelliktir. Bu işlem genelde deklanşöre yarım bastığınızda, bazı makinelerde ise ayrı bir düğmeye bastığınızda gerçekleşir.
    Odaklama yardımcı ışığı
    Işık yetersiz olduğunda fotoğraf makineleri odaklamakta zorlanırlar. Odaklamanın doğru yapılabilmesi için bazı makinelerde kırmızı, beyaz ya da sarı renkli bir LED ışığı bulunur. Bu ışık objektifin gördüğü noktayı aydınlatarak odaklamaya yardımcı olur. Canon DSLRları gibi bazı gövdeler dahili flaşlarını seri olarak patlatarak odak yardımcı ışığı oluştururlar. Harici flaşların birçoğunda odaklama yardımcı ışığı bulunuz.
    OLED (Organic Light Emitting Diode)
    Bir ekran teknolojisidir. LCD'ye göre daha ince ve 160 dereceye kadar yandan hiç sorunsuz parlak görüntü verebilen bir ekran teknolojisidir. Arka ışığa ihtiyaç duymadığı için LCD lere göre daha az enerji harcar ve daha canlı ve parlak görüntü verebilir.
    Optical Viewfinder
    Bakınız: Viewfinder
    Optical Zoom
    Bakınız: Optik yaklaştırma/uzaklaştırma
    Optik bozulmalar
    Objektif hatalarından oluşan bozukluklardır. Renk bozulmaları, kedi gözü efektleri, eğrisel geometrik bozulma, odaklanma düzleminin doğrusal olmaması gibi bozukluklar bunlara örnektir.
    Optik yakınlaştırma/uzaklaştırma
    Bir objektifin odak mesafesi değişebiliyorsa (örneğin 18-55mm kit objektifler) o objektifte “optik yaklaştırma/uzaklaştırma” özelliği vardır. Bu yaklaştırma/uzaklaştırma işlemi, objektifin içindeki lens elemanlarını hareket ettirerek yapılır.
    OSS (Optical Super SteadyShot)
    Bakınız: Titreşim azaltma
    Otomatik odaklama
    Kadrajlanan obje veya alanın kamera objektifi tarafından otomatik olarak netlenmesi diye tanımlanabilir.
    Otomatik pozlama
    Mevcut ışık şartlarında makinenin en uygun pozlamayı otomatik olarak kendiliğinden yapması anlamına gelen bir sistemdir.
    Over Exposure
    Bakınız: Aşırı pozlama
    Panorama
    Bir kameranın tek bir kareninkinden çok daha geniş bir alanda çekim yapabilme kabiliyetidir. Bu tür çekimler yanyana çekilmiş 2'den fazla fotoğrafı daha sonra bir yazılım aracılığıyla birleştirerek yapılır. Bazı fotoğraf makineleri bu işlemi fotoğraf çekimi sırasında da yapabilir.
    Parallax Hatası
    Bazı fotoğraf makinesi sistemlerinde optik bakaç ile objektifin gördüğü kadraj biribiryle aynı değildir. özellikle Leica M sisteminde ve optik bakaçlı bazı kompakt makinelerde bu durum söz konusudur. Bakacın çıkış noktası objektifte değil objektifin hemen yanındadır. Telefoto çekimlerde bu sorun çok oluşturmaz, normal açılı (60-35mm arası) çekimlerde paralaks hatası vardır ama bu duruma alışması kolaydır, yakın mesafeli çekimlerde ise bu hata çok belirgindir. DSLR ya da aynasız fotoğraf makinelerinde bu sorun yoktur çünkü bakaç her zaman objektifin gördüğünü gösterir.
    Parasoley
    Bakınız: Güneşlik
    Parlaklık
    Sayısal bir görüntüdeki her bir pikselin siyahtan beyaza doğru olan parlaklık değeridir. Genellikle parlaklıkta 0 değeri siyahı, 255 değeri ise beyazı ifade eder.
    Parlama
    Işığın lens elemanından geçmek yerine bir miktarının yansımasıyla oluşan etki. Bu durumda karşıtlık azalır, fotoğraf karesinin çeşitli yerlerinde istenmeyen renkler ortaya çıkabilir.
    PC
    Fotoğrafçılıkta standart olan bir tür flaş bağlantısı.
    Pentaprizma
     
     
     
     
     
     
    Aynadan gelen görüntünün optik bakaca doğru olarak gönderilmesini sağlayan cam prizma. Bu cam parçayı üretmek büyük bir maliyettir, bu yüzden gurus seviyesi ucuz DSLRlarda bunun yerine “pentamirror” denen ayna sistemi kullanılır. Bu ayna sistemi daha karanlık bir görüntü verir.
     
    Piksel
    Bir algılayıcı veya ekran teknolojisinde kullanılan çözünürlük bilgisindeki her bir noktayı ifade eder. Türkçe'ye piksel olarak çevrilmiştir. Mesela 640×480 boyutunda bir fotoğrafta 307200 adet nokta bulunur ki bu noktaların her birine piksel denir.
    Polarize filtre
    Cisimlerden yansıyan ışınları kesen bir filtre tipi. Yansıyan ışınlar genelde cisimlerin kontrastını azalttığı için manzara çekimlerinde kullanılması tavsiye edilen bir filtredir.
    Pozlama
    Işık bilgisinin objektiften geçerek algılayıcı üzerine düşmesi ile resmin sayısal olarak oluşması da denebilir. “çekim” ya da “Poz” olarak da kullanılabilir.
    Pozlama telafisi
    Sayısal kamera dilinde artı/eksi yönde yani daha parlak ya da daha karanlık yönde kameranın yapabildiği pozlama değerini ifade eder. EV değeri birçok makinede +2.0 ile -2.0 arasında değişen bir cetvelde ortam aydınlatması veya karartmasının belirli ölçeklerde gerçekleştirilmesini sağlar, bazı DSLRlar -5 ve +5 EV arasında oynamaya izin verir.
    PPI (pixel per inch)
    Her bir inçe düşen piksel sayısı demektir.
    Prime Lens
    Bakınız: Sabit odaklı objektif
    Programmed AE
    Fabrikasyon olarak programlanmış otomatik pozlamaya işaret eder. Bu ayarlamada kamera diyafram ve çekim hızı değerlerini otomatik olarak oluşturur. Tam otomatik çekime benzer ama daha fazla kontrol imkanı verir.
    Rangefinder
    Türkçesi “telemetre” veya “uzaklıkölçer”dir. Günümüzde Leica benzeri makinelerin kullandığı sistemdir.
    RAW dosyası
    Fotoğraf makinesi algılayıcısında oluşan tüm bilgiyi saklayan dosyadır. Bütün DSLRlar ve aynasız makineler, ayrıca bazı kompaktlar Raw olarak dosya oluşturabilir. JPEG, TIFF gibi hazır fotoğraf dosyası değildirler, fotoğrafa dönüşmeleri için bazı özel yazılımlarla işlenmeleri gerekir.
    Red-Eye
    Bakınız: Kırmızı göz
    Red-Eye Reduction Mode
    Bakınız:Kırmızı göz azaltma modu
    Renk özü
    Temel renklerin bütün oranını ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Işığın renk değeri de denebilir. örneğin kırmızı, yeşil, mavi gibi kavramlar aslında “renk özü”nü tanımlamaktadır.
    Renk sıcaklığı
    “Kelvin” birimiyle gösterilir. Sarı renkten maviye kadar Kelvin değerleri artar. Mum ışığı yaklaşık 800 Kelvin, açık bir havada masmavi gökyüzü ise yaklaşık 10.000 Kelvin'dir.
    Renk uzayı
    Algılayıcıda, baskıda ya da monitored gösterilebilen renklerin uzayını temsil eder. Günümüzde en yaygın kullanılanlar sRGB ve Adobe RGB renk uzaylarıdır.
    Resolution
    Bakınız: Image Resolution
    RGB (Red Green Blue)
    “Kırmızı, Yeşil ve Mavi” tonları ile oluşturulan renk modelini temsil eder. Bu modda her rengin 256 tonluk (2^8) bilgileri saklanabilir.
    Sabit diyafram
    Normalde değişken odaklı objektifler geniş açıdan dar açıya doğru gittikçe diyafram artar. Eğer bir objektif sabit diyaframlıysa geniş açıdan dar açıya giderken diyafram açıklığı sabit kalabilir. örneğin 18-55mm kit objektifler değişken diyaframlıdırlar, 18mm'de f3.5 olan maksimum diyafram değeri 55mm'de f5.6'ya iner (rakam arttıkça diyafram açıklığı ufalır). Buna karşılık 24-70mm f2.8 objektifleri hem 24mm'de hem 70mm'de f2.8 olarak kullanabilirsiniz.
    Sabit odaklı objektif
    Odak uzunluğu değişmeyen objektiflere verilen isimdir. 24mm f1.4, 50mm f1.8, 300mm f2.8 gibi objektifler sabit odaklı objektiflerdir.
    Saturation
    Bakınız: Doygunluk
    Sayısal yaklaştırma
    Kamerada kullanılan bir yazılım aracılığıyla yapılan fotoğrafı büyütme eylemidir.. Bu tür büyütmeyi bir resim/fotoğraf düzenleme programında da (Gimp, Paintshop, Photoshop vs..) yapmak mümkündür. Buna interpolasyon ile yapılan büyütme de denir. Bu işlem sonucunda netliğin bozulması ve fotoğraf kalitesinin düşmesi kaçınılmazdır. Video çekimlerinde sayısal yakınlaştırma bir değere kadar kaliteyi gözle farkedilemeyecek kadar az etkileyebilir.
    Sayısallaştırma
    Analog bir görüntünün veya sesin bilgisayar ortamına taşınabilmesi için sayısala dönüştürülmesi demektir.
    Sepia
    Bazı kameralarda kullanılan sayısal efektlerden birini ifade eder. Sepia çekimleri daha çok kahverengi tonajlı tek renk şeklindedir.
    Scanner
    Bakınız: Tarayıcı
    Shutter
    Bakınız: Deklanşör
    Shutter Lag
    Bakınız: Deklanşör gecikmesi
    Shutter Priority AE
    Bakınız: Enstantane öncelikli çekim modu
    Shutter Speed
    Bakınız: Deklanşör hızı
    Sıkıştırma
    Fotoğraf sektöründe “imaj dosyalarının boyutlarını belli algoritmalara gore ufaltma” anlamında kullanılır. Normalde sıkıştırılmamış dosyalar çok büyüt boyutlarda olurlar (Sıkıştırılmamış TIFF dosyaları 50-300MB boyutlarına kadar çıkabilir). Bunun önüne geçmek için fotoğraftaki bilgilerin bir kısmı insan gözünün farkedemeyeceği şekilde sıkıştırılır, böylece benzer kalitede daha ufak dosya boyutlu bir fotoğraf elde edilir. En yaygın olarak kullanılan sıkıştırma formatı “JPEG”dir. JPEG dosyaları yaygın olarak 1:4 ve 1:16 oranlarında sıkıştrılarak saklanır. Sıkıştırma esnasında resim dosyasında her ne kadar bir çok kimse tarafından anlaşılamasa da veri kaybının olduğunu unutmamak gerekir. TIFF de istenirse sıkıştırılabilen formatlardandır.
    Sıkıştırma bozulması
    JPEG sıkıştırma algoritmaları yüzünden ya da bazen objektiften ötürü resim üzerinde oluşan renk, detay veya şekil bozulmalarını ifade eder.
    Slow Sync
    Bakınız: Yavaş eşleme (senkronizasyon)
    SLR (Single Lens Reflex)
    Objektiften gelen ışığın bir ayna ya da ayna + prizma sistemiyle bakaca yansıtıldığı fotoğraf makinesi sistemidir. Hem kadrajlama hem de çekim için ışığın içinden geçerek pozlanması bu objektiften gerçekleşir. SLR sistemde imaj film üzerinde oluşturulur. Modern SLR sistemlerinde imaj sayısal algılayıcıda oluşturulur ve bu sistemlere DSLR denir (Digital SLR).
    Spot Metering
    Bakınız: Nokta ölçüm modu
    Sürekli otomatik odaklama
    Deklanşöre yarım bastığınızda otomatik odaklamanın sürekli yapılması demektir. Bazı kompakt makinelerde bu ayarı seçerseniz siz deklanşöre basmasanız bile otomatik odaklama sürekli yapılır. Bazı fotoğraf makinelerinde video çekimi sırasında da sürekli otomatik odaklama yapılabilir.
    Tampon bellek
    Herhangi bir hafıza alanında geçici bir kayıt alanının oluşumudur. Fotoğraf makineleri fotoğrafı çekince karta yazmadan önce ışık bilgisini önce tampon belleğe yazarlar, oradan karta aktarırlar. Büyük dosya boyutu olan ya da saniyede çok fazla sayıda kare çeken (örneğin saniyede 10 kare) makinelerde büyük tampon bellek bulunması gerekir, tampon bellek ne kadar ufaksa seri çekim hızı o kadar hızlı bir şekilde düşecektir.
    Tarayıcı
    Kağıt veya film üzerindeki resim veya yazı gibi bilgileri üzerinden geçerek tarayan ve bilgisayar ortamına geçebilmesini sağlayan optik bir cihazdır.
    Tekayak
    Bir ayaklı, üzerine makinenizi monte edip sabitleyebileceğiniz bir alet. üçayak kadar etkili olmasa da genelde çekimlerde 1-2 durak arası etkisi olabilir. özellikle ağır objektiflerle kullanmak çekimi kolaylaştırır, ayrıca yanınızda taşımak üçayağa gore daha kolaydır.
    Teleconverter
    Bakınız: Teledönüştürücü
    Teledönüştürücü
    Objektiflerin odak uzunluklarını arttırmaya yarayan, içinde optik elemanlar bulunan dönüştürücü tipi.
    Telefoto
    Genellikle 60mm ve üzerinde odak mesafesine denir. Bu objektifler “dar açılı” olarak da anılır. örneğin Canon 55-250mm IS, Nikon 300mm f4 AF-S, Sony 135mm f1.8 dar açılı telefoto objektiflerdir.
    Temiz çalışma mesafesi
    Normalde objektiflerin minimum odaklanma mesafeleri algılayıcı-obje arasındaki mesafeyi gösterir. “Temiz çalışma meafesi” ise objektifin ön elemanı ile minimum odaklayabildiği mesafe arasındaki mesafedir. Yakın plan çekimlerde (özellikle makro) bu mesafe önemlidir. Odak uzunluğu arttıkça bu mesafe de artar.
    TIFF (Tagged Image File Format)
    Sıkıştırma yapmadan çekim imkanı sağlayan bir fotoğraf formatıdır. Bazı fotoğraf makineleri bu formatta çekmeye izin verir, birçok tarayıcı da taradığı görüntüyü TIFF olarak saklayabilir. Sıkıştırma yapmadan dosya oluşturulabildiği için görüntü kalitesi JPEG'den daha yüksektir ama dosya boyutları çok fazla olur (80MB'ın üzerinde). Birçok imaj işleme programı bu formatı tanır. 12-16bit arasında veri depolayabilir, ayrıca TIFF formatı sıkıştırmaya da izin verir.
    Titreşim azaltma
    çekim sırasında oluşan titreşimi azaltmak için kullanılır. Bu titreşim el titremesi, ayna hareketi gibi sebeplerden oluşur. Titreşim azaltma sistemleri optik, gövde içinde veya sayısal olabilir. Canon'un titreşim azaltma sistemine IS (Image Stabilization), Nikon'unkine VR (Vibration Reduction), Sony'ninkine SSS (A bayonetli makinelerinde gövdede, Super SteadyShot) ve OSS (E bayonetli NEXlerin objektiflerinde, Optical Super SteadyShot), Pentax'ınkine SR (gövdede, Shake Reduction), Panasonic'tekine OIS ya da MOIS (Mega Optical Image Stabilization), Sigma'nınkine OS (Oprital Stabilization), Tamron'unkine VC (Vibration Compensation) deniyor.
    Ton
    Bir rengin aydınlık ya da karanlık değeri. Rengin “parlaklığı” da denebilir.
    Tripod
    Bakınız: üçayak
    TTL (Through-The-Lens)
    Işık ölçümünün objektiften gelen ışıkla yapıldığı sistemdir.
    Underexposure
    Bakınız: Düşük pozlama
    UV Filtre
    Güneşten gelen mor ötesi ışınları geçirmeyen filtreye verilen isim. Sayısal algılayıcılar UV ışınlarına hassas olmadığı için, UV ışınlarının çok yoğun olduğu yüksek dağlar haricinde kullanmaya gerek yoktur.
    Uzatma tüpü
    Algılayıcı ile objektif arasında mesafeyi arttıran tüplerdir. Bu mesafe artınca objektifin daha yakına odaklayabilmesi mümkün olduğu için uzatma tüpleri makro çekimlerde kullanılır. Standart bir objektifi uzatma tüpü sayesinde makro objektif gibi kullanmak mümkündür.
    üçayak
     
     
     
     
     
     
    üç tane ayağı olan, fotoğraf makinesinin sabit kalmasını sağlayan bir araç. Uzun pozlamalarda, makro çekimlerinde ya da ağır telefoto objektifler ile çekim yapıldığında faydalı.
     
    Viewfinder
    Bakınız: Bakaç
    White Balance
    Bakınız: Beyaz ayarı
    Wide Angle
    Bakınız: Geniş açı
    Yanal renk (kromatik) sapma
    Objektif içindeki lens elemanlarının farklı dalga boyundaki ışınları farklı oranda büyütmelerinden kaynaklanır ve çoğunlukla fotoğraf karesinin kenarlarında görülür.
    Yatay kadraj
    Yatay boyutun düşeyden daha fazla olduğu fotoğraf tipi için de kullanılır. Hemen her fotoğraf makinesi normal çekimde bu tip bir çerçeve oluşturur. “Portre” tip çekimlerde genelde yatayın düşeyden uzun olması istenir, bunu elde etmek için makineyi yan çevirmek gerekir. Bu şekilde fotoğraf makinesinin 90 derece açıyla döndürülüp çekilmiş pozlara İngilizce'de “portrait” denmektedir.
    Yavaş eşleme (senkronizasyon)
    Bazı kamera modellerinde yer alan bir dahili flaş modudur. Normal flaş modunda fotoğraf makineleri minimum 1/30-1/60sn arasında perde hızında çekim yaparlar, “Slow Sync” modunda çekim hızı ne kadar düşerse düşsün flaş gene de patlar. Bu ayar sayesinde objenin arka planının da fotoğrafta çıkması mümkün olur.
    Zoom Lens
    Bakınız: Değişken odaklı objektif
    VC (Vibration Compensation)
    Bakınız: Titreşim azaltma
    Vignetting
    Bakınız: Köşe kararması
    VR (Vibration Reduction)
    Bakınız: Titreşim azaltma
    Kemal Öztürk Turkoy

    Gönderen Kemal Öztürk Turkoy - Yer : Kütüphane -

    Fotoğraf makinalarında kullanılan modern diyaframlarda, merkeze yaklaştıkça kapanan, çevreye doğru açılan daire şeklindeki levhaların hareketleriyle objektif açıklığı sağlanabilmektedir. Sanayide iki ayrı vasatın arasında mutlak bir geçirmezlik gerekli görülen cihazlarda, bu geçirmezliği temin eden, kimyasal ve fiziki tesirlerle bu özelliğini kolay kaybetmeyen maddeler kullanılır. Bunlara da diyafram ismi verilmektedir.
    Kısaca ve anlaşılır şekilde anlatacak olursak fotoğraf çekildiği anda lensteki açıklıktır. Bunu yandaki fotoğrafa bakarak rahatça anlayabilirsiniz.Fotoğraf çekmek istediğinizde, deklanşöre bastığınızda ışık ışınları lensin izin verdiğiniz diyafram aralığından geçer ve sensörünüzde görüntüyü oluşturur. Yani ayarlarladığınız diyafram değeri, deliğin büyüklüğünü belirtir; bu da basit olarak ne kadar ışık istediğinizdir. Delik ne kadar büyük olursa o kadar fazla ışık sensöre düşer.
    Diyafram değerleri genellikle f-stoplarla ölçülür. Lenslerin de üzerinde mutlaka diyafram değerleri yazılır. Örneğin Canon EF 135mmf/2.0 L USM veya Nikon 24-85 f2.8-4D AF… Örnekteki Canon 135mm lens f2 sabit diyaframa sahipken Nikon 24-85 lens 2.8-4 aralığında diyafram belirtmiştir. Sabit diyaframa sahip lenslerin daha hızlı netleme yaptığını belirtelim, bu konuyu ileride daha detaylı göreceğiz.
    Diyafram değerleri nasıl ilerler?
    f/1, f/1.4, f/2, f/2.8, f/4, f/5.6, f/8, f/11, f/16, f/22, f/32 şeklinde ilerler. Bu değerler 1 f-stop değerini belirtir. Yani f-stop değeri ışığın 2 kat artacağını veya azalacağını belirtir. Yani f2.8 değerinden f4 değerine geçerseniz 1 stop daha düşük pozlama yapmış olacaksınız. Bunu kompanse edebilmek için enstantane değerinizi 1 stop yavaşlatabilirsiniz.
    Diyaframın alan derinliğine etkisi nasıldır?
    Diyaramın en önemli ve en etkili kullanım alanlarının başında alan derinliği gelmektedir. Diyaframı ne kadar fazla açarsanız o kadar sığ alan derinliği elde edersiniz. Üstteki fotoğrafta diyaframın alan derinliğine etkisini net şekilde görüyoruz. Aynı lens kullanılarak farklı diyaframlarda çekilmiş bir fotoğraf ve kısık diyaframda (rakam olarak daha büyük) alan derinliğinin çok fazla olduğu yani her yerin net olduğu görülüyor.
    Diyafram konusunu çalışırken en çok karıştırılan yerlerden biri de açık diyafram kısık diyafram olgusudur. Çünkü en başta ters orantılıymış gibi gelir. Kısık diyafram büyük rakamları gösterirken, açık diyafram da küçük rakamları ifade eder.
    Hangi durumlarda nasıl diyafram kullanılır?
    Portre fotoğraflarda: Genellikle arka planı flu yapmak istendiğinden açık diyafram kullanmak gerekir.
    Makro fotoğraflarda: Portre fotoğrafla benzerdir, konuyu önplana çıkarmak için açık diyafram tercih edilir.
    Manzara fotoğraflarda: Genellikle her yerin net olması istenir, bunu da kısık diyafram kullanarak elde edebilirsiniz.
    Gece fotoğraflarında: Işık genellikle yetersiz olduğu için alan derinliği arkaplana atılır, açık diyafram kullanılır.